Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23655 E. 2024/4020 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/23655
- Karar No
- 2024/4020
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/129 E., 2021/987 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/84 E., 2019/533 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacaklarının tahsili için başlatttığı takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirketin kazadan hemen sonra dava konusu taşınmazını 23.03.3017 tarihinde davalı ...'ye sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı müvekkilinin ev hanımı olduğunu, eşi aracılığı ile dava konusu taşınmazı sahibinden.com internet sitesinde görerek yatırım amacıyla 89.998,60 TL bedelle satın aldığını, 22.03.2017 tarihinde banka aracılığı ile 3.000,00 TL kapora, 22.03.2017 tarihinde de banka aracılığı ile toplam 55.000,00 TL'yi diğer davalı hesabına gönderdiklerini, kalan kısmın tapuda devir işlemi sonrası elden verildiğini, müvekkilinin 01.04.2017 kira başlangıç tarihli sözleşme ile 650,00 TL karşılığında avukat ofisi olarak kiraya verdiğini, davacının dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değerinin 250.000,00 TL civarında olduğu beyanlarının kabul edilemeyeceğini, Bursa 5. İş Mahkemesi'nin 2017/271 Esas sayılı dosyasının 06.09.2018 tarihinde kesinleşmesi ile borcun doğduğunu, muvazaa iddisının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı .........,Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde, davalı ...'nin İİK md. 280'de sayılan devir tarihinde müvekkilininin mali durumunu bilecek durumda olmadığını, müvekkili şirketin diğer davalı ile birlikte davacıyı zarara uğratma kastı olmadığını, davacı firmanın ülke genelinde birçok inşaat satışını yapan, çevresinde güvenilir tacir olarak tanınan, çeşitli bankalar nezdinde kredibilitesi ve saygınlığı yüksek olan firma olduğunu, satış tarihinde taşınmazın gerçek değeri üzerinden belirlenen bedel ile diğer davalıya devredildiğini, davacının Bursa 5. İş Mahkemesi'nin 2017/271 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın 06.09.2018 tarihinde karara çıktığını, bu tarihten sonraki tarihte kesinleştiğini, daha önceki tarihte devir yapıldığını bildirerek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, keşif sonucu düzenlenen rapora göre taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle değerinin 120.000,00 TL olduğu, tapuda satış bedelinin 76.200,00 TL olarak gösterildiği, senette gösterilmeyen bir kısım bedelin de davalı ... tarafından diğer davalı borçlu.........,. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ödendiğinin yazılı delillerle ispat edildiği, dava konusu taşınmazın gerçek satış bedeline yakın bedel ile satıldığı, bedeller arasında fark bulunmadığı, davalılar arasında akrabalık, iş ilişkisi ya da benzeri yakınlık olmadığı, davalı borçlunun aciz halini bilebilecek durumun ispat edilemediği, tasarrufun iptali davasının koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle değerinin bilirkişi raporu ile çok düşük belirlendiğini, somut emsal tespiti olmadan ve kıyaslama yapılmadan belirlenen bedel nedeniyle raporun denetime elverişli olmadığını, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talebinin kabul edilmediğini, davacının geçirdiği iş kazasına dayalı alacağı nedeni ile açtığı tazminat davasında 17.03.2017 tarihli ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına karar verildiği halde tapuya müzekkere yazılmadan satış yapıldığını, dava konusu taşınmazın şirketin merkez ofisi olduğunu, 2009 yılında 100.000,00 TL'ye satın alınan ofisin şirket tarafından satılması nedeniyle davalı ...'in borçlunun mali durumunu bilebilecek durumda olduğunu bildirerek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taşınmazın devir tarihindeki rayiç değerinin 120.000,00 TL olduğu, tapuda 76.270,00 TL bedelle devredildiği, davalı ... tarafından davalı borçlu şirkete 22.03.2017 tarihli banka dekont belgesine göre 3.000,00 TL + 25.000,00 TL toplamı 28.000,00 TL gönderildiği, ibraz edilen ödeme belgesine göre tasarruf tarihindeki değerine yakın olacak şekilde fark bedelin ödendiğinin usulüne uygun olarak ispatlandığı, taşınmazın devir tarihindeki değeri ile tasarruf değeri arasında açık oransızlık olmadığı, davalı ...'in borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğu veya davalı borçlu ile arkadaşlık, akrabalık, vb. yakınlığının ispatlanamadığı, tasarrufun davalı borçlu açısından alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının davalı ... tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiğini gösteren belirtiler olmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tasarrufun iptali davalarında , mahkeme iptal nedenleri ile bağlı olmayıp İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığını araştırılmalıdır. İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki raiç değerinin belirlenmesi yönünde alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olmadığı görülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın satış tarihinde emsal taşınmazların hangi bedelden satıldığı yönünde raiç bedel araştırması ,tapu kayıtlarına bakılarak yapılmıştır. Uygulamada tapu kayıtlarında satış bedelinin genel olarak düşük gösterilmesi nedeni ile bu bedelin emsal alınarak sağlıklı bir sonuca ulaşılması mümkün değildir. Yapılacak iş, taşınmazın bulunduğu mevki, konumu, bina yaşı ve özelliklerine uyan emsal taşınmazların, emlak sitelerindeki satış bedelleri araştırılıp, belgelenerek, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değerini belirlenmesi yönünde mahkemece ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar vermesi isabetsiz olmuştur. 2. İİK’nun 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği,aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, borçlu şirket tarafından satılan dava konusu taşınmazın, ticari işletmesinin önemli bir kısmı olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Bu nedenle İİK'nun 280/3. maddesi kapsamında davalı üçüncü kişilere yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile taşınmazın satış tarihlerindeki gerçek değerleri dikkate alınarak, borçlu şirketin 2014-2015 yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar vedildi.