Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/158 E. 2023/11477 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/158
- Karar No
- 2023/11477
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/984-2021/983 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-42173 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulü/ İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/116374 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunduğunu, 10.12.2020 tarihinde davacının aracı ile başka bir aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının aracının hasar gördüğünü, taraflar arasında maddi hasarlı trafik kazası tutanağı düzenlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL araç hasar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 80.286,87 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında tanzim edilen poliçede Allianz Sigorta A.Ş. ile anlaşması olmayan marka yetkili servislere gidilmesi durumunda, hasar bedeli üzerinden % 25 oranında tenzili muafiyet uygulanacağı, onarımın yapılacağı ilde Allianz Sigorta A.Ş. ile anlaşmalı marka yetkili servisinin bulunmaması durumunda muafiyet uygulanmayacağı hususunda klozun yer aldığını, hükmedilecek tazminattan muafiyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan 10.08.2021 tarihli sigorta eksperi bilirkişi raporuna göre davacının aracındaki hasarın yedek parça bedeli ve işçilik tutarı olmak üzere KDV dahil 80.286,87 TL olarak hesaplandığı, davaya konu kasko poliçesinin “4.2 Muafiyetler başlıklı” bölümünde her bir hasarda 7.900,00 TL tutarında genel muafiyet uygulanacağı hususunda hüküm bulunduğu, bu nedenle hesaplanan 80.286,87 TL’den 7.900,00 TL genel muafiyet indirimi yapılması suretiyle davacının zararının 72.386,87 TL olarak belirlendiği, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.4.1 maddesinde düzenlenen hüküm gereğince davalı şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonra muaccel olacağı, davalı ... tarafından kasko kesin ekspertiz raporunun 26.11.2020 tarihinde düzenlendiği, bu sebeple davalının 26.11.2020 tarihinden itibaren 45 gün sonra 11.12.2020 tarihinde temerrüde düşeceği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 72.386,87 TL araç hasar tazminatının 11.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı lehine 10.210,29 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminatın fazla hesaplandığını, kazada hasarlanan parçalar araştırılmadan hesaplama yapıldığını, orijinal parça fiyatı üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesaplanan tutardan iskonto uygulanması gerektiğini, davalının davacıya 06.01.2021 tarihinde 8.918,51 TL tazminat ödediğini, bu ödemeye ilişkin dekontun ara karar ile dosyaya ibrazına karar verilmediğini, sonradan elde edilen delillerin davayı geciktirme amacı taşımaması halinde dikkate alınması gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında tanzim edilen poliçede Allianz Sigorta A.Ş. ile anlaşması olmayan marka yetkili servislere gidilmesi durumunda, hasar bedeli üzerinden % 25 oranında tenzili muafiyet uygulanacağı, onarımın yapılacağı ilde Allianz Sigorta A.Ş. ile anlaşmalı marka yetkili servisinin bulunmaması durumunda muafiyet uygulanmayacağı hususunda klozun yer aldığını, sigortalı aracın anlaşmalı serviste onarılmaması sebebiyle hükmedilecek tazminattan muafiyet indirimi yapılması gerektiğini, davalının KDV’den sorumlu olmadığını, avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığını, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; anlaşmalı serviste onarımı zorunlu kılan klozun 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 5 inci maddesi gereği haksız şart niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı vekilinin bu husustaki itirazının reddi gerektiği, gerçek zararın karşılanması kapsamında davalının KDV'den sorumlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aracındaki hasarın doğru bir şekilde tespit edildiği, davaya konu poliçenin kasko sigorta poliçesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 ve 8 inci maddeleri kapsamında avans faizine hükmedilmesi gerektiği, temerrüt tarihinde isabetsizlik bulunmadığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine AAÜT'ye göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kasko poliçesinin 08.10.2020-08.10.2021 tarihlerini kapsayacak şekilde düzenlendiği, ancak araç malikinin primleri ödememesi sebebiyle 24.10.2020 tarihinde zeyil düzenlenerek poliçenin 08.10.2020 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde iptal edildiğini, kaza tarihinde yürürlükte bulunan poliçenin olmadığını, davacının davalının haklarını bertaraf etmek suretiyle davalıya hasar ihbarını çok geç yaptığını, davacının davalı şirketin eksperine aracı göstermeden kendisi bilirkişi raporu alarak sigortacının inceleme yapmasına izin vermediğini, davacı ile müvekkili şirket arasında tanzim edilen poliçede Allianz Sigorta A.Ş. ile anlaşması olmayan marka yetkili servislere gidilmesi durumunda, hasar bedeli üzerinden % 25 oranında tenzili muafiyet uygulanacağı, onarımın yapılacağı ilde Allianz Sigorta A.Ş. ile anlaşmalı marka yetkili servisinin bulunmaması durumunda muafiyet uygulanmayacağı hususunda klozun yer aldığını, sigortalı aracın anlaşmalı serviste onarılmaması sebebiyle hükmedilecek tazminattan muafiyet indirimi yapılması gerektiğini, davalının KDV’den sorumlu olmadığını, avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığını, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedeli tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 ve 8 inci maddeleri ile 1401 vd. maddeleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 5 inci maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle dosya kapsamında davacı vekilinin poliçenin tanzim tarihi olan 08.10.2020 tarihinde peşin ödemenin yapıldığı ve taksitli ödemeler için de talimat verildiğine ilişkin sunduğu banka ekstresinin bulunduğu, davacının poliçenin tüm primlerini ödediği, buna rağmen davalının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarına göre davaya konu kasko poliçesini kazadan sonra 24.12.2021 tarihinde iptal ettiği, zeyilnamenin düzenlenme tarihinin 24.12.2021 olduğu, buna göre 10.12.2020 kaza tarihi itibariyle davalının kasko poliçesinden kaynaklanan zarardan sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.4.1 maddesinde düzenlenen hüküm gereğince davalı şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonra muaccel olacağının belirtildiği, davalı ... tarafından kasko kesin ekspertiz raporunun 26.11.2020 tarihinde düzenlendiği, bu sebeple davalının 26.11.2020 tarihinden itibaren 45 gün sonra 11.12.2020 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek, hükmedilen tazminata bu tarih itibariyle faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak 26.11.2020 tarihinin davaya konu kazadan önceki bir tarih olduğu ve ekspertiz raporuna sehven yazıldığı görülmüştür. Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.4.1 maddesinde “Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur.” hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamından, davacının tahkim yargılamasından önce davalıya 08.03.2021 tarihinde hasar ihbarında bulunduğu, bu tarihten itibaren 45 gün sonra 23.04.2021 tarihinde davalının temerrüde düştüğü anlaşılmış olup, Uyuşmazlık Hakem Heyetince yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. 3.Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 5.1. bendinde yer alan "11.12.2020" ibaresi çıkartılarak yerine "23.04.2021" ibaresinin yazılmasına, 5.3. bendinde yer alan "10.210,29 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.