Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24829 E. 2023/2496 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/24829
- Karar No
- 2023/2496
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/743 Değişik İş – 2021/744 Karar SAYISI : İHK-2021/31699 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun kısmen kabulüne-Davalının itirazının kısmen kabulüne SAYISI : K-2021/99788 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.07.2020 tarihinde davacının kullandığı araç ile davalının trafik sigortasını yaptığı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, zararın tazmini için sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak sigorta şirketince olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 300,00 TL rapor ücreti, 14.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici bakıcı tazminatı olmak üzere toplam 16.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 124.510,55 TL' ye, geçici bakıcı giderini 4.319,56 TL' ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tramer kusur kayıtlarında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığından talebin reddi gerektiğini, sunulan raporun rapor sunmaya yetkili kuruluşlardan olmadığını, bu rapor ile yapılan başvurunun usulüne uygun başvuru sayılamayacağını, bu nedenle başvurunun usulden reddi gerektiğini, tedavi giderinin poliçe kapsamında olmadığını, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve rapor ücretinin sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığını, kusur oranlarının bilirkişi aracılığı ile tesbiti gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, bu konuda yeniden rapor alınması gerektiğini, başvuran lehine vekalet ücretine hükmedilecek ise bu vekalet ücretinin AAÜT’ye göre hesaplanan rakamın 1/5 olması gerektiğini savunarak talebin reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebinin mağdurun 18 yaş altında olması sebebiyle reddi gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 124.510,55 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.319,56 TL geçici bakıcı gideri, 300,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 129.129,71 TL tazminatın 02.04.2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; karara dayanak raporun karar için yeterli olmadığını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda hazırlanan sağlık kurulu raporu sunulması gerektiğini, iyileşme süreci tamamlanmadan rapor düzenlendiğini, sigortalı araç sürücüsünün kabul edilen kusur oranını kabul etmediklerini, 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik zararının poliçe kapsamında olmadığını dolayısıyla sorumluğun SGK’ya ait olduğunu, adli tıp ücretinden sorumlu olmadıklarını, anılan genel şartlar uyarınca tazminatın TRH 2010 Yaşam tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, başvuranın koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığı hususunun dikkatli ve özenli bir yargılama ile belirlenmesi gerektiğini, hakem tarafından koruyucu tertibat kullanılsaydı neticenin yine de aynı olup olmayacağının tartışma konusu yapılması gerektiğini, başvuranın ehliyetsiz olduğunun dikkate alınmadığını, başvuran lehine 1/5 oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, geçici bakıcı giderinin sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunduğu, progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamanın doğru olduğu gerekçesiyle davalının bu yöndeki itirazlarının reddine ancak yaralanmanın çenede olması ve kask takılmadığının anlaşılması karşısında % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği ve vekalet ücretinin hatalı belirlendiği belirtilerek, davalının itirazlarının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, talebin kısmen kabulüne, 103.184,09 TL toplam tazminatın 02.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun 1 yıllık iyileşme süresi beklenmeden düzenlendiğini, yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, yetkili kuruluştan alınmadığını, maluliyet oranının hatalı belirlendiğini, yeni rapor alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sigortalı sürücünün kusursuz olduğunu, kusur oranlarının hatalı değerlendirildiğini, tramer kayıtlarında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz kabul edildiğini, dosyadaki rapor ile bu kayıtlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, bakıcı giderinin SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, adli tıp ücretinden sorumlu olmadıklarını, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ıslaha konu edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 olarak belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazasında sürücünün yaralanması ve malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri, adli tıp rapor ücreti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Davaya konu kazanın meydana geldiği 12.07.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. 6100 sayılı HMK'nın 177 nci maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan ıslah dilekçesinin tebliği konusundaki düzenleme, adil yargılanma ... kapsamında bulunan savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin bir şekilde katılımı ise yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyeti yargılaması sırasında davacının sunduğu ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı; davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmemiş olmasını da itiraz sebebi yaptığı; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalının bu yöndeki itirazının kararda hiç tartışılmadığı, ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliğin de tamamlanmadığı; davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı görülmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı ... şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma ... ile hukuki dinlenilme hakkını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.