Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23844 E. 2023/1032 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/23844
Karar No
2023/1032
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/535 E., 2021/274 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabül Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.12.2001 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu sürücüsü ..., malikleri ... ve trafik sigortacısı ... Sigorta A.Ş. olan araç ile sürücüsü davalı ... , malikleri davalılar ... ve ... ve trafik sigortacısı Axa Sigorta A.Ş. olan araç arasında meydana gelen kazada davacıların yakını ...'ın hayatını kaybettiğini, ölümü ile babası, eşi ve çocukları olan davacıların destekten mahrum kaldıklarını, manevi yönden de acı ve elem duyduklarını, davacıların herbiri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00'er TL maddi ve 3.250,00'er TL manevi olmak üzere toplam 24.000,00 TL maddi ve 26.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26.11.2014 tarihinde maddi tazminat talebinin 133.251,61 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Sigorta AŞ. vekili; dava konusu 24.12.2001 tarihli trafik kazasına karıştığı belirtilen 58 M 0267 plakalı aracın zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile müvekkili şirketçe temin edildiğini, mezkur poliçe şahıs başı bedeni zararları azami teminatının 7.000,00 TL olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (ZMSS) sigorta poliçeleri meblağ sigortası niteliğinde olmayıp zarar sigortası niteliğinde olduğunu ve davacı taraf dava ikame etmeden önce gerekli belgeler ile müvekkili şirkete başvurması halinde ve poliçe genel şartlarına aykırı bir durum tespit edilmediği taktirde poliçe teminatı dahilinde meblağın kendilerine ödenebileceğini beyan etmiş davacının maruz kaldığı gerçek zarar miktarının tarafların kusur oranlarına göre bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesine, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlandırılmasına ve davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili; kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2009 tarihli ve 2002/57 Esas ve 2009/94 sayılı kararıyla; "bilirkişi kurulundan kazaya karışan araçların kusur durumuna ilişkin rapor alındığını, sürücü ...'in kusursuz, diğer sürücü ...'nın ise 6/8 oranında kusurlu olduğunu, lastik patlamasının kazanın meydana gelmesinde ikinci etken olduğundan bu durumun 2/8 oranında sorumluluk payının bulunduğunu, alınan hesap raporu ile davacıların alacağı tazminat miktarlarının belirlendiğini, davalı ... sigorta tarafından poliçede sorumlu olduğu limit olan 11.000,00TL ödeme yapıldığından bu davalı açısından davanın reddine, kazada davalı sürücü ...'in kusuru olmadığından sürücü ..., araç malikleri ..., ... ve aracın ZMSS Axa Oyak Sigorta AŞ, açısından davanın reddine, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın davalılar ... ve ... ... Başkayadan tahsili gerektiği," gerekçesi ile davacı eş Songül ... lehine 80.414,07 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’ dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 543,64 TL destekten yoksunluk tazminatı ile 3.100,00 TL manevi tazminat, davacı ... (...) ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’ dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 3.236,57 TL destekten yoksunluk tazminatı ile 3.100,00 TL manevi tazminat, davacı ... oğlu 1991 doğumlu ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 8.073,07 TL destekten yoksunluk tazminatı ile 3.100,00 TL manevi tazminat, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere: 9.794,71 TL destekten yoksunluk tazminatı ile 3.100,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 12.090,23 TL destekten yoksunluk tazminatı ile 3.100,00 TL manevi tazminat, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 15.533,52 TL destekten yoksunluk tazminatı ile 3.100,00 TL manevi tazminat, dahili davacı ... (... ) ... lehine ... miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatın, ve 600,00 TL manevi tazminat, dahili davacı ... (...) ... lehine ...'dan miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatın ve 600,00 TL manevi tazminat, dahili davacı ... (...) ... lehine ...'dan miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatı ve 600,00 TL manevi tazminat, dahili davacı ... (...) ... lehine ...'dan miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatın