Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1614 E. 2023/11261 K.

Konu: Tacirler Arasında Haksız Eylem Nedeniyle Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1614
Karar No
2023/11261
Karar Tarihi
Konu
Tacirler Arasında Haksız Eylem Nedeniyle Maddi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1 E., 2021/2679 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/841 E., 2019/197 K. Taraflar arasındaki tacirler arasında haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tekstil sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin mülkiyetinde bulunan İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, 1383 ada, 5 sayılı parselde kayıtlı 3.126 m² yüzölçümlü arsa üzerinde yaklaşık 500 m³ su depolama kapasitesine sahip su deposu, 150 m²’lik bina, günlük 600 ton su kapasiteli 450 metre derinliğinde artezyen kuyusu bulunduğunu, davalıların, müvekkili şirkete ait arsanın bulunduğu bölgede, Esenyurt Belediyesi’nin “Esenyurt İlçesi Sanayi Mahallesi Tem Otoyolu ile Evren Oto Sanayi Sitesi arası Haramidere Anakolu Dere Islah ve Yağmursuyu Bağlantı Projelerinin Uygulanması” işlerini ihale yolu ile aldığını, bu işlerin yapımı sırasında davalıların, müvekkili şirketin onay ve rızasını almaksızın müvekkiline ait arsanın üzerine ve etrafına 10 metre yükseklikte sıkıştırılmış 60.000 m³ civarındaki hafriyat toprağını döktüklerini, hafriyat dökülmesi sonucu arsa üzerinde bulunan su deposu, bina, artezyen kuyusunun kullanılamayacak ölçüde zarar gördüğünü, davacının artezyen kuyusundan elde ettiği suyu pazarladığını ve aylık 20.000 USD gelir elde ettiğini, haksız eylem sonucu 240.000 USD gelir kaybına uğradığını, davalıların 2012 yılı Nisan ayında başladıkları hafriyat dökümünde sehven hafriyat döküldüğünü ve oluşan bir zarar var ise tazmin edileceğini sözlü olarak bildirmesine karşın olumlu bir dönüş olmaması nedeniyle Bakırköy 29. Noterliğinin 14.06.2012 tarih, 18855 nolu ihtarnamesini keşide ederek iki aylık kazanç kaybı olan 40.000 USD zararın tazmini ile arsaya dökülen hafriyatın kaldırılması ve zarar gören su deposu, bina, su kuyusunun kullanılabilir ... getirilmesinin talep edildiğini, davalıların eyleminden kaynaklı zararın asgari 1.000.000 USD olduğunun ihtar edildiğini, davalılardan Doğu İnşaat Şirketinin Bakırköy 40. Noterliğinin 24.07.2012 tarihli cevabi ihtarnamesi ile beyanda bulunmuş ise de zararın halen tazmin edilmeyip hafriyatın kaldırılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların arsaya döktüğü hafriyatın kaldırılması ve zarar gören su deposu, bina ve su kuyusunda oluşan zararın tazmini için 40.000,00 TL ve gelir kaybı için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL’nin ihtarname tarihi olan 14.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 14.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 946.159,20 TL'ye artırmış; 15.06.2017 tarihli duruşmadaki beyanında, taşınmazın üzerine dökülen hafriyatla birlikte satıldığını, taşınmazın hafriyatsız haliyle satılabileceği değer ile hafriyatlı haliyle satılan değeri arasındaki farkı talep etmediklerini, buna ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, davalıların izin almadan hafriyat dökmek suretiyle bilirkişi raporunda belirlenen miktar kadar zenginleştiğini ve bu miktarı talep ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının ispata muhtaç olduğunu, müvekkili şirket alt taşeron olup kendilerine verilmiş olan İSKİ onaylı projeye göre çalışmayı kontrol mühendisleri nezaretinde yaptıklarını, herhangi bir sorumlulukları olmadığını, davacının keşide ettiği ihtarnameye verdikleri cevapla da ayrıca itirazlarını bildirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı BTC Petrol İnş. Tur. Dan. