Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2922 E. 2025/5792 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2922
- Karar No
- 2025/5792
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/850 E., 2024/768 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/236 E., 2022/480 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrası ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince görüşmenin bırakıldığı 01.12.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili Kulübün Türkiye .... Basketbol Süper Liginde kadın basketbol branşında 2012/2013 sezonundan 2020/2021 sezonuna kadar 9 yıl boyunca mücadele ettiğini, davalı tarafından 2020/2021 sezonu için 75.714,29 TL tutarında yayın geliri makbuzu kesmesinin istenmesi üzerine müvekkili Kulübün 30.10.2020 tarihli ve 587 nolu makbuzu keserek gönderdiğini, davalı tarafından bu bedelin ödendiğini, bunun dışında başka bir yayın gelir makbuzu kesmelerinin talep edilmediğini, ödenen yayın geliri ücretinin sponsor firma tarafından verilen yayın geliri ücreti ile karşılaştırıldığında hakkaniyet ölçüsüne aykırı olduğunu belirterek, şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu'nun (3289 sayılı Kanun) Ek 9/8 maddesi gereğince, davalı ... ve davacı Kulüp arasındaki uyuşmazlığın çözümünde görevli mercinin Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu olduğunu, .... Basketbol Süper Ligi 2020/2021 sezonu yayın gelirlerinin kulüplere dağıtılmasına ilişkin kararın davalı .... Yönetim Kurulunun 22.10.2020 tarihli ve 689 sayılı toplantısında alındığını, yayın gelirlerinin hangi kriterler dahilinde dağıtıldığının açık olduğunu, davacı tarafından söz konusu karara karşı aynı Kanunun Ek 9/A maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen on günlük hak düşürücü süre içinde herhangi bir başvuru yapılmadığını, buna bağlı olarak itiraz edilmeyen kararın kesinleştiğini, yayın gelirlerinin dağıtılması konusunda ... Yönetim Kurulunun münhasır yetkili olduğunu, yayın gelirlerinin yönetim kurulu kararlarına uygun olarak dağıtıldığını ve davacıya 2020/2021 sezonu yayın gelirlerinden payına düşen tutarın eksiksiz olarak ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... Basketbol Süper Ligi 2020-2021 sezonu yayın gelirlerinin kulüplere dağıtımına ilişkin ... (...) Yönetim Kurulunun 22.10.2020 günlü kararı doğrultusunda, davacı kulübe ve diğer takımlara ödemelerin yapıldığı, davacının 08.08.2021 günlü yazısı ile televizyon yayın gelirlerinin dağıtımına ilişkin sorularına ... .... Ligleri Direktörü tarafından 05.08.2021 tarihli açıklamanın yapıldığı, davacı tarafından yönetim kurulu kararına karşı süresi içinde tahkim kuruluna yapılmış bir başvurunun bulunmadığı, 3289 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinde özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız spor federasyonları kurulacağının düzenlendiği, aynı maddede itiraz mercii olarak tahkim kurulunun oluşturulduğu, buna göre tahkim kurulunun; ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktörler ve antrenörler kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırmakla görevli olduğu, ... Yönetim Kurulu kararının hatalı olduğuna dayanan davanın Mahkemede ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, bu konuda nihai karar verme görev ve yetkisinin Tahkim Kuruluna ait olduğu gerekçesiyle; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların sıfatları gözetildiğinde, uyuşmazlığın tahkim usulüne göre çözümlenmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava konusu edilen alacağın sporun yönetimine ve disipline ilişkin olmadığını, bu nedenle uyuşmazlıkta Tahkim Kurulunun görevli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, .... Basketbol Süper Ligi 2020/2021 sezonu yayın gelirlerinin kulüplere dağıtılmasına ilişkin davalı ... Yönetim Kurulunun 22.10.2020 tarihli ve 689 sayılı kararının yerinde olmadığı iddiasıyla alacak istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yasal mevzuatın incelenmesi gerekmektedir. 