ve 600,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hüküm altına alınan tazminatların davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.01.2013 tarih 2011/15765 Esas, 2013/255 Karar sayılı kararı ile "Kural olarak hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına veya başkasına hükmedemez. Davacı vekili dava dilekçesinde davacıların her biri için 3.000 TL'den olmak üzere 24.000 TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece ise bilirkişi raporu benimsenerek sonuçta 133.251,61 TL maddi tazminata hükmolunmuştur. Oysa, davacı taraf bilirkişi raporundan sonra maddi tazminat istemini ıslah etmemiştir. Bu durumda, mahkemece, maddi tazminatın davacıların talepleri dikkate alınarak tayini gerekirken, mülga 1086 sayılı HUMK'nun 74. ve 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesine aykırı biçimde talepten fazlaya hükmedilmesi doğru görülmediği" şeklinde gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2015 tarih ve 2014/13 E., 2015/127K. sayısı belirtilen kararı ile "bozma sonrası taleplerin ıslah edildiği, manevi tazminat talebine ilişkin kısımların temyiz edilmediği ve bozma kapsamın dışından kaldığından kesinleştiği bu yönlerden tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığı" gerekçesi ile davacı eş ... lehine 80.414,07 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 543,64 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... (...) ... ehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 3.236,57 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... oğlu 1991 doğumlu ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 8.073,07 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’ dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere: 9.794,71 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’ dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 12.090,23 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... ... lehine ise kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 15.533,52 TL destekten yoksunluk tazminatı, dahili davacı ... (...) ... lehine ... ... miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatı, dahili davacı ... (...) Çırıtcı lehine ...'dan miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatı, dahili davacı ... (...) ... lehine ...'dan miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatı, dahili Davacı ... (...) İnan lehine ...'dan miras olarak gelen 891,45 TL destekten yoksunluk tazminatının davalılar H. ... Başkaya ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapanan) 17.Hukuk Dairesinin 2017/5095 E., 2019/10970 K. Sayılı kararı ile " Davacı vekili bozmadan sonra 26/11/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile davacılar için maddi tazminat talebini 133.251,61 TL'ye yükseltmiştir. Bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 Esas- 2016/1 sayılı kararı ile "Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E.- 1948/3 K. sayılı YİBK'nın değiştirilmesine gerek olmadığına" karar verilmiştir. Somut olayda bozmadan sonra maddi tazminata yönelik sunulan ıslah dilekçesi Mahkemece kabul edilerek karar verilmiştir. Bu durumda; mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, bozmadan sonra ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı " gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacılarının murisinin 24.01.2001 tarihli kazada ölümü nedeni ile davacıların destekten yoksun kaldıklarını, ilk bozma ilamının gerekçesinin ıslah yapılmamış olmasına rağmen yapılmış gibi karar verildiğini, ikinci bozma ilamının ise bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağının olduğunu, bozma sonrası taleplerin ıslah edilemeyeceğinden dava dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü gerektiği, manevi tazminat talebine ilişkin taleplerin bozma kapsamı dışında kaldığı "gerekçesi ile davacı eş ... lehine, bilirkişice belirlenen tutardan sigorta şirketlerince yapılan ödemeler düşüldükten sonra 3.000,00 TL maddi (destekten yoksunluk) tazminatına, davacı ... lehine, kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 495,07 TL destekten yoksunluk tazminatına, davacı ... (...) Şimşek lehine, kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 3.100,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, davacı Musa oğlu 1991 doğumlu ... lehine, kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 