Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/10370 E. 2025/16089 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10370
Karar No
2025/16089
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/732 E., 2022/1036 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/673 E., 2021/199 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat....... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Zonguldak Bölgesi üst klasman yardımcı hakemi olarak görev yapmaktayken davalı ... Merkez Hakem Kurulunun 23.07.2015 tarihli 2015-2016 sezonu hakem klasman kararıyla sebepsiz ve hukuka aykırı olarak hakemlik statüsünün düşürülerek en düşük kadro olan il hakemliği görevine getirildiğini, müvekkilinin bunun üzerine TFF Merkez Hakem Kuruluna, TFF Yönetim Kurulu ve TFF Tahkim Kuruluna başvurularda bulunduğunu, başvurularının gerekçesiz olarak reddedilmesi üzerine adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 28.01.2020 tarihli ... ... and others v. Turkey (App No 5506/16) kararıyla söz konusu işlemlerin müvekkilinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar verildiğini, bu kararın 22.06.2020 tarihinde kesinleştiğini, AİHM kararında müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesinin yanı sıra adil tazminin bununla sınırlı kalmayacağının belirtildiğini, ayrıca TFF Tahkim Kurulunun yapısal sorunlarının çözülmesine ve müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesine hükmedildiğini, müvekkilinin hukuka aykırı olarak işten çıkartıldığı süre boyunca işinin getirdiği maddi menfaatlerden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat, müvekkilinin hukuksuz olarak mesleğinden çıkartılması ve AİHM'nin ihlal kararına rağmen mesleğine başlatılmaması nedeniyle yaşadığı manevi zararın tazmini için de 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın futbolun yönetimine ve disiplinine ilişkin olup nihai karar merciinin Tahkim Kurulu olduğunu, Tahkim Kurulu kararlarının Anayasa 59 uncu maddesi uyarınca kesin olduğunu, Tahkim Kurulu kararlarına karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağını, davacının Tahkim Kurulu nezdindeki başvurusunun halen derdest olduğunu, bu nedenle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu olaya ilişkin Tahkim Kurulu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesin hüküm niteliğindeki kararlarının varlığı karşısında davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının AİHM kararına dayanarak maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceğini, davacının özgür iradesi ile hakemlikten istifa ettiğini, davacı lehine AİHM tarafından aynı konu ile ilgili olarak manevi tazminata hükmedildiğinden yeniden manevi tazminat talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1982 tarihli T.C. Anayasası'nın, B. Sporun geliştirilmesi ve tahkim başlıklı 59 uncu maddesinde; "Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur. (Ek fıkra: 17.03.2011-6214/1 md.) Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz." şeklinde hüküm bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b maddesinde yargı yolunun caiz olmasının dava şartları arasında düzenlendiği, aynı Kanunun 115 inci maddesinde de: "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklinde düzenleme yapıldığı, mahkemece yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamının incelenmesi sonucunda; davaya konu kararın futbolun yönetimine ve disiplinine ilişkin olduğu, bu kararlara ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yerinin Tahkim Kurulu olduğu, adli yargının görev alanına girmediği gerekçesiyle davada Tahkim Kurulunun görevli olduğu dikkate alınarak; mahkemenin görevsizliğine, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 inci maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5894 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri hakkında Kanun’un Anayasa Mahkemesince iptal edilen 5 inci maddesinin 2 nci fıkrasının ilk derece hukuk kurulları ile ilgili olup, tahkim kuruluna ve zorunlu tahkime yönelik herhangi bir iptal kararı bulunmadığının görüldüğü, aynı Kanun’un Tahkim Kurulu ile ilgili 6 ncı maddesinde “Tahkim Kurulu, bu Kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ve ilgili talimat hükümleri uyarınca TFF’nin yetkili organlarının ve kurullarının kararlarına karşı yapılan başvurular hakkında nihai karar verme yetkisine sahiptir.” şeklinde düzenleme bulunduğu, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 9 uncu maddesinin 8 nci fıkrasında; “Tahkim Kurulu, federasyon ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır.” hükmüne yer verildiği, TFF Ana Statüsünün 62 nci maddesinde