Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1358 E. 2024/3666 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1358
- Karar No
- 2024/3666
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/387 Esas, 2022/1237 Karar BİRLEŞEN ANKARA 7 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/769 E. SAYILI DOSYASI HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/912 E., 2019/386 K. Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ......ile Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçelerinde; müvekkilinin doğal gaz ihtiyacını Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu çerçevesinde davalıdan tedarik ettiğini, alınan doğal gaza ilişkin faturaları ödedikten sonra Organize Sanayi Bölgesi içinde yer alan ve doğal gazı kullanan kuruluşlara yansıtarak onlardan tahsil ettiğini, müvekkilinin doğal gaz ihtiyacının tamamının dava dışı üçüncü kişi Bursagaz firmasının mücavir alanı içinde kalan istasyonlardan çekildiğini, doğal gaz tüketimi için iletim bedeli yanında doğal gaz taşıma bedelinin de ödendiğini, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 27.01.2004 tarih ve 291 sayılı Kurul kararı ile taşıma bedelinin 22,778 TL/m3 olarak belirlendiğini; 27.09.2004 tarih ve 368 sayılı Kurul kararı ile taşıma bedelinin üst sınırının 8,786 TL/m3'e düşürüldüğünü, Bursagaz’ın taşıma bedelinin indirilmesinin geçerli bir nedeninin bulunmadığı gerekçesiyle idari yargıda iptal davaları açtığını, Danıştay 13. Dairesinin söz konusu Kurul kararlarına karşı açılan davalarda Kurul kararlarının iptaline karar verdiğini, bunun üzerine EPDK’nın 30.10.2007 tarih ve 1360/4 sayılı Kurul kararı ile iptal kararlarının gereğini yerine getirmek üzere en başta uygulamaya konulan 291 sayılı Kurul kararının uygulanmasına karar verdiğini, EPDK'nın bu kararı üzerine Bursagaz'ın BOTAŞ ve diğer özel sektör gaz tedarikçilerinin nakilleri üzerinden alınan taşıma bedellerinin farkını talep ettiğini, bu kapsamda BOTAŞ'ın da taşıma bedeli farkından kaynaklanan alacaklarını tahsile giriştiğini, müvekkilinin de bu durum karşısında yasal haklarını saklı tutarak 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 48 inci maddesi uyarınca teminat karşılığında davalı tarafından kendilerine bildirilen borcun 36 aya kadar tecil edilmesi talebinde bulunmak zorunda kaldığını, davalı tarafından müvekkilinin taksitlendirme talebinin kabul edildiği ve davalı tarafından bildirilen borcun tutarının 36 taksite bölündüğünü, müvekkilinin gaz tedarikinde sorun yaşamamak için davalı tarafından talep edilen tutarın 36 aylık taksitini ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile asıl davada 28.09.2012 - 29.08.2013 tarihleri arasında ihtirazı kayıtla ödenen toplam 2.283.826,68 TL'nin ve birleşen davada 31.08.2012 tarihinde ihtirazi kayıtla ödenen 176.971,02 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek amme alacaklarına uygulanan faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, Bursagaz’ın dağıtım bölgesinde yer aldığını, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu (4646 sayılı Kanun) ve ilgili mevzuat gereğince dağıtım şirketlerinin yetkili olduğu bölgelerde bulunan serbest tüketicilere müvekkili tarafından yapılan doğal gaz satışlarında, toptan satış fiyatına o bölgede geçerli olan taşıma bedelinin eklendiğini ve serbest tüketicilerden tahsil edilen bu taşıma bedellerinin, yine mevzuat gereği, dağıtım şirketine aynen aktarıldığını; ancak ilişkin oldukları yıl itibarıyla ilgili dağıtım şirketlerinin uygulayacakları taşıma bedelinin üst sınırını belirleyen ve işbu dava ile ilgisi bulunan 1008 sayılı Kurul kararının bazı maddelerinin Danıştay 13. Dairesi tarafından iptal edildiğini, müvekkili tarafından 3548 sayılı Kurul kararının hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği iddiası ile dava açıldığını, davanın derdest bulunduğunu Bursagaz'ın EPDK’nın 3548 sayılı kararına istinaden düzenlemiş olduğu 17.05.2012 tarih ve 44892 no.lu “2007 yılı Ocak - Eylül farkı” konulu