Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/577 E. 2025/771 K. – Vakıf Yöneticile
Konu: Vakıf Yöneticilerinin Görevden Alınması
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/577
- Karar No
- 2025/771
- Karar Tarihi
- Konu
- Vakıf Yöneticilerinin Görevden Alınması
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3351 E., 2024/917 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.04.2023 tarihli ve 2021/16999 Esas, 2023/1950 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki vakıf yöneticilerinin görevden alınması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan ... Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Vakfının yöneticileri olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 101. maddesinin son fıkrasında yer alan "Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz" hükmüne aykırı hareket eden davalıların 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10. maddesi gereğince görevden alınmaları gerektiğini, Vakıf her ne kadar KHK ile kapatılmış olsa da diğer vakıfları kötü yönetimden korumak adına eldeki davanın açıldığını ileri sürerek davalıların görevden alınmalarına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin vakfı zarara uğratan herhangi bir eyleminin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin 26.05.2016 tarihinde vakıftaki görevinden istifa ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2017/426 Esas, 2018/504 Karar sayılı kararıyla; 29.04.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan KHK ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetö kapsamında kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare olunan ... Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfının yöneticisi olan davalıların devlet güvenliğine karşı faaliyette bulundukları, vakfı kanuna uygun şekilde yönetmedikleri, 5737 sayılı Kanun'un 10/c maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile KHK ile kapatılan ... Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfı'nın yönetim kurulu üyeleri olan davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10/c maddesine göre görevlerinden alınmalarına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2019/1467 Esas, 2021/1690 Karar sayılı kararıyla; dava konusu vakfın dava tarihinden önce kapatılması nedeniyle vakfın yöneticilerinin görevlerinin dava tarihi itibari ile sona erdiği, bu durumda davalıların görevden alınmalarını istemekte davacı yanın hukuki yararının mevcut olmadığı, ancak görevden alınmaları için ileri sürülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda 5737 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi kapsamında yöneticilerin aynı veya başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacakları yönünde hüküm kurulması bakımından engel teşkil etmediği, istinaf eden davalı her ne kadar vakıf yönetiminden ayrıldığını savunmuş ise de dosya kapsamından kapatma tarihinde vakfın yönetim kurulu üyesi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi uyarınca başka bir vakfın yöneticisi iseler o görevlerinden de alınmış sayılmalarına ve beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamamalarına karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davanın dayanağı 5737 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde sayılan Vakıf yöneticilerinin görevden alınmalarını gerektiren sebeplerin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik bir araştırma yapılmaksızın davanın reddi ile davalılar hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi doğru olmadığından; Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu madde kapsamında araştırma yapılması, davalıların görevden alınabilmeleri için Kanunda öngörülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda aynı maddenin 4 üncü bendi kapsamında davalılar hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, aksi halde davanın tamamen reddine karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki davada terör faaliyeti kapsamında kapatıldığı çekişmesiz olan vakfın yöneticilerinin sebep oldukları zararın terör eylemi sebebiyle vakfın kapatılması olduğu, yöneticilerin bazılarının veya tamamının ceza yargılamasında beraat etmesinin vakfın terör örgütüyle irtibatlı hâle gelmiş olması sebebiyle kapatılması neticesini değiştirmeyeceği, bu hususun araştırılmasının davaya sağlayacağı bir katkı bulunmadığı, bu nedenlerle vakfın yönetim organı olan davalıların filleriyle vakfın terör örgütü bağlantısı sebebiyle kapanarak zarar görmesine sebep oldukları gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili, 5737 sayılı Kanunun 10/c maddesi kapsamında müvekkilinin bir eyleminin bulunmadığını, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadığını, müvekkilinin 26.06.2016 tarihinde görevinden ayrılma yönünde vakfa dilekçe verdiğini, o tarihten sonra vakfın temsilcisi olmadığını, müvekkilinin ilgili tarihlerden sonra meydana gelen iş ve işlemlerden herhangi bir hukuki, cezai ve idari sorumluluğunun bulunmadığını, vakfı zarara uğratacak eyleminin de söz konusu olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: Vakıf yöneticilerinin görevden alınmalarına ve 5737 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi kapsamında görevden almanın kanuni sonuçlarına yönelik eldeki davada; Bölge Adliye Mahkemesince 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sayılan vakıf yöneticilerinin görevden alınmalarını gerektiren sebeplerin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalıların görevden alınabilmeleri için Kanunda öngörülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda Kanun’un 10/4. maddesi kapsamında davalılar hakkında hak yoksunluğuna, aksi hâlde ise davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 101.maddesi 2. 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi 3. 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için Vakıf yöneticilerinin görevden alınmalarına ve 5737 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi kapsamında görevden almanın kanuni sonuçlarına yönelik düzenlemelerden bahsetmekte yarar vardır. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesine göre, vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Aynı Kanun'un 109. maddesinde ise, vakfın bir yönetim organının bulunmasının zorunlu olduğu ve vakfedenin vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebileceği belirtilmiştir. 3. 5737 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "...Yeni vakıf: Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları, Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri..." ifade eder. 4. 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise; "Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır. Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile; a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan, b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan, c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan, d)Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden, e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan vakıf yöneticileri, Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilir. Telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir. Görevinden alınan vakıf yöneticileri Meclis üyesi olamaz ve beş yıl süreyle aynı vakfın yönetim ve denetim organında görev alamazlar. Ayrıca ikinci fıkranın (c) ve (e) bentlerinde*1* belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf yöneticileri başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış sayılır ve beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamazlar. Vakıf yönetiminde yer alan kişiler ile vakıf çalışanları kusurlu fiilleri nedeniyle vakfa verdikleri zararlardan sorumludurlar. Vakıf yöneticileri mahkeme kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılamazlar." hükümlerine yer verilmiştir. 5. Davacı vekili, dava konusu vakfın KHK kapsamında kapatıldığından davalı yöneticilerin 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince görevden alınmaları ve görevden alma müeyyidesinin sonuçlarının uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6. Tüm bu açıklamalar ışığında, davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince görevden alınmaları talep edildiği anlaşıldığından öncelikle Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu madde kapsamında iddia edilen eylemin somut uyuşmazlıkta sabit olup olmadığı, sözü edilen maddedeki müeyyidenin uygulanmasının gerekip gerekmediği hususunda araştırma yapılarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı olarak karar verilmesinin isabetli olmadığı, davalıların görevden alınabilmeleri için Kanunda öngörülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda 5737 sayılı Kanun'un 10/ 4. maddesi kapsamında davalılar hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, aksi hâlde davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. 7. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, eldeki davada terör faaliyeti kapsamında kapatılan vakfın yöneticilerinin sebep oldukları zararın terör eylemi sebebiyle vakfın kapatılması olduğu, yöneticilerin bazılarının veya tamamının ceza yargılamasında beraat etmesinin vakfın terör örgütüyle irtibatlı hâle gelmiş olması sebebiyle kapatılması neticesini değiştirmeyeceği, bu hususun araştırılmasının davaya sağlayacağı bir katkı da bulunmadığı, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 8. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 9. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.