7 Haziran 2007 tarihli ve 26545 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5674 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen 3289 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinin sekizinci fıkrası; “Tahkim Kurulu, ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır. Tahkim Kurulu; itiraz üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile federasyonlar ve federasyonların birbirleri arasında çıkacak ihtilafları inceleyerek sonuçlandırır.” şeklindedir. 3289 sayılı Kanunun Ek 9, Ek9/A ve Geçici 11. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 28.01.2012 tarihli ve 28187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 5. maddesi; “(1) Tahkim Kurulu; a) ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler arasındaki ihtilafları, b) Kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular arasındaki uyuşmazlıkları, c) Kulüplerle kulüpler arasında çıkacak anlaşmazlıkları, ç) Federasyonlarca verilecek kararlar ile ceza ve disiplin kurulu kararlarını, d) Genel Müdürlük ile federasyonlar arasında veya federasyonların kendi arasında çıkacak ihtilaflar hakkında Kurulca belirlenecek bir üyenin başkanlığında Genel Müdürlük ve ... temsilcilerinin katılımıyla oluşturulacak olan komisyon kararlarını, e) ... başkanları ile yönetim, disiplin ve denetim kurulu üyelerinin spor ahlakına ve disiplinine aykırı davranışlarının tespiti halinde Bakan tarafından Genel Müdürlük Merkez Ceza Kuruluna sevk edilmeleri sonucunda Merkez Ceza Kurulunca verilecek kararları, f) Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya yapılan denetim sonucu görevi başında kalmasında sakınca görülen ... başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere, Bakanın istemi üzerine toplanacak olağanüstü genel kurulu yapacak olan üç kişilik komisyonu belirleyerek bu komisyonun işlem ve kararlarını, g) Olağan ve olağanüstü genel kurullarını 3289 sayılı Kanunda öngörülen süre ve esaslar dahilinde yapmayan federasyonların genel kurullarını altmış gün içerisinde yapacak olan üç kişilik komisyonu oluşturmak ve bu komisyonun işlem ve kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin sonuca bağlar. (2) Spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi kararları ve sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrası, tatili, ertelenmesi gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebilir. Kurulun kararları kesin olup, bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi yargı organları nezdinde kanun yollarına başvurulamaz. Bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılamaz. (3) Kulüp, sporcu, teknik adam, sağlık personeli, menajer ve maç organizatörü gibi sporla ilgili kişilerin kendi aralarında imzaladıkları transfer, geçici transfer, menajerlik, hizmet, vekalet ve maç organizatörlüğü gibi tüm sözleşmelerden kaynaklanan alacak iddia ve talepleri ile mali haklar bu Yönetmelik kapsamı dışındadır.” hükmünü içermektedir. Bu aşamada, Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili kararlarının incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
5289 sayılı Kanunun Ek 9. maddesinin birinci, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarının Anayasanın 7., 9., 36., 123., 125. ve 155. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemli Danıştay 10. Dairesinin başvurularını inceleyen Anayasa Mahkemesince 02.07.2009 tarihli ve 2006/118 E., 2009/107 K. sayılı kararının ilgili bölümleri şöyledir; “…B- Ek Madde 9’un Yedinci Fıkrasının İncelenmesi(…)İtiraz konusu yedinci fıkrada, “Tahkim Kurulu yedi asıl ve yedi yedek üyeden teşekkül eder. Üyelerin beşinin hukukçu, ikisinin ise spor alanında bilimsel çalışmalar yapmış veya sporda idareci, teknik adam ve benzeri görevlerde bulunmuş kariyer sahibi kişi olmaları şarttır. Üyeler Genel Müdürün teklifi ve Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanın onayı ile altı yıl için görevlendirilirler. Üyeler kendi aralarından bir başkan seçerler. Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlar kesindir. Tahkim Kurulunun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.” denilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmiş, 125. maddesinin birinci fıkrasında ise idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülebileceği, milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebileceği belirtilmiştir. Tahkim genel olarak öğretide, hukuki uyuşmazlıkların, söz konusu uyuşmazlığa taraf olmayan bağımsız kişi veya kişiler tarafından çözümlenerek karara bağlanması olarak tanımlanmaktadır. Anayasa’nın 125. maddesindeki tahkim yolu, kamu idarelerinin tamamen dışında bağımsız kişilerden oluşan ve yasalarla belirlenmiş hukuki uyuşmazlıkları kesin olarak karara bağlayan bir çeşit özel yargı yoludur. Tahkim kurullarının verdiği kararlar mahkemeler tarafından verilen kararlar gibi uygulanabilme niteliğine sahiptir. İtiraz konusu fıkrayla düzenlenen “Tahkim Kurulu” ise Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmakta ve üyeleri Gençlik ve Spor Genel Müdürünün teklifi ve Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanın onayı ile altı yıl için görevlendirilmektedirler. Bu nedenle, idare içerisinde oluşturulan bu Kurulun, hukuki uyuşmazlıkların tarafların isteği üzerine, bağımsız kişi veya kişiler tarafından çözümlenerek karara bağlandığı ulusal ve uluslar arası tahkim kurulları ile ilgisinin olmadığı açıktır. Yasakoyucu, uyuşmazlıkların yargı mercilerine götürülmesinden önceki aşamalarda çözümlenebilmesi amacıyla kimi kurullar, müesseseler veya başvuru yolları öngörebilir. Bu durum yasakoyucunun genel kural koyma yetkisinden kaynaklanmakta olup, anılan yolları öngörüp öngörmemek takdir yetkisi içerisindedir. Spor alanında ortaya çıkan uyuşmazlıkları idari olarak çözümlemek üzere bir kurul oluşturulması, bu kurulun asıl ve yedek üyelerinin sayısının, niteliklerinin belirlenmesi ve başkan seçme usulünün düzenlenmesi de yasakoyucunun takdir yetkisi içerisindedir. Bu nedenle fıkranın birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü tümceleri Anayasa’ya aykırı olmadığından bu tümcelere yönelik iptal isteminin reddi gerekir. Ek 9. maddenin yedinci fıkrasının beşinci tümcesinde Tahkim Kurulu tarafından verilen kararların kesin olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın hak arama özgürlüğüne ilişkin 36. maddesiyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur. Öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olması ilkesine göre, idari işlemlere karşı yargı yolu, Anayasa’da belirtilen kimi ayrık durumlar dışında yasalarla sınırlandırılamaz. İptali istenen tümceyle idari bir merci olan tahkim kurulu tarafından verilen kararlara karşı yargı yolu kapatılmış ve bu kurul tarafından verilen kararların kesin olduğu belirtilmiştir. Yasakoyucu, taraflara görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan önce aralarındaki uyuşmazlığı kısa sürede çözmek üzere idari bir kurula başvurma yükümlülüğünü getirebilir ise de, bu kurulun kararlarının kesin olması Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen hak arama özgürlüğüne ve 125. maddesinde belirtilen idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olduğu ilkesine aykırı görülmüştür. Tümcenin iptali gerekir. C- Ek Madde 9’un Sekizinci Fıkrasının İncelenmesi Başvuru kararında, Yedinci fıkra için ileri sürülen gerekçelerle bu fıkranın da Anayasa’nın 9., 36., 125. ve 155. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Yukarıda yedinci fıkranın incelenmesinde belirtilen gerekçelerle, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Tahkim Kurulunun ... ile kulüpler; ... ile hakemler; ... ile teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile oyuncular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflar hakkında yönetim kurulunca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek karara bağlamasında Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen hak arama özgürlüğü ve 125. maddesinde belirtilen idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olması ilkesi göz önünde bulundurulduğunda Tahkim Kurulunun itirazları kesin olarak karara bağlaması Anayasa’ya aykırı görülmüştür. Bu nedenle fıkrada geçen “… kesin …” sözcüğünün iptali gerekir…” Anayasa Mahkemesinin 06.01.2011 tarihli ve 2010/61 E., .2011/7 K. sayılı kararında ise; kanun koyucunun, futbol sporu alanındaki uyuşmazlıkları çözmek üzere görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan önce Tahkim Kuruluna başvurma yükümlülüğü getirebileceği, ancak bu aşamadan sonra kararı benimsemeyen tarafa yargı yolunun açık tutulması gerektiğini vurgulanmış ve 5894 sayılı Kanun’un Tahkim Kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen 6. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Tahkim Kurulu kararları aleyhine yargı yoluna başvurulamayacağını düzenleyen kısmını Anayasa’nın 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesi gösterilmek suretiyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararlarından sonra, 6214 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 59. maddesine eklenen üçüncü fıkrada; spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği, tahkim kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı öngörülmüştür. Anılan maddenin yasama süreci şöyledir; Kanun teklifi ““Spor faaliyetlerinin yönetilmesine ve disiplinine ilişkin uyuşmazlıkların yargı denetimine tabi olmaksızın kesin olarak zorunlu tahkim yolu ile çözülmesi, kanunla öngörülebilir. Ancak alacak haklarına ilişkin hükümler saklıdır.” şeklinde olup, gerekçesi ise şöyledir; “Sporun kendine özgü yapısı, hızlı ve süratli bir şekilde yönetimini, disiplin yargılamasını ve denetimini beraberinde getirmektedir. Bu sürat spor faaliyetlerinin icra edilmesi için olmazsa olmaz bir şarttır. Belirli bir zaman diliminde yapılması planlanan spor faaliyetlerine ilişkin ihtilafların çok kısa bir zaman sürecinde kesin ve nihai olarak karara bağlanmaması halinde, o faaliyetin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması mümkün değildir. Spor faaliyetlerinin kendine özgü ihtiyaçları, uzun zamana yayılan bir denetime müsaade etmemektedir. Bu ihtiyaçların çok kısa sürede çözüm gerektiren yapıları bu faaliyetlerle ilgili ihtilafların süratle ve kesin olarak sonuçlandırılmasını gerektirmektedir. Anayasada yapılan bu değişiklikle, sportif faaliyetlerin yönetilmesine ve disiplinine ilişkin ihtilafların süratle ve yargı denetimine tabi olmaksızın kesin olarak çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ilgili kurulların müsabakalarla, kulüplerle, sporcularla ve sporla ilgili diğer kişiler hakkında verdikleri müsabakadan men, küme düşürme, ligden ihraç, ihraç, seyircisiz oynama ve puan tenzili gibi kararlarına karşı süratli ve kesin bir denetim yolu öngörülmektedir. Bununla birlikte, kulüpler ile sporcu ya da teknik adamlar gibi diğer kişiler arasındaki alacak uyuşmazlıkların bu şekilde çözüme kavuşturulmasına dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, spor kulüpleri ile sporcu, teknik adam ve sporla ilgili diğer kişiler arasındaki alacak haklarına dair uyuşmazlıklar yetki ve göreve ilişkin genel hükümler çerçevesinde adli yargı yerlerinde görülecektir. Böylece, sporla ilgili hizmet, vekalet veya benzeri diğer sözleşmelerden kaynaklanan ifa, ifa etmeme, fesih ve tazminat gibi uyuşmazlıklar ile diğer alacak hakları, genel hükümlere tabi olacaktır.” Kanun teklifini ilişkin Adalet Komisyon raporuna göre ise; “Teklifin 1 inci maddesi üzerinde verilen bir önerge oy birliği ile kabul edilmiştir. Bu şekilde Anayasanın 59 uncu maddesinin kenar başlığına “ve tahkim” ibaresi eklenmiş; Madde, spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi bunun yanı sıra sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrasına, tatiline, ertelenmesine gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebileceği, zorunlu Tahkim Kurullarının kararlarının kesin olduğu, bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi kanun yollarına başvurulamayacağı, bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılması mümkün olmadığı vurgulanarak yeniden yazılmıştır. Bu düzenleme karşısında kulüp, sporcu, teknik adam, sağlık personeli, menajer ve maç organizatörü gibi sporla ilgili kişilerin kendi aralarında imzaladıkları transfer, geçici transfer, menajerlik, hizmet, vekalet ve maç organizatörlüğü gibi tüm sözleşmelerden kaynaklanan alacak iddia ve talepleri ile mali haklar, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olmadığından bu kapsam dışındadır. Bu çerçevedeki uyuşmazlıklar ya yargı mercileri nezdinde dava yoluyla ya da tarafların tercihine göre, karşılıklı yazılı mutabakatları ile yargı denetimine tabi olmak üzere spor federasyonlarının kurulları önünde de çözülebilecektir. Benimsenen önerge doğrultusunda Teklifin 