taşıma bedeli fark faturasını müvekkiline gönderdiğini ve fatura tutarının Bursagaz’a ödendiğini, fark taşıma bedeli faturalarının tahsili için ilgili serbest tüketiciler nezdinde gerekli işlemlerin başlatıldığını ve müvekkilinin müşterilerine yapılan doğalgaz satış miktarları için hesaplanan taşıma bedeli fark tutarlarının aralarında davacının da bulunduğu müşterilere bildirildiğini, davacının Ankara 13. İdare Mahkemesinin 2012/1041 E. sayılı dosyası üzerinden 6.214.516,39 TL bedelin tahakkukuna ve ödenmesine ilişkin işlemin iptali talebi ile dava açtığını ayrıca 28.06.2012 tarihli dilekçeleri ile borcun 6183 sayılı Kanun’un 48 inci maddesine göre 36 ay tecil edilmesini talep ettiğini, bu talebinin müvekkilince kabul edildiğini, davacının idare mahkemesinde dava açtıktan sonra aynı konuda işbu davayı açmasında hukuki bir menfaat bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hüküm altına alınan tutarların ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca gecikme zammı oranında işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının faizin türü yönünden düzeltilmesini talep etmiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince tahakkuk ettirilen tutarın EPDK kararı gereği olduğunu, müvekkilinin serbest tüketicilerden aldığı bu bedeli dağıtım şirketine aynen aktardığını, bu bedelden müvekkilinin gelir elde etmediğini, sadece aracılık yaptığını, EPDK kararının uygulanmasının müvekkili açısından bir zorunluluk olduğunu, taşıma bedeli müşteriler tarafından ödenen bir bedel olduğu için özel hukuk hükümlerine tabi kalmaksızın EPDK kurul kararlarına göre talep edilmesinin mecburi bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davada idari yargının görevli bulunduğunu ayrıca davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafça Ankara 13. İdare Mahkemesinde açtığı dava sonucunda verilen karar gereği davacıya toplamda 3.500.531,09 TL iade edildiğini, müvekkilince EPDK kararı gereği tahsil edilen tutarın iadesinde faize hükmedilmemesi gerektiğini, Mahkemece avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; davacının ancak yasal faiz talep edilebileceğini, davacının gecikme faizi talebinin yerinde olmadığını, temerrüt gerçekleşmediğinden belirlenen faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu, EPDK kararına uymakla yükümlü olan müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının davanın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının doğalgaz ihtiyacını davalıdan tedarik ettiği, bu tedarikin davacının bulunduğu bölgede dağıtım lisansına sahip olan dava dışı Bursagaz firmasının mücavir alanı içerisinde bulunan istasyonlardan sağlandığı, bu nedenle davacı tarafından davalıya ödenen kalemler arasında doğalgaz satım bedeli yanında doğalgaz taşıma bedelinin de bulunduğu, 4646 sayılı Kanun ile Doğalgaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği uyarınca doğalgaz taşıma bedeli üst sınırının EPDK tarafından belirlendiği, doğalgaz taşıma bedelini belirlenmesine ilişkin 368, 415 ve 616 sayılı EPDK kararlarının Danıştay 13. Dairesi kararıyla iptal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan yeni hukuki durum karşısında EPDK'nın iptal edilen kararların düzenlendiği yıllara ilişkin taşıma bedelinin belirlenmesinde bu kararlardan önce yürülükte olan 291 sayılı Kurul kararının uygulanmasına karar verildiği, 291 sayılı EPDK kararında iptal edilen kararlara göre daha yüksek taşıma bedeli belirlenmesi nedeniyle oluşan taşıma bedeli farkını dava dışı dağıtıcı şirkete ödeyen davalının serbest tüketici konumuında olan davacıdan anılan Kurul kararı neticesinde ortaya çıkan taşıma bedeli farkını tahsil ettiği, işbu asıl ve birleşen davanın da davacıdan tahsil edilen taşıma bedeli farkının istirdatı istemiyle açıldığı, taraflar arasında iptal edilen EPDK kararlarından bağımsız olarak özel hukuk hükümlerine tabi sözleşme ilişkisi bulunduğu, bu sözleşmede davacı serbest tüketiciden, geriye dönük olarak taşıma bedeli farkının alınabileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı gibi 4646 sayılı Kanun ile Doğalgaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nde de bu yönde bir hüküm bulunmadığı, dava konusu taşıma bedeli farkının dayanağını teşkil eden ve iptal edilen kararların yerine 291 sayılı Kurul kararının uygulanmasına ilişkin alınan 15.12.2011 tarihli 3548 sayılı EPDK kararının yürütmesinin durdurulmasına Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca karar verildiği, Ankara 13.