Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/14715 E. 2023/6898 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/14715
- Karar No
- 2023/6898
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/190 - 2021/56 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Davacının istinaf başvurusunun reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/2436- 2019/298 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.11.2015 tarihinde müvekkillerinin oğlu ...'ın içinde bulunduğu ... plaka sayılı aracın hemzemin geçitte tren ile yaptığı kazada vefat ettiğini, aracın davalı ... tarafından sigortalı olduğunu, davacıların müteveffanın vefatı nedeni ile destekten yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde sigortalı aracın kusuru bulunmadığını, kazadaki kusurun TCDD'de olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... şirketinin sigortalısı aracın olayda kusurunun bulunmaması nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili tarafından araç sürücüsünün ceza yargısında alınan bazı raporlarda kusurunun olduğu belirtilerek ceza yargılaması sonucunun beklenilmesi talep edilmiş ise de cezai sorumluluk ile tazminat sorumluluğunun farklı olmaları, dosya kapsamındaki alınan ve itiraz üzerine heyetten alınan kusur raporuna göre davalının sigortalısı aracın tazminat hukuku açısından kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; ceza mahkemesince şu ana kadar üç farklı heyetten kusur raporu alındığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, davadaki kusur durumunun karışıklığı, Adli Tıp Kurumu raporu dahil raporların çoğunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu bulunması karşısında diğer raporları veren heyetlerden hiçbir üstünlüğü olmayan bir adet heyet raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek yeni rapor alınması gerektiğini ya da en azından ceza mahkemesi sonucunun beklenmesine karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mevcut belgeler ile beyanların ayrıntılı olarak değerlendirilmesinden kazanın oluşmasındaki temel sebebin kazaya konu mobil araç operatörü ... ve mobil araç refakat memuruna aynı hattan karşı yönden bir yolcu treni geleceğinin önceden bildirilmemiş olduğu , bu durumun olumsuz sonuçları büyük olabilecek ciddi anlamda ağır kusur ve ihmale işaret ettiği, nitekim dava konusu kazanın da bu nedenle meydana geldiği bu itibarla söz konusu bilgilendirmeyi ve organizasyonu gerçekleştirmeyen dava dışı TCDD.'nin kazanın oluşmasında tam kusurlu olduğu, öte yandan, ceza dosyasında ... plakalı araç sürücüsü Ali Bölükbaşın eylemlerine ilişkin belirlenen maddi olgu ile iş bu dosyada belirlenen maddi olgular arasında çelişki bulunmadığı, başka bir anlatımla kaza anında ...'ın nasıl hareket ettiğinin sabit olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü karşısında, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın eylemine ilişikin ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun haksız bulunduğu" gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrası (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İstinaf Mahkemesinin istinaf dilekçesine eklenen ceza mahkemesince üniversite öğretim üyelerinden alınan 27.08.2020 tarihli kusur bilirkişisi raporunu incelemeden karar verdiğini, keza istinaf dilekçesi ekinde İş Mahkemesince alınan 14.10.2019 tarihli kusur bilirkişisi raporunu da sunduklarını, ancak bu raporun değerlendirilmediğini, gerekçede kazanın temel sebebinin kazaya konu mobil araç operatörü ... ve mobil araç refakat memurunun aynı hattan karşı yönden bir yolcu treni geleceğinin önceden bildirilmemiş olmasını belirttiğini, oysa ceza mahkemesindeki bir kısım sanıklar vekilinin verdiği ekli rapora itiraz dilekçesinde belirtildiği gibi refakat memuru Tevfik Dal, mobil araç sürücüsü ...' a "bekle çıkış yapma" demesine rağmen ...'ın bulunduğu hattan çıkarak kazaya sebep olduğunu, ceza dosyası içinde bulunan mobil vinç kullanım talimatının 7.maddesine göre kimden gelirse gelsin mobil vinç kullanıcısının "dur" ihtarına uyması gerektiğini, ancak ...'ın panikleyerek refakat memurunun dur ihtarına uymadan raydan çıktığı gibi yanlış yönden (trenin geldiği ray yönünden) raydan çıktığını, oysa ki gelen trenin geliş yönüne (geldiği ray) bakarak ters yöne doğru çıksaydı ya da paniklemeden rayında kalsaydı bu kazanın olmayacağını, çünkü trenin bulunduğu raydan gelmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıların murisinin yolcu olduğu araç ile trenin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Somut olayda kazanın, hemzemin geçit hinterlandında 2. yol üzerinde, makinist... yönetiminde Tarsus istikametinden Mersin yönüne geri manevra ile seyretmekte olan yük treninin 3. yol üzerinde aynı yönde seyir halinde iken karşı yönden hızlı trenin geldiğini görmesi nedeni ile sola manevra yaparak önüne yönelen operatör ... yönetimindeki ... plaka sayılı mobil araca (özel amaçlı demiryolu bakım aracına) çarpması şeklinde geliştiği, davacılar murisinin mobil araç içinde görevli yolcu olduğu ve kazada vefat ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... davacılar desteğinin yolcu olduğu mobil aracın zorunlu mali mesuliyet trafik sigortacısıdır. Kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında kusur tespitinin yapılamadığı belirtilmiştir. Savcılık soruşturma dosyasında alınan 17.