Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17205 E. 2023/9770 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17205
Karar No
2023/9770
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/670 Esas, 2021/627 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne Davalının İstinaf talebinin kabulü ile yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 24.09.2019 SAYISI : 2012/235 Esas, 2019/315 Karar Taraflar arasındaki sahte vekaletnameye dayalı tapu iptal ve tescilden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, Adana ili, Çukurova ilçesi, ... köyü, 443 parsel sayılı taşınmazda dava dışı ...'e ait 3/32 hisseyi, malik ... adına vekaleten hareket eden vekil davalı ...'ndan satın aldığını, tapuda devrin yapıldığını, ancak daha sonra malik ... tarafından Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde sahte vekaletname ile satış yapılmasına dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığını, ilgili mahkemece 2009/189 Esas ve 2010/406 Karar sayılı ilam ile ... adına çıkartılan sahte kimlik belgesi ile ilk olarak ...'ün vekil olarak tayin edildiği, daha sonra ... tarafından tevkil yetkisine dayalı olarak ...'ın vekil olarak tayin edildiği, en son olarak ...'ın da tevkil yetkisine dayalı olarak davalıyı vekil olarak tayin ettiği belirlemesi yapılarak sahte vekaletname ile davacıya satış yapıldığı gerekçesiyle davacı adına olan tapu kaydının iptali ile önceki malik ... adına tesciline karar verildiğini, bu kararın kesinleşmiş olduğunu, davacının maddi zarara uğradığını, taşınmazın değerinin arttığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın değerinin tespiti ile şimdilik 27.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş; 08.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 156.470,76 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; önceki malik ...'ün tüm işlerini yeğeni olan ...'ün yaptığını, bu nedenle davalının, vekaletnamenin sahte olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, bu satış aşamasında davacının 9.750,00 TL ödeme yaptığını, zararı meydana getiren kişinin davalı olmadığını, satışta ödenen bedelin 9.750,00 TL olduğuna dair yemin teklif ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın sahte vekaletname ile taşınmaz satışı yapan davalıdan uğranılan zararın tazmini talepli olduğu, bu durumda davanın haksız fiile dayalı tazminat talebinden ibaret olduğu, davacıya yapılan satışta davalının kullandığı vekaletnamenin sahte olduğunun belirlendiği, emlakçı olan davalının özellikle taşınmazın bulunduğu bölgedeki taşınmazların alım-satımını yaptığı, bu nedenle davalının en azından taksir düzeyinde kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar ceza yargılamasında davalının bilerek hareket ettiğine dair delil olmaması sebebiyle beraatine karar verilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi kapsamında ceza yargılamasındaki kusur, sorumluluk ve beraat kararının hukuk hâkimini bağlayıcı nitelikte olmadığı, bu nedenle ceza mahkemesi kararının kesinleşmesini beklemeye gerek görülmediği, davacının tapu iptali ve tescil davası ile mülkiyeti kaybettiği sabit olduğuna göre davacının zararının, taşınmazın tapu kaydının iptaline ve önceki malik adına tesciline dair kararın kesinleşme tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, bu anlamda zarar hesabı yönünden alınan 05.12.2013 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, davalı gerekli dikkat ve özeni gösterip araştırma yapmış olsa idi davacıya satış gerçekleşmeyecek olduğundan fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, özetle haksız fiilin şartlarının bulunduğu anlaşıldığından, taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ve önceki malik adına tesciline dair kararın kesinleşme tarihi itibariyle değerinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne ile 156.470,76 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin beyanlarının doğru olduğu konusunda 01.11.2012 tarihli celsede karşı tarafa yemin teklif ettiklerini, 12.02.2013 tarihli celsede davacıya yemin davetiyesinin tebliğ edildiğinin görüldüğünü ve davacının duruşmaya gelmediğini, davacı vekilinin ise müvekkilinin yemin etmeyeceğinin beyan ettiğini, sonrasında davacı vekilinin talebi ile dosyanın bilirkişiye gittiğini, buradan çıkan rakamın daha sonra hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirtmiş olduklarını, fakat itirazlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bilirkişinin bahse konu yerin tarla vasfında olduğunu bilmemesinin imkansız olduğunu, müvekkilinin satmış olduğunu kabul etmiş olduğu dava konusu yer ile ilgili olarak davalının tapusunun iptal edilmiş olmasında bir kusuru bulunmadığını belirterek kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı ... tarafından sahte vekaletname ile satış yapıldığı gerekçesiyle Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/189 Esas ve 2010/406 Karar sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/421 Esas ve 2014/539 Karar sayılı dosyası içeriğine göre, davacıya yapılan satışta davalının kullandığı vekaletnamenin sahte olduğunun açıkça belirlendiği ve fakat 13.02.2009 tarihinde temelinde sahte vekaletname kullanılarak yapılan satış sözleşmesinde sahte olarak kullanılan vekaletname ile gerçekleştirilen dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtekarlık eyleminde davalı ...'nun kasıtlı olarak, fikir ve eylem birliği içinde dava dışı 3. kişilerle birlikte hareket etmediğinden bahisle beraat ettiğinin anlaşıldığı, bu durumda davalının gerçekleşen eylemde oluşan zarardan haksız fiil faili sıfatı ile sorumlu tutulamayacağı, öte yandan ceza yargılamasında yer alan ifadeler incelendiğinde, davalı ...'nun dava konusu taşınmazı aslında kendi adına aldığı, fakat neticeten sahte vekaletname ile geçersiz sözleşmede aldıklarının sebepsiz zenginleşme hükümlerini göre iade edilmesi gerektiği, davalının satış sözleşmesinin iptali ile davacının kendisine verdiği para kadar zenginleştiğinin kabulü gerektiği, davacı tarafından davalıya 25.000,00 TL'nin nakden ödendiği, bu durumda sözleşmenin geçersiz olduğunun anlaşılmasıyla davalının 25.000,00 TL zenginleştiği, artık ispat yükü kendisinde olan ve işbu sözleşme gereğince davacıya 9.750,00 TL ödediğini iddia eden davalı ...'nun iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, davalı tarafından yargılama sırasında davacıya bu konuda yemin teklif edildiği, fakat davacı asılın 12.02.2013 tarihli duruşmaya gelmediği ve yine davacı vekilinin davacı asılın yemin etmeyeceğini beyan ettiği, sonuç olarak davalının davacıya satış bedeli olarak 9.750,00 TL ödediğini ispatlamış sayıldığı, davacının 9.750,00 TL satış bedeli kadar fakirleştiği anlaşılmakla bu miktar üzerinden davalının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 9.750,00 TL'nin dava tarihi olan 01.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sahte vekaletnameye dayalı satış yaptığını, bu hususun kesinleştiğini, davalının tapu siciline güven ilkesi gereği kusursuz sorumlu olduğunu, davalının gerçek zarardan sorumlu olduğunu, gerçek zararın zararın meydana geldiği tarih itibariyle belirlenmesi gerektiğini, davalının emlakçı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, davalının yemin teklifinin bedele ilişkin olduğunu, yemin teklifinin davayla ilgisinin olmadığını, davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; sahte vekaletnameye dayanılarak yapılan tapu devir işleminin iptali ile geçersiz hale gelen gayrimenkul satış sözleşmesinin tarafı olan davacının zararlarının kapsamı ve tazmini ile iş bu zarardan davalının sorumluluğunun olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesi 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz edenin sıfatı gözetildiğinde aleyhe bozma yasağı ilkesinin uygulanması gerektiğine ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17205, K. 2023/9770, T. 26.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-17205-e-2023-9770-k-1014ce6b8a77