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının tespiti için davacının ticari defterleri ve vergi kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, iddiaya konu zararın davalı tarafından verildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığını, davacının davasını ispatlaması gerektiğini, kaldı ki zarara sebebiyet verdiği iddia edilen projenin Belediye ve İSKİ'nin onaylı projeleri ve kontrol mühendisleri nezaretinde gerçekleştirildiğini, işin projeye uygun olarak tamamlandığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda dava dilekçesinde belirtilen 500 m³ su depolama kapasitesine sahip su deposu, 150 m²'lik bina ve günlük 600 ton su kapasiteli 450 metre derinliğinde artezyen kuyusunun bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, dava tarihi itibari ile parsel üzerine dökülmüş bulunan 30.932 m³ toprağın kamyona yüklenip toprak döküm yerine nakil bedelinin 946.519,20 TL olduğu, ancak 07.08.2007-20.12.2013 tarihleri arasında dökülmüş olan 30.932 m³ toprağın kim tarafından döküldüğünün belirlenemediği, taşınmazın yargılama sırasında dava dışı bir şirkete satıldığı, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde toprağın nakil bedelini talep ettiği, ancak taşınmaz el değiştirdiğinden davacı tarafından nakil bedelinin de talep edilemeyeceği, davacının üzerindeki toprakla birlikte taşınmazı daha düşük bir bedelle üçüncü kişiye satmak zorunda kaldığından aradaki bedel farkını da talep etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılamada tanıklarının dinlendiğini, başkaca bilgi belge sunmadıklarını, davanın ispat olunduğunu, arsanın satılmış olmasının haksız fiilin neticelerini ortadan kaldırmadığını, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, zira vekalet ücretinin reddedilen miktar üzerinden değil dava açma tarihindeki miktar üzerinden takdir olunması gerektiğini, ayrıca dava safahatında görevsizlik kararı veren Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/416 Esas sayılı dosyası ile davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olup mükerrer şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince ıslah edilen miktar gözetilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/416 esas sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2017/1520 Esas sayılı kararı ile kaldırılması nedeniyle vekalet ücretine ilişkin hükmün dayanaksız kaldığı, yargılama safahatında görevsizlik kararı veren Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/237 Esas sayılı kararında ise vekalet ücretine hükmedilmeyip görevli mahkemede dikkate alınacağının belirtildiği, mükerrer tahsilat iddiasının icra mercileri nezdinde de ileri sürülebildiği, İlk Derece Mahkemesi kararında vakıa ve hukuki değerlendirme bakımından yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava sırasında rayiç bedelin altında bir bedelle satılmak zorunda kalınan taşınmaza davalıların izin almaksızın ve bedel ödemeksizin hafriyat dökmesi nedeniyle öncelikle dökme eyleminin durdurulması ve tazminat talebiyle davanın açıldığını, dinlenen tanıklarının beyanlarıyla eylemin davalılar tarafından gerçekleştirildiğinin ispat edildiğini, davalıların herhangi bir bedel ödemeksizin hafriyat dökmeleri nedeniyle bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiklerini, sunulan fotoğraflar ve uydu fotoğraflarında arsa üzerindeki depo ve müştemilatın görülmekte olduğunu, nitekim bir başka dava nedeniyle de bu arsa üzerinde bilirkişi tarafından da tespit yapıldığını, ancak aksi yönde değerlendirme yapıldığını, davanın gerek tanık beyanları gerekse Belediye ile davalılar arasındaki ıslah çalışmaları için düzenlenen sözleşme ile ispat edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı şirkete ait taşınmaza, davalı şirketlerin ilgili belediyeden ihale ile aldıkları ıslah ve yağmursuyu bağlantı projesi yapım çalışmaları sırasında 2012 yılı Nisan ayından başlayarak hafriyat dökmesi nedeniyle hafriyatın kaldırılması ve taşınmaz üzerindeki su deposu, bina ve su kuyusunda oluşan zararın tazmini ile artezyen kuyusundan elde edilen suyun pazarlanamaması nedeniyle oluşan gelir kaybı taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50 (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve 42) nci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1614, K. 2023/11261, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1614-e-2023-11261-k-65f11a689593