Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/2230 E. 2026/7424 K. – Görevi Yaptırmama

Konu: Görevi Yaptırmamak İçin Direnme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2230
Karar No
2026/7424
Karar Tarihi
Konu
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/649 E., 2020/135 K SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ... 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 tarihli ve 2013/638 esas, 2013/768 sayılı kararının 17.12.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 15.07.2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2019/649 esas, 2020/135 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.02.2026 gün ve 2026/3269 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, hüküm açıklanırken duruşma günü tebliğinde, sanığın mahkeme huzurunda vermiş olduğu savunmasında bildirdiği ve aynı zamanda mernis adresine, menis şerhi olmaksızın normal tebligat çıkartılması gerektiği gözetilmeden doğrudan mernis şerhli olarak 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve sanığın savunması alınmadan yokluğunda yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği gözetilmeden, katılanların duruşmada bildirdiği en son adresinden farklı olan adreslerine yapılan tebligatlar usulsüz olduğundan, istinaf iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ olunması gerektiği, Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, katılanlara usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/2230, K. 2026/7424, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2026-2230-e-2026-7424-k-7c1d153900ec