1 inci Maddesi Komisyonumuzca oy birliği ile kabul edilmiştir.” Yukarıda yer verilen Anayasa’nın 59. maddesi ve yasama süreci birlikte değerlendirildiğinde; sporun kendine özgü yapısının, hızlı ve süratli bir şekilde yönetimini, disiplin yargılamasını ve denetimini beraberinde getirmesi, spor faaliyetlerinin kendine özgü ihtiyaçlarının, uzun zamana yayılan bir denetime müsaade etmemesi nedenleriyle, spor federasyonlarının spor faaliyetlerin yönetimine ve disiplinine ilişkin (ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi bunun yanı sıra sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrasına, tatiline, ertelenmesine) ihtilafların süratle ve yargı denetimine tabi olmaksızın kesin olarak çözüme kavuşturulması amaçlanmış ve bu ihtilaflar hakkında verilen kararlara karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebileceği düzenlenmiştir. Diğer bir anlatımla, bu türden ihtilaflar dışında kalan; kulüp, sporcu, teknik adam, sağlık personeli, menajer ve maç organizatörü gibi sporla ilgili kişilerin kendi aralarında imzaladıkları transfer, geçici transfer, menajerlik, hizmet, vekalet ve maç organizatörlüğü gibi tüm sözleşmelerden kaynaklanan alacak iddia ve talepleri ile mali haklara ilişkin uyuşmazlıklar, ya yargı mercileri nezdinde dava yoluyla ya da tarafların tercihine göre, karşılıklı yazılı mutabakatları ile yargı denetimine tabi olmak üzere spor federasyonlarının kurulları önünde de çözülebilecektir. Nitekim Anayasa’nın 59. maddesine üçüncü fıkranın eklenmesinden sonra yürürlüğe giren ve yukarıda yer verilen Yönetmelik’in 5. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında da bu husus tekrar edilmiştir. Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı Kulüp tarafından, yayın gelirinin kulüplere dağıtımına ilişkin olarak davalı ... Yönetim Kurulu tarafından alınan kararın yerinde olmadığı, davacı Kulübe daha fazla yayın geliri ödenmesi gerektiği ileri sürüldüğü, bu hali ile uyuşmazlığın mali haklara ilişkin olduğu, eş söyleyişle uyuşmazlığın spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin olmadığı ortadadır. Öte yandan, davanın dayanağının ... Yönetim Kurulu kararı olması da, ihtilafı spor faaliyetinin yönetimine ilişkin hale getirmeyecektir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; alacak ile mali haklara ilişkin uyuşmazlıkların, yargı mercileri nezdinde dava yoluyla ya da tarafların tercihine göre yargı denetimine tabi olmak üzere spor federasyonlarının kurulları önünde çözülebileceği, davacı Kulübün tercih hakkını dava açma şeklinde kullandığı, bu itibarla adli yargının görevli olduğu kabul edilerek, işin esasının incelenmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ... tarafından 2020-2021 Türkiye ... Basketbol Süper Liginde mücadele eden takımlara dağıtılması gereken yayın gelirinin kulüplere farklı ve eksik dağıtıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9. maddesindeki düzenleme karşısında ... Yönetim Kurulu Kararının hatalı olduğuna dayanan davanın, Mahkemede ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, bu konuda nihai karar verme görev ve yetkisinin Tahkim Kuruluna ait olduğu gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacının, Bölge Adliye Mahkemesine başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafların sıfatı gerekçesiyle aralarındaki uyuşmazlığın tahkim usulüne göre çözülmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusu red edilmiştir. ... Yönetim Kurulu 22.12.2020 tarihli ve 689 sayılı kararı alarak,.... Basketbol Süper Ligi 2020-2021 sezonu yayın gelirinin kulüplere dağıtılmasına karar vermiştir. Davacı bu yayın gelirinin eşitlik ve hakkaniyet ilkesine aykırı olarak, ligde yer alan 14 kulübe herhangi bir haklı sebebe dayanmaksızın farklı ve eksik dağıtıldığını iddia etmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yasal mevzuatın incelenmesi gerekmektedir. 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu'nun "Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu ile Tahkim Kurulu" başlıklı ek 9. maddesinin 8. fıkrasına göre; Tahkim Kurulu, ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktörler ve antrenörler; kulüpleri ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpleri ile kulüpler arasındaki çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır. Tahkim Kurulu; itiraz üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile federasyonlar ve federasyonların birbirleri arasında çıkacak ihtilafları inceleyerek sonuçlandırır". 