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda TCDD resmi haftalık izninde Taşkent istasyonu 2. ve 5. yolun yüklenici firma tarafından kullanılması gerektiği, 2. yolda yapılmaması gereken manevrayı yaptıran TCDD görevlilerinin birinci derecede asli kusurlu oldukları, başka kusurlunun bulunmadığı belirtilmiştir. Aynı kazada yaralanan Tevfik Dal isimli diğer yolcunun Sigorta Tahkim Komisyonunda açtığı davada, İTÜ öğretim üyelerinden alınan 05.05.2017 tarihli raporda; saat 17:00'ye kadar kapalı olması gereken hatta iki trenin girdiği, bu durumun TCDD kapsamında bir organizasyon eksikliğini gösterdiği, olayda TCDD'nin % 100 oranında kusurlu olduğu, yolcu treninden kaçıp kurtulmak için boş olduğunu düşündüğü hatta girmek isteyen mobil araç sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada İlk Derece Mahkemesince alınan 11.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ve yine 17.12.2018 tarihli Karayolları Fen Heyetince tanzim edilen raporda yukarıdakilerle paralel olarak olayda TCDD'nin organizasyon eksikliğinden kaynaklı olarak tam kusurlu olduğu rapor edilmiştir. Kazaya ilişkin olarak Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada da çok sayıda kusur raporu alınmıştır. 24.05.2017 günlü raporda; Taşkent 2. ve 5. yolun olay tarihinde 08:00 - 17:00 arasında yüklenici firmanın çalışma yapması için diğer demiryolu araçlarına kapatılması için programlandığı, mobil araç operatörü ...'ın 3. yol üzerinden hemzemin geçide gelip karayolu aracına dönüştükten ve 20 sn. bekledikten sonra sola dönüş yapmadan önce 2. ve 1. hat üzerinden gelen demir yolu aracı olup olmadığını kontrol etmemekle asli kusurlu olduğu, manevra treni makinisti ...'ın manevra sırasında diziyi baştan geri manevra ile çekmekle manevraları düzenleyen genel şartlara riayet etmediğinden asli kusurlu olduğu, manevra treninde şef tren (makinist) olarak görev yapan ...'ün geri manevra sırasında makinenin sağ tarafında (mobil aracın olduğu tarafta) olduğu halde makinisti zamanında uyarmamakla kusurlu olduğu, belirtilmiştir. Yine ceza mahkemesinde alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.05.2018 günlü raporda; bilgilendirme ve organizasyon eksikliğine neden olan TCDD sorumluların asli kusurlu olduğu, mobil araç operatörü ...'ın karşısından tren geldiğini görünce üzerinde bulunduğu hatta sola yönelerek terk etme yoluna başvurduğu, ancak yöneldiği taraftaki hattan demiryolu aracının gelebileceğini kontrol etmediğini, bu kontrolü yapacak olsaydı sağa yönelebileceğini, kazanın meydana gelmesini önleyebileceğini, bu sebeble hatalı yönlenmeden dolayı kazada tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan 08.01.2019 tarihli Çukurova Üniversitesi Heyet raporunda da mobil araç sürücüsü ...'ın tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza mahkemesince dosya kapsamında alınan çok sayıda kusur raporu neticesinde çelişkilerin giderilmesi amacıyla bu kez İTÜ ( İnşaat Fakültesi Ulaştırma Birimi -Demiryolu Grubu) bilirkişi Heyetinden Rapor alınmıştır. 27.08.2020 tarihli işbu raporda, tüm raporların irdelendiği ve davalının sigortacısı olduğu mobil araç operatörü ...'ın ifadesinde hemzemin geçide yaklaştıklarında karşı taraftan hızlı trenin geleceği yönünde kendilerine bildirimin yapıldığını, hemen çıkmalarının istendiğini söylediği, manevra yapıp mobil aracı 2. hat tarafına yönlendirdiğinde programa göre, bu hatta olmaması gereken manevra treninin çarpması sonucu olayın meydana geldiği, Mersin tarafından tren geldiğini gören mobil araç içerisindeki TCDD görevlisinin bu treni uyardığı ve ...'a da hattan çıkmamasını söylediği halde panikleyip aracın tekerlerini indirerek raydan çıktığının anlaşıldığı, kendi bulunduğu hatta hızlı trenin geldiğini öğrenmesiyle paniklemesinin doğal olduğunu, ancak yine de kazaya meydan vermemek için serinkanlı ve akılcı davranabilmesi gerektiği 3. Hat dışına çıkıp 2. hatta geçerken hareket halinde olan manevra trenini görmesi ve onun önüne çıkmaması gerekirken görevlinin uyarısına rağmen harekete geçen trene dikkat etmeden uygun olmayan zamanda hattan çıkmaya çalışması nedeniyle alt düzeyde tali kusurlu olduğu, TCDD işletmesinin birinci derece asli kusurlu, TCDD’nin diğer görevlilerinin alt düzeyde tali kusurlu olduğu tespit edilmiş ve mahkemece çelişkileri gideren işbu rapora göre sanıklar (... dahil) hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince davalıya sigortalı aracın kazada kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ceza davası dosyasında alınan çelişkileri gideren 27.08.2020 tarihli rapor hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamış, davacıların istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Ancak varılan sonuç hatalı olmuştur. Bu durumda öncelikle davaya konu kaza ile ilgili olarak eldeki davanın davacıları tarafından İş Mahkemesinde açılan iş kazası dosyası var ise (davacı vekilinin beyanlarında bahsettiği) araştırılarak, ilgisi var ise getirtilerek incelenmesi, Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.10.2021 tarihli 2017/746 Esas 2021/531 Karar sayılı dosyasında çelişkileri gidermek üzere alınan 27.08.2020 tarihli İTÜ Bilirkişi Heyet Raporunun değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.