de Tahkim Kurulunun görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre “1. Tahkim Kurulu, aşağıdaki karar ve düzenlemelere ilişkin uyuşmazlıkları ilgililerinin başvurusu üzerine inceleyerek kesin olarak karara bağlar: a) Federasyon ile kulüpler, hakemler, futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, oyuncu temsilcileri, sağlık personelleri ve diğer yetkililer hakkında Yönetim Kurulu tarafından verilen kararları,… f) ... Statüsü ve talimatları uyarınca nihai karar verme yetkisine sahip diğer kurulların verdikleri hukuki sonuç doğuran kararları,…'' şeklindeki hükme göre tahkim kurulunun kesin yetkili olduğunun düzenlendiği, TFF Ana Statüsünün “Merkez Hakem Kurulu"nu düzenleyen 43/4. maddesinde "Merkez Hakem Kurulu, TFF yetkisi dâhilinde üye kulüpler arasında oynanacak her türlü resmi veya özel müsabakaya hakem ve gözlemci atamak, IFAB tarafından belirlenen oyun kurallarına ilişkin uyuşmazlıkları karara bağlamak, il ve ilçelerde yerel hakem kurulları kurmak, hakemlere ve gözlemcilere Futbol Geliştirme Merkezi ile işbirliği içinde eğitim 27/46 vermek, klasmanlara ayırmak, işbu statü ve talimatlarda belirtilen diğer görevleri yapmakla yükümlüdür.” şeklinde düzenleme bulunduğu, dava konusu uyuşmazlığın kaynağının da TFF’nin kurulu olan Merkez Hakem Kurulunun davacı ile ilgili aldığı hakemlikle klasman düşürme kararı olduğunun açık olduğu, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliğinin 5 inci maddesinde “Tahkim Kurulu; Federasyon ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler arasındaki ihtilafları, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin sonuca bağlar……Spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi kararları ve sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrası, tatili, ertelenmesi gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebilir. Kurulun kararları kesin olup, bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi yargı organları nezdinde kanun yollarına başvurulamaz. Bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılamaz.” şeklinde bir düzenlemenin mevcut olduğu, Anayasa'nın 59 uncu maddesinde de spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceğinin hüküm altına alındığı, tahkim kurulunun kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz denilmekle dava konusu ve benzeri uyuşmazlıkların çözümü için zorunlu tahkim şartının getirilmiş olduğu, bu kapsamda tarafların sıfatı gereği aralarındaki “haksız olarak davacı hakemin statüsünü düşürmesi ve bundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine” yönelik uyuşmazlığın kanundan kaynaklanan zorunlu tahkim usulüne göre çözümlenmesi gerektiği, AİHM kararı gereğince ihlalin giderilmesi için de TFF Merkez Hakem Kurulunun davacıyla ilgili klasman düşürülmesi kararının incelenerek karar verilmesi gerektiğinden bu konunun da yine zorunlu tahkimin görev alanına girdiği anlaşıldığından, bu konuda adli yargı yerlerinin görevli olmadığının açık olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu tazminat talebinin sporun yönetimi veya disiplini ile ilgili bir uyuşmazlık olmadığını, davanın haksız olarak görevinden çıkartılan ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğrayan bir üst klasman yardımcı hakemin tazminat talebi olduğunu, görevsizlik kararının usule aykırı olduğunu, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, Anayasanın 59 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında; "Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir." şeklinde hüküm bulunduğunu, söz konusu düzenlemenin, futbolla ilgili tüm uyuşmazlıkların TFF Tahkim Kurulu tarafından çözüleceği gibi bir kural getirmediğini, anılan maddede zorunlu tahkimin sınırının açıkça "spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlar" olarak belirlendiğini, Anayasa Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli 2017/136 Esas, 2018/7 Karar sayılı iptal kararında; ... Kuruluş ve Görevleri hakkında 5894 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasının iptal gerekçesinde “…spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin olan kararlarının dışında kalan kararları yönünden kanun koyucu tarafından tahkim yolu öngörülmüş olsa da tarafların dilerse tahkimden sonra yargı yoluna başvurabileceği anlaşılmakta olduğunu, nitekim söz konusu anayasa değişikliğinin gerekçesinde ve anayasa komisyonu raporunda anayasada yapılan bu değişiklik ile sportif faaliyetlerin yönetimine ve disiplinine ilişkin ihtilafların süratle ve yargı denetimine tabii olmaksızın kesin olarak çözümü kavuşturulmasının amaçlandığı…Anayasanın 59. Maddesinde Spor Federasyonlarının