01.10.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... Statü'sünün (Yönetim Kurulunun Görevleri) başlıklı 12. maddesinde yönetim kurulunun görevleri ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Bu düzenlemenin (ı) bendi sponsorluk ve yayın gelirlerine ilişkindir. (md.12/ı) satın alma, sponsorluk, televizyon yayınları ve gerekli görülen diğer konularda talimatlar hazırlamak ve uygulamak. Ana Statü'nün "... Gelirleri" başlıklı 29/c maddesinde; "(md29/c) kulüplerin televizyon ve radyodan yapılacak müsabaka yayınlarından ve her türlü basın ve yayın organları ile yapacakları sözleşmelerden elde ettikleri gelirin %10'u ile milli ve temsili müsabakaların televizyon, radyo ve internetten yayınlanmasından elde edilecek gelirler." ... gelirleri olarak belirtilmiştir. Ana Statü'nün "Yayınların Düzenlenmesi" başlıklı 36. maddesinde Basketbol Federasyonun ... yayınlarının düzenlenmesinde münhasır yetkili olduğu belirtilmiştir. ... faaliyetleri kapsamında basketbol müsabakalarının televizyon, radyo ve internet aracılığı ile yayınlanmasına; söz konusu yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran yönetim kurulu yetkilidir. Ulusal karşılaşmalar şifreli yayınlanamaz. Türkiye Basketbol Federasyonunun Ana Statü'den aldığı yetkiye dayanarak yayınladığı Kulüplere Yardım Talimatı'nın "Kulüplere Ödeme Kriterleri" başlıklı 7. maddesine göre; Sponsorluk, reklam, yayın ve benzeri gelirleri ile diğer yardımların dağıtım esasları şunlardır; a) Yayın ve benzeri gelirler; yönetim kurulu tarafından belirlenen esaslar doğrultusunda, azami %10 oranındaki ... payı düşüldükten sonra kalan miktar; Ekim, Aralık, Mart ve Haziran aylarında olmak üzere 4 taksit halinde ilgili liglerde yer alan kulüplere ödenir. 3289 sayılı Kanunda Tahkim kuruluna ilişkin düzenlemeler şu şekildedir. "..Ek madde 9 - (Ek: 4/3/2004-5105/2 md.) (Değişik altıncı fıkra: 29/3/2011-6215/10 md.) Federasyonların sportif başarılarını, plan ve projelerini kontrol etmek, faaliyetlerini değerlendirmek, geliştirmek ve izlemek üzere Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu kurulur. Kurul; Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından spor alanında bilimsel çalışmalar yapmış veya sporda idareci, teknik adam ve benzeri görevlerde veya kamu kurum ve kuruşları ile özel sektörde üst düzey görevlerde bulunmuş kişiler arasından iki yıl için görevlendirilecek, bir başkan, bir başkan yardımcısı, bir raportör ile dört üyeden oluşur. Toplantıda karar alınabilmesi için en az beş üyenin katılması şarttır. Kararlar salt çoğunlukla alınır. Mazeretsiz olarak üst üste dört toplantıya katılmayan üyelerin üyeliği sona erer. Kurulun sekretarya hizmetleri Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülür. Kurulun görevleri şunlardır: a) Spor federasyonlarının Gençlik ve Spor Bakanlığına verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Gençlik ve Spor Bakanlığına sunmak. b) Federasyonlar tarafından hazırlanan master planını, performans ölçütlerini, amaç ve hedeflerini incelemek, uluslararası federasyonların statü ve talimatlarını gözeterek hizmet kalite standartlarını belirlemek. c) Gençlik ve Spor Bakanlığına sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Gençlik ve Spor Bakanlığına rapor vermek. (Değişik yedinci fıkra: 27/5/2007-5674/2 md.) Tahkim Kurulu yedi asıl ve yedi yedek üyeden teşekkül eder. Üyelerin beşinin hukukçu, ikisinin ise spor alanında bilimsel çalışmalar yapmış veya sporda idareci, teknik adam ve benzeri görevlerde bulunmuş kariyer sahibi kişiler olmaları şarttır. Üyeler Gençlik ve Spor Bakanlığının onayı ile dört yıl için görevlendirilir. Hâkim ve savcılar ile bu meslekten sayılanlar hâkimlik teminatı esasları gözetilerek ve yetkili kurulların onayı alınmak suretiyle Tahkim Kurulunda görev alabilirler. Üyeler kendi aralarından bir başkan seçerler. Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlar kesindir.