İdare Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli 2012/1749 E., 2014/18 K. sayılı ilamında Kurulun 3548 sayılı kararı ile 291 sayılı karara göre belirlenen taşıma bedelinin hukuka aykırı olduğunun kabul edildiği, benzer uyuşmazlıklarda Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2010/2144 E., 2014/3949 K. sayılı, 2012/690 E., 2016/1758 K. sayılı ve 2010/1990 E. 2014/3947 K. sayılı ilamlarında da aynı sonuca varıldığı, bu itibarla davalının dava konusu taşıma bedeli farkını davacıdan tahsilinin yerinde olmayıp bu bedeli ihtirazi kayıtla ödeyen davacının istirdat isteminin yerinde bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2730 E.,2019/4498 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu, davaya konu uyuşmazlığın fazladan tahsil edilen taşıma bedelinin istirdadı istemine ilişkin olup taşıma işlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, aynı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca taşıma işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların mutlak ticari dava niteliği taşıdığı, işbu davada bir anonim şirket olan davalının fazladan tahsil ettiği paranın istirdadı talep edildiğinden uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu, aynı gerekçelerle Mahkemece avans faizine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmediği, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 15.11.2018 tarihli 2018/2217 E., 11590 K. sayılı ve 23.09.2013 tarihli 2013/14525 E., 13036 K. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere sebepsiz zenginleşme halinde ihtirazi kayıtla yapılan ödeme nedeniyle geri verme borcu bakımından ayrıca bir ihtara gerek bulunmadığından Mahkemece davacı tarafça ihtirazi kayıtla ödenen miktarların ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafça Ankara 13. İdare Mahkemesince verilen iptal kararı gereği asıl ve birleşen davanın konusunu oluşturan tutarların yargılama sırasında davacıya ödendiği, davacının faiz isteminin yerinde bulunmadığı, bu nedenle dava konusu edilen tutar davacıya ödenmekle davacının hukuki yararı kalmadığı savunulmuşsa da Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda bahsi geçen 2013/14525 E., 13036 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere sebepsiz zenginleşenin, sebepsiz zenginleşmeye konu para için daha yüksek veya daha düşük oranda faiz almış olduğu ispat edilmediği sürece; zenginleşmenin gerçekleştiği tarih ile geri vermenin talep edildiği tarih arasındaki süre için, paranın kullanma değerinin karşılığı olarak, temerrüt faizi kadar faizle yükümlü tutulması gerektiği, açıklanan nedenle davacı tarafın faiz istemi yerinde olup, davalı tarafça sadece asıl ve birleşen davanın konusunu oluşturan ana para tutarlarının ödenmesinin davayı konusuz bırakmayacağı, İlk Derece Mahkemesince davalı tarafından yapılan bu ödemelerin infazda dikkate alınmasına karar verilerek yazılı şekilde hüküm tesisinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek, emsal yargı kararları gereği davanın reddi gerektiğini, hazineye gelir kaydedilmesine karar verilen harcın nispi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yargı yolu, faiz talep edilip edilemeyeceği, faizin cinsi, faizin başlangıç tarihi, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4646 sayılı Kanun ve Doğalgaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği hükümleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61 inci vd. maddeleri, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.