yalnızca spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlara karşı zorunlu tahkim yoluna başvurabileceği öngörülmesine rağmen itiraz konusu kuralda (5894 sayılı Kanun’un 5.maddesinin 2.fıkrasında)böyle bir ayrım yapılmaksızın ilgili mevzuat ile TFF kurul ve organlarının kararlarına ilişkin olarak ortaya çıkacak tüm uyuşmazlıklar bakımından ilk derece hukuk kurullarının münhasıran karar vermekle yetkili kılınması, anayasanın 59.maddesine aykırı ve ilgililerin mahkemeye erişim hakkının ortadan kaldırmakta ve hak arama hürriyetinin özüne dokunmaktadır… ” ifadesi bulunduğunu, bu durumda davaya konu uyuşmazlığa bakmakta asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, görevsizlik kararının usule aykırı olduğunu, işbu davaya konu tazminat talebinin sporun yönetimi veya disiplini ile ilgili bir uyuşmazlık olmadığını, spor faaliyetlerinin devamlılığı ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, davanın, haksız olarak görevinden çıkartılan ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğrayan bir üst klasman yardımcı hakemin tazminat talebine ilişkin olduğunu, hakem klasmanı düşürme kararının Spor Genel Müdürlügü Tahkim Kurulu Yönetmeliginin 5. maddesinde sayılan kararlar arasında olmadığını, ilgili maddede sayılan karar çeşitleri incelendiğinde bu kararların tamamının müsabakaların tatili, küme düşme gibi sporun "spor" kısmı ile ilgili olduğunun görüleceğini, müvekkil aleyhine verilen kararın ise TFF ile sözleşmeli olarak çalışan ve karşılığında para kazanan bir hakemin bu hakkının haksız olarak elinden alınmasına ilişkin olduğunu, işbu davada işlemin haksızlığını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ortaya konulmuş olup davada tartışma konusu olmadığını, davanın haksız olduğu AİHM kararıyla sabit klasman düşürme işlemi nedeniyle oluşan zararın TBK hükümlerince tazminine ilişkin olduğunu, kaldı ki bu yönetmeliğin Anayasa Mahkemesinin 5894 Sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasını iptal etmesinden önce çıkarıldığını, iptal kararında ( E. 2017/136, K. 2018/7) TFF Tahkim Kurulu'nun “spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine” ilişkin olan kararlarının dışında kalan kararları yönünden Tahkim Kurulunun kesin ve münhasır yetkili olmadığının tespit edilerek Anayasa'da kısıtlı olarak verilen bu yetkinin genişletilemeyeceğinin vurgulandığını, iptal kararından önce çıkartılan bu yönetmelik yorumlanırken iptal kararı ve normlar hiyerarşisinin de göz önüne alınması gerektiğini, klasman düşürme işleminin "sporun yönetimine ilişkin karar" olduğu kabul edilse dahi yapılan işlemden doğan zararın tazmini talebinin, sporun yönetimine ilişkin değil, hakemin sözleşmesel haklarına ilişkin olduğunu, tahkim zorunluluğu kapsamında olmayan davaların genel hükümler çerçevesinde adli yargı yerlerinde görülmesi gerektiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi tarafından ihlalin giderilmesi için TFF Merkez Hakem Kuruluna başvurulabileceği belirtmiş olsa da bu yolun etkili bir yol olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, müvekkilin haksız olarak klasmanının düşürülmesinin üzerinden yedi yıl geçtiğini, bu yedi yılda oluşan kaybın tazmini için maddi tazminat dışında bir yol bulunmadığını, ancak işbu dava gibi bir tazminat davasının TFF Tahkim Kurulu önünde açılmasının TFF Tahkim Kurulu Talimatı'na göre de mümkün olmadığını, TFF Tahkim Kurulu Talimatı'nın 2. maddesinde Kurulun yetkileri "sınırlı sayıda" olarak sayıldığını, bunların arasında TFF'nin sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı TFF'ye karşı açılacak tazminat davalarının bulunmadığını, TFF Tahkim Kurulu önünde TFF'ye karşı bir tazminat davası açılmasının mümkün olmadığını, Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararının hatalı olduğunu, görevsizlik kararı veren mahkemenin kararında görevli mahkemeyi de göstermesi gerektiğini, taraflarının talebi üzerine dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesinin mahkemenin görevsiz olduğuna karar verdiğini, ancak talepleri üzerine dosyanın gönderileceği görevli bir mahkemenin kararda belirtilmediğini, bu durumun 6100 sayılı HMK'nın 20 nci maddesinde belirtilen görevli mahkemeye gönderme usulüne aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı tarafından haksız olarak davacının hakemlik statüsünün düşürülmesi ve bu nedenle davacının AİHM’e yaptığı başvuruda hak ihlali kararı verilmesine rağmen, bu kararın gereğinin yerine getirilmediği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10370, K. 2025/16089, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-10370-e-2025-16089-k-430cbf9e153e