Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26271 E. 2024/454 K.

Konu: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/26271
Karar No
2024/454
Karar Tarihi
Konu
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2374 E., 2021/1184 K. DAVACILAR : 1-... 2-... vekili Avukat ... Ülkü DAVA TARİHİ : 03.12.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü/Davalının İstinaf Talebinin Kabulü İle Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1178 Esas-2018/304 Karar Taraflar arasındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.03.2016 tarihinde davacıların desteği olan ...'ın sürücüsü olduğu ve davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortalı aracın yaptığı tek taraflı kaza sonucu vefat ettiğini, davacıların desteğin eşi ve kızı olduklarını, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir davacı için 50,00'şer TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki araç için müvekkilince 04.01.2016/2017 tarihleri arasında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, sürücünün kusurlu olduğu kazada “kimse kendi kusurundan yararlanamayacağı”ilkesi gereği müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu'na (KTK) göre kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün yakınlarının talebinin teminat kapsamında olmadığını, müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun ancak dava tarihinden itibaren söz konusu olacağını, sürücünün kendi kusuru ile sebebiyet verdiği kazada vefat etmiş olması ile yansıma yoluyla zarar gören destekten yoksun kalan hak sahiplerinin bu tür zararlarının sigorta güvencesi kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile desteğin kazada % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı ...’ın destek kaybı zararının 145.962,47 TL ve davacı ...'ın olay tarihi itibari ile 24 yaşında olduğu, yüksek öğrenim gördüğüne dair bir kayıt bulunmadığından destekten yoksun kalma zararının olmadığı, davacı ...'ın mirasçı sıfatı ile değil, desteklerini kaybeden sıfatı ile üçüncü kişi durumunda bulunduğu, destek gören olmak için mirasçı olunmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın davacı ... yönünden kabulü ile 50,00 TL 'nin 14.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'ye verilmesine, davacı ... yönünden fazlaya dair hakkın saklı tutulmasına, davacı ... için açılan 50,00 TL 'lik maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1.11.2017 gün ve 2017/17-1315 (E)-2017/1239 (K) sayılı kararındaki gerekçelere göre somut olayda objektif iyi niyet kurallarına (TMK m.2) göre davacıların murisinin %100 kusuruyla meydana gelen kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından işletenin sorumlu olmadığı kabul edildiğine göre müvekkili sigorta şirketinin de işletenin ve sürücünün sorumluluğu oranında sorumlu olduğu dikkate alındığında işletenin sorumlu tutulmadığı bir durumda sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1425 inci maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içereceği, 1.6.2015 tarihinde yürürlüğe girecek yeni Genel Şartların, 1.6.2015 tarihinden sonra akdedilecek sözleşmelere uygulanacağı, somut olayda davalı ...Ş. ile ZMSS poliçesini 4.1.2016 günü akdeden destek ..., ZMSS poliçesinin yürürlükte olduğu zaman dilimi içinde 27.02.2016 günü kendisinin %100 kusuruyla meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu vefat ettiğinden davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı olmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, buna göre davacı ...'ın, davalı ...Ş.'ye karşı açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine, davacı ...'ın, davalı ...Ş.'ye karşı açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, davacıların Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasından yararlanacaklarının kabul olunduğunu, işleten ve sürücü yakınlarının, desteğin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri, üçüncü kişi olmaları nedeniyle, sigorta hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekeceğini, desteğin kusuru nedeniyle sigorta tazminatından yararlanamayacaklarını ileri sürmek Yasa’nın anlam ve amacına aykırı olacağından davanın kabul edilmesi gerektiği ve dava değerinin 50,00 TL olduğu, nispi harca ve nispi vekalet ücreti esasına tabi olduğu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 5/2. maddesi şöyledir: " (2) Gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır." düzenlemesi ile "madde 13 / (2). maddesi: Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." düzenlemesine göre hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davaya konu trafik kazasında davacıların desteğinin tam kusurlu olduğu ve davacıların desteğinin idaresindeki aracın sigortacısı olan davalı ... şirketinden destek tazminatı talep etme hakları bulunmadığının sabit olmasına göre davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesine göre; "(1)Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." düzenlemesi yer almaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilerek, kararın (5) numaralı bendinde davalı vekili yararına 4.080,00 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde talebi 50,00 TL olup, ayrıca davacı vekili son celsede fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davayı ıslah etmediklerini belirttiğinden davacı aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin 2 nci bendi uyarınca 50,00 TL olarak hesaplanması gerekirken yazılı şekilde 4.080,00 TL maktu vekalet ücreti hesaplanması doğru değil bozma nedeni ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5 numaralı bendinde yer alan "4.080,00 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "50,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26271, K. 2024/454, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-26271-e-2024-454-k-87790cd9151a