(1)(2) (Değişik sekizinci fıkra: 27/5/2007-5674/2 md.) Tahkim Kurulu, ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyonlarca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek sonuçlandırır. Tahkim Kurulu; itiraz üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile federasyonlar ve federasyonların birbirleri arasında çıkacak ihtilafları inceleyerek sonuçlandırır. Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliğinde kurulun görev ve yetkileri düzenlenmiş olup; "..Kurulun görev ve yetkileri MADDE 5 – (1) Tahkim Kurulu; a) ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler arasındaki ihtilafları, b) Kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular arasındaki uyuşmazlıkları, c) Kulüplerle kulüpler arasında çıkacak anlaşmazlıkları, ç) Federasyonlarca verilecek kararlar ile ceza ve disiplin kurulu kararlarını,.." şeklindedir. Yine Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliği'nin 5. maddesinde; “Tahkim Kurulu; ... ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler arasındaki ihtilafları, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin sonuca bağlar. ... Spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi kararları ve sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrası, tatili, ertelenmesi gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebilir. Kurulun kararları kesin olup, bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi yargı organları nezdinde kanun yollarına başvurulamaz. Bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılamaz. 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 6. maddesinde yer alan düzenlemeye göre (1) Tahkim Kurulu, bu Kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ve ilgili talimatlarda belirtilen nitelikteki uyuşmazlıklar ile ilgili nihai karar merciidir. (2) Tahkim Kurulu, TFF Statüsü ve ilgili talimatlar uyarınca karar verme yetkisine sahip kurul ve organlar tarafından verilecek kararları nihai olarak inceleyerek münhasıran karara bağlar. Tahkim Kuruluna başvuru süresi TFF talimatlarının yayımından veya itiraz edilen kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. (3) Tahkim Kurulunun oluşumu, görev, yetki, hak ve sorumlulukları ile üyelerinin sahip olması gereken nitelikler TFF Statüsünde belirlenir. Tahkim Kurulunun işleyişi ve usul kuralları TFF tarafından çıkarılacak talimatta yer alır. (4) Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlar (…)(1). (5) Tahkim Kurulu üyeleri de bu Kanunun 5. maddesinin 6. fıkrası hükümlerine tabidir. 6. maddenin 4. fıkrasındaki ".....ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz." hükmü Anayasa Mahkemesinin 26.02.2011 tarihli ve 2010/ 61... /7 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde "tahkim kurulu tarafından verilen kararlara karşı yargı yoluna başvurulamayacağı belirtilerek, tarafların yargı mercileri önünde dava haklarını kullanmaları engellenmektedir. Yasa koyucu, taraflara görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan önce aralarındaki uyuşmazlığı kısa sürede çözmek üzere tahkim kuruluna başvurma yükümlülüğü getirebilir ise de, bu kurulun kesin ve nihai kararlarına karşı yargı yoluna başvurulamaması Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü alanına yapılmış açık bir müdahale niteliğinde olup, hak arama özgürlüğü ile bağdaşmaz" . Açıklanan nedenlerle, kuralın “...ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz bölümünün Anayasa’nın 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu iptalinin gerektiği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 6.1.2011 tarihli ve E. 2010/61, K.2011/7 sayılı kararında kanun koyucunun, futbol sporu alanındaki uyuşmazlıkları çözmek üzere görevli ve yetkili Mahkemeye başvurmadan önce Tahkim Kuruluna başvurma yükümlülüğü getirebileceğini ancak bu aşamadan sonra kararı benimsemeyen tarafa yargı yolunun açık tutulması gerektiğini vurgulamış ve 5894 sayılı Kanunun Tahkim Kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen 6. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Tahkim Kurulu kararları aleyhine yargı yoluna başvurulamayacağını düzenleyen kısmını Anayasa'nın 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararından sonra Anayasa’nın 59. maddesinde 6214 sayılı Kanunla 3. fıkra eklenerek; spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği, tahkim kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı öngörülmüştür. Anayasa’nın 59. maddesinde spor federasyonlarının yalnızca spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği ve tahkim kurulu kararlarına karşı yargı merciine başvurulamayacağı öngörülmüştür. Anayasa’nın 59. maddesinin değişiklik teklif gerekçesine göre; Anayasada yapılan bu değişiklikle, sportif faaliyetlerin yönetilmesine ve disiplinine ilişkin ihtilafların süratle ve yargı denetimine tabi olmaksızın kesin olarak çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ilgili kurulların müsabakalarla, kulüplerle, sporcularla ve sporla ilgili diğer kişiler hakkında verdikleri müsabakadan men, küme düşürme, ligden ihraç, ihraç, seyircisiz oynama ve puan tenzili gibi kararlarına karşı süratli ve kesin bir denetim yolu öngörülmektedir.Bununla birlikte, kulüpler ile sporcu ya da teknik adamlar gibi diğer kişiler arasındaki alacak uyuşmazlıkların bu şekilde çözüme kavuşturulmasına dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, spor kulüpleri ile sporcu, teknik adam ve sporla ilgili diğer kişiler arasındaki alacak haklarına dair uyuşmazlıklar yetki ve göreve ilişkin genel hükümler çerçevesinde adli yargı yerlerinde görülecektir. Böylece, sporla ilgili hizmet, vekalet veya benzeri diğer sözleşmelerden kaynaklanan ifa, ifa etmeme, fesih ve tazminat gibi uyuşmazlıklar ile diğer alacak hakları, genel hükümlere tabi olacaktır. Adalet Komisyon raporuna göre; spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi bunun yanı sıra sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrasına, tatiline, ertelenmesine gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebileceği, zorunlu Tahkim Kurullarının kararlarının kesin olduğu, bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi kanun yollarına başvurulamayacağı, bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılması mümkün olmadığı vurgulanarak yeniden yazılmıştır. Bu düzenleme karşısında kulüp, sporcu, teknik adam, sağlık personeli, menajer ve maç organizatörü gibi sporla ilgili kişilerin kendi aralarında imzaladıkları transfer, geçici transfer, menajerlik, hizmet, vekalet ve maç organizatörlüğü gibi tüm sözleşmelerden kaynaklanan alacak iddia ve talepleri ile mali haklar, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olmadığından bu kapsam dışındadır. Bu çerçevedeki uyuşmazlıklar ya yargı mercileri nezdinde dava yoluyla ya da tarafların tercihine göre, karşılıklı yazılı mutabakatları ile yargı denetimine tabi olmak üzere spor federasyonlarının kurulları önünde de çözülebilecektir. Yukarıda yazılan yasal mevzuat ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın spor federasyonlarının, spor faaliyetlerinin yönetimine ilişkin olduğu ... yönetim kurulunun, kanun, ana statü ve talimatlarla kendisine verilmiş olan münhasır yetkiden kaynaklandığı, taraflar arasında yayın gelirlerinin nasıl dağıtılacağı konusunda bir sözleşme bulunmadığı, ... yönetim kurulunun kararında belirtilen dağıtım kriterinin, kulüpler arasında sportif rekabeti artırmak, kulüpleri ödüllendirmek ve bu şekilde basketbol lig müsabakalarının kalitesinin yükseltilmesini sağlamak niteliğinde olduğu, Anayasa değişikliğinin gerekçesine bakıldığında, Tahkim Kurulunun görev alanından çıkartılan "spor kulüpleri ile sporcu, teknik adam ve sporla ilgili diğer kişiler arasında alacak haklarına dair" uyuşmazlıklardır. Bu uyuşmazlıklar özellikle sporcu, teknik adam ve kulüpler arasında sözleşmeden ve alacak haklarından doğan uyuşmazlıklardır. Dava konusu uyuşmazlık ise bu nitelikte değildir. ...'nin basketbol müsabakalarının ..., radyo ve internet üzerinden yayınlanmasında ve söz konusu yayın gelirlerinin dağıtılmasında münhasıran yetkili olduğu aşikardır. ...'nin münhasır yetki ve görevi kapsamında aldığı bu yöndeki kararların sporun yönetimine ilişkin olduğu açıktır. Bu değerlendirmeler karşısında usul ve yasaya uygun İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASI görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.