3.100,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, davacı ... ... lehine, kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere: 3.100,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, davacı ... lehine, kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere: 3.100,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, davacı ... ... lehine, kendi payına ve dedesi ...’dan miras olan gelen payla birlikte olmak üzere 3.100,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, dahili davacı ... (...) ... lehine, ...'dan miras olarak gelen 600,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, dahili davacı ... (...) Çırıtcı lehine, ... ... miras olarak gelen 600,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, dahili davacı ... (...) ... lehine, ... ... miras olarak gelen 600,00 TL destekten yoksunluk tazminatına, dahili davacı ... (...) İnan lehine, ...'dan miras olarak gelen 600,00 TL destekten yoksunluk tazminatına hükmedilmesine, hüküm altına alınan maddi tazminatların davalılar ... ve ...’dan 24.12.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 28.07.2020 tarih 7251 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişiklik neticesinde bozma sonrasında ıslah yapılabileceği gerekçesi ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 24.12.2001 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan ...'ın 24.12.2001 tarihinde trafik kazasında vefatından dolayı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Mahkeme tarafından 03.03.2009 tarihinde verilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/15765E., 2013/255 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin maddi tazminat taleplerini ıslah etmediği halde talepler ıslah edilmiş gibi karar verilmesi nedeni ile bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası davacı vekilinin taleplerini 26.11.2014 tarihinde ıslah etmesi ile 09.04.2015 tarihli mahkeme kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2017/5095 E., 2019/10970 K. sayılı kararı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile verilen karar bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında mahkemenin 09.04.2021 tarihli kararı ile dava dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından 7251 sayılı yasa ile HMK'da yapılan değişiklik sonrası bozmadan sonra ıslah yapılabileceği gerekçesi ile temyiz edilmiştir. Medeni Usul Hukukuna yön veren en önemli ilkelerden biri teksif ilkesidir. Teksif ilkesi tarafların bütün iddia ve savunma sebeplerini belli bir usul kesitine kadar mahkemeye sunmalarını öngörmektedir. Bu ilke uyarınca taraflar dava malzemelerini yargılamanın herhangi bir aşamasında değil, ancak kanunca öngörülen süre dâhilinde mahkemeye hasredeceklerdir. Teksif ilkesiyle davaların gereksiz ve kötü niyetli olarak uzamasının önlenmesi ve yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Teksif ilkesi hem tarafları hem de Hâkimleri kanunda belirtilen süreye uymaya zorlayarak yargılanmanın hızlanmasını sağladığından usul ekonomisi ilkesinin gerçekleşmesine de hizmet etmektedir. Teksif ilkesinin yargılamadaki en önemli yansıması iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 141/1 inci maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını ne zamana kadar değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmaları istenmektedir. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi yasağının ancak ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati ile aşılabileceği yine HMK’nın 144/2 nci maddesinde belirtilmiştir. Karşı tarafın rızasının olmadığı durumlarda ıslah, yasağın başladığı andan itibaren iddia ve savunmaları değiştirme noktasında taraflar için tek enstrüman olacaktır. Islah, iddia ve savunma yasağının kapsamına giren taraf usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltmeye yarayan bir hukukî imkândır. Taraflar ihmal, unutma, yetersiz bilgi ve benzeri sebeplerle eksik ya da hatalı şekilde iddia ve savunmada bulunmuş olabilirler. Yine, yargılama sırasında meydana gelen gelişmeler neticesinde taraflar yargılamanın başında sundukları iddia ve savunmalarında değişiklik yapma ihtiyacı duyabilirler. Teksif ilkesinin sert bir biçimde uygulanması ve belli bir zaman kesitinden sonra taraflara iddia ve savunmada değişiklik yapma imkânının tanınmaması halinde, şekilcilik esası engeller hale gelir ve yargılamanın adaletli bir karar ile sonuçlanmama tehlikesi doğabilir. Bu