Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9906 E. 2023/70 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/9906
Karar No
2023/70
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2017/1393-2020/1024 HÜKÜM/KARAR : Davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin İstinaf İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/871-2017/139 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun tüm, davalı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Davacılar vekili ve davalı vekilinin davacı ...'a yönelik temyizi bakımından gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.10.2008 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davacılar desteğinin vefatı nedeniyle belirsiz alacak olarak davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ..., ... ve ... için ayrı ayrı 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 53.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 18.12.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini davacı ... için 102.028,86 TL'ye, davacı ... için 3.206,79 TL'ye, davacı ... için 6.919,72 TL'ye, davacı ... için 12.844,63 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar desteğinin kendi kusuru ile kazaya neden olduğunu ve talebin teminat dışı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''.. 11.10.2008 tarihinde davalı ... şirketinin ...'si olduğu ve davacıların desteği ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile karışmış olduğu tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiği, davacıların desteğinin ölümünden önce uzun yol kamyon şoförlüğü yaptığı, bu nedenle asgari ücretin 3,5 katı oranında gelirinin olduğu kabul edilerek ve davacı desteğin çocukları için yüksek öğrenim tarihlerinin sonu esas alınmak üzere yapılan hesaplama sonucunda davacıların gerçek maddi zararları belirlenmiş, her ne kadar davalı vekili derdestlik iddiasında bulunmuş ise de Bursa 3. İş Mahkemesi'nde görülen davada davalı ... şirketinin tarafı olmadığından davalı vekilinin derdestlik iddiasının yerinde görülmediği'' gerekçesiyle davanın kabulüne davacı ... için 102.028,86 TL, davacı ... için 3.206,79 TL, davacı ... için 6.919,72 TL, davacı ... için 12.844,63 TL maddi tazminatın 18.12.2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğunu, her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; desteğin kazaya tamamen kendi hatalı tutum ve davranışı neticesi sebebiyet verdiği, dolayısıyla zararın meydana gelmesinde sigortalı/işletenin, trafik kazası ile illiyet bağı kesildiği, zararın tamamen zarar görenin ağır kusurundan kaynaklandığı, dolayısıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı, müvekkili sigorta şirketinin, işletinin 3. kişilere verdiği zararı kusuru oranında üzerine almış olduğu ve işleteninin kusurunun bulunmadığının da ispatlanmış olması karşısında müvekkili sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığını, SGK tarafından hak sahiplerine ödeme yapılıp/yapılmadığı ve ödeme yapıldı ise ne kadar ödeme yapıldığı ve Peşin Sermaye Değerinin ne kadar olduğu araştırılmadan karar verildiği, zira ödeme yapılmış olması halinde peşin sermaye değerinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiği, müteveffanın SGK ve maaş bordroları incelendiğinde asgari ücrete göre çalıştığı resmi belgelerle sabit iken yerel emsal ücret araştırmasına göre asgari ücretin 3,5403 katı geliri olduğu dikkate alınarak hesaplama yapılmış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, bilirkişi raporu ile hesaplama yapılırken; davacıların destek süreleri ve müteveffanın gelirinin hatalı paylaştırıldığını belirterek, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''.. KTK 85. Madde gereğince işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağından müteveffa sürücünün tam kusuru nedeniyle sorumlu olduğu tek taraflı trafik kazasında işletenin sigortacısının da sorumlu olacağı, SGK cevabında 5510 Sayılı Kanunun 21.maddesi gereğince işveren ve üçüncü kişinin kusurunun bulunmadığı, bu nedenle rücuya tabi olmadığının bildirildiği, dosya içerisindeki sosyal ekonomik durum araştırması, bordrolar, SGK kayıtları gözetilerek, desteğin ücretinin takdiren asgari ücretin 2 katı olarak esas alınması gerektiği, davacıların miktarlara yönelik bir istinafı bulunmadığından ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen tutarların üzerinde bilirkişi tarafından hesap yapılmışsa da ilk derece mahkemesi kararında esas alınan tutarlar, davalı lehine kazanılmış hak olduğundan; davacı ... için mahkemece hükmedilen 102.028,86 TL; ... için bilirkişice hesaplanan 2.721,11 TL; ... için bilirkişice hesaplanan 5.871,71 TL; ... için bilirkişice hesaplanan 10.899,28 TL'ye ve davacılar ihtiyari dava arkadaşı olarak dava açtıklarından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği'' gerekçesiyle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacılar desteğinin uzun yol şoforü olduğunu, emsal ücret araştırmasına göre asgari ücretin 3.54 katı gelirinin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin desteğin gelirini asgari ücretin iki katı olarak esas alarak bilirkişi incelemesi yaptırmasının ve davalı tarafın itiraz olmayan hususta yeniden rapor alarak ilk derece mahkemesince hükmedilen miktardan daha düşük bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan, desteğin sürücüsü olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352, 362, 366, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı her bir davacıya yönelik temyiz bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. Buna göre davacılar vekili ve davalı vekilinin davacılar ..., ..., ...'a yönelik temyiz istemi; Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin anılan davacılar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacılar vekili ve davalı vekilinin davacı ...'a yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, kaza tarihi itibariyle 3. kişi konumunda olan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinin teminat kapsamında olmasına, SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödemenin olmamasına, emsal ücret araştırmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen desteğin gelirinin asgari ücretin iki katı alınmasının uygun olmasına ve yeni hüküm kurulurken davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın dikkate alınmış olmasına, oluşa ve dosya kapsamına uygun aktüer hesap raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. SONUÇ 1. Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin davacılar ..., ..., ...'a yönelik temyiz isteminin miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin davacı ...'a yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı 71,10 TL kalan onama harcının istek halinde temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda dökümü yazılı 4.036,11 TL kalan onama harcının istek halinde temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/9906, K. 2023/70, T. 09.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-9906-e-2023-70-k-2de1371ac6b8