noktada ıslah, iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı başladıktan sonra tarafların kendi usul işlemlerini kısmen ya da tamamen değiştirmelerine imkân tanımak suretiyle, Medeni Usul Hukukunun şekilciliğini yumuşatan ve adaletli bir yargılamanın tesis edilmesini sağlayan bir kurum olarak hukukumuzda ön plana çıkmaktadır. Kanundaki koşullara riayet edilmesi durumunda ıslahın sonuç doğurması için tek taraflı irade beyanı yeterli olacak, mahkemenin veya karşı tarafın rızası aranmayacaktır. HMK’da ıslah ile ilgili öngörülen koşullardan biri de zamanla ilgilidir. HMK’nın 177/1 inci maddesinde tahkikatın sona ermesine kadar ıslaha başvurulabileceği düzenlenmiştir. Islahın zaman bakımından sınırı, bozmadan sonra ıslahın yapılıp yapılamayacağı meselesi ile doğrudan alakalıdır. Bu noktada yargılamanın hangi aşamasına kadar ıslahın mümkün olacağını daha net ortaya koymak için tahkikat kavramının ve tahkikatın ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiğinin üzerinde durmak uygun olacaktır. Tahkikat, yazılı yargılama usulünde de basit yargılama usulünde de ön inceleme aşamasının sona ermesi üzerine başlamaktadır. HMK’nın 147 nci maddesinde ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tarafların tahkikat için duruşmaya davet edileceği düzenlenmiştir. Tarafların duruşmaya çağrılmasıyla tahkikat başlayacaktır. Tahkikat evresi, taraflar arasındaki ihtilaflı vakıaların incelenip hakikatin ortaya çıkarılması için yapılan işlemlerin zaman itibariyle işgal ettiği yargılama aşamasıdır. Mahkeme bu aşamada tarafların talep sonucunu dayandırdıkları, davanın halli bakımından önem taşıyan ve ön inceleme tutanağında çekişmeli olarak belirtilen vakıaların, yine kural olarak tarafların sunduğu deliller çerçevesinde doğruluğunu araştırır. Taraflarca getirilen delillerin değerlendirilmesi ve ispat faaliyeti neticesinde uyuşmazlığın aydınlanmasıyla birlikte, Hâkimin davayı sonlandıracak kararı vermesi mümkün hale gelmektedir. Bu yönüyle tahkikat, davanın en önemli ve uzun aşaması olarak nitelendirilmektedir. Tahkikat aşamasından sonra taraflara yargılamayla ilgili son sözlerinin sorulacağı sözlü yargılama aşamasına geçilecek ve ardından mahkeme nihai kararını verecektir. HMK’nın “Tahkikatın Sona Ermesi” başlığı altındaki 184 ve 185 inci maddelerinde, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığında mahkemenin, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği düzenlenmiştir. Tahkikat aşamasının bitimi bu tefhim ile birlikte gerçekleşecektir. Bu bağlamda 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2 nci maddesinde; “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” düzenlemesine yer verilerek bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiş, bozma kararı sonrası ıslah yapılıp yapılamayacağı hakkındaki farklı görüş ve uygulamalara son vererek bozma ve kaldırma kararlarından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine döndüğünde tahkikata ilişkin bir işlem yapılıyor ise tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabileceğini net bir şekilde belirlemiş olmuştur. Usul hukuku alanında geçerli temel ilke; yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise, usul kanunu hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olması, yeni hükümlerin daima eskisinden daha iyi ve amaca en uygun olduğu fikri ile kanun koyucunun, fertlere ait olan hakların yeni usul hükümleri ile daha önce yürürlükte olan kanundan daha iyi ve daha adil bir şekilde korunacağına ilişkin inancıdır. Bu açıklamalar ışığında konu incelendiğinde; mahkeme tarafından bozma kararına uyularak, ıslah edilen kısım yönünden bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile red kararı verilmiş ise de bozma kararının 21.11.2019 tarihinde verildiği, 28.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun ile HMK'da yapılan değişiklik neticesi bozmadan sonra ıslah yapılabileceğinin düzenlendiği, mahkeme tarafından ise 09.04.2021 tarihinde yani yasal değişiklik sonrası karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 28.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2 nci maddesi ile Yargıtay’ın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek Yasa değişikliği uyarınca davacı yanın 26.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23844, K. 2023/1032, T. 25.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-23844-e-2023-1032-k-43e8b48a781d