Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/30 E. 2026/5803 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/30
Karar No
2026/5803
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1379 E., 2021/21 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak sanıklar hakkında mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Demirci Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli ve 2015/102 Esas, 2017/289 Karar sayılı kararı ile sanıkların 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-c maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2018/1379 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri, katılanlar ..., ... vekili ve katılan ... İdaresi temsilcisinin istinaf başvurularının incelenmesi neticesinde İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak, sanıkların 6831 sayılı Kanun'un 110/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50, 52, 62. maddeleri uyarınca 18.200 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... müdafiin temyiz sebepleri; bütün bilirkişi raporlarında sanığın yangında herhangi bir kusurunun bulunmadığının bildirildiğine, mahkemenin sanığın kusurlu olduğuna dair kanıya hangi delillere dayanarak vardığı konusunda hiçbir gerekçe bulunmadığına, sanığın kusurlu olduğuna ilişkin dosyada tek bir delil ve rapor dahi bulunmadığına, 06.01.2021 tarihli ek raporda sanığın herhangi bir hizmet sorumluluğunun olmadığının belirtildiğine, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığından sanığın beraati gerektiğine, teşdit uygulanarak hüküm kurulmasının hatalı olduğuna ve resen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık ... müdafiin temyiz sebepleri; bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirildiğinde sanığın yangın olayında kusurunun bulunmadığının tespit edildiğine, şüphenin sanığın mahkumiyetine yeterli belirlilik ve kesinliğe ulaşmadığına, suçun sübut bulmadığının sabit olduğuna ve kararın bozulması talebine ilişkindir.

3.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; yargılama sürecinde alınan bütün bilirkişi raporlarında sanıkların kusurunun bulunmadığının bildirilmesi ve Dairece sanıkların kusurunun olmadığının kabul edilmesine rağmen mahkumiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, suç tutanağı, teknik bilirkişi raporları, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Demirci Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Demirci Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29/04/2015 tarih ve ... nolu iddianamesi ile sanıklar hakkında 6831 sayılı Kanun'un 110/2 ve TCK 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Demirci Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Demirci Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli ve 2015/102 Esas, 2017/289 Karar sayılı kararıyla sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, anılan karara yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 12.01.2021 tarihli ve 2018/1379 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararıyla beraat hükümlerinin kaldırılmasına ve sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereği 6831 sayılı Kanun'un 110/3. maddesi uyarınca teşdiden cezalandırılmalarına dair hükme yönelik sanıklar müdafileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine dairemiz çoğunluğunca temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmiş ise de, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

Çünkü; Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin istikrarlı içtihatlarında belirtildiği üzere, amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde ve hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte delil elde edilememesi veya en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatına karar verilecektir.

Dosya incelendiğinde, olay yeri tespit tutanağına göre yangın ihbarı üzerine jandarma tarafından yapılan incelemede elektrik hattındaki telin koparak yere düştüğünün, yerdeki tellerden birinin ucunun yanmış olduğunun görüldüğü ve bu nedenle telin koparak yere düşmesi sonucu direğin altındaki otların tutuşması sonucu yangın başlamış olabileceğinin değerlendirilerek ziraat ve orman arazinin yanarak zarar gördüğünün tespit edildiği olayda;

Sanıkların tüm aşamalarda suçlamayı reddetmesi ile soruşturma aşamasında makine ve elektrik mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 19.02.2016 tarihli rapor ve kovuşturma aşamasında elektrik ve makine mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda telin kopma sebebinin bağlantı klemensi ile iletkenin doğadan kaynaklanan dinamik yüke maruz kalması ve bağlantı kaynaklı hataların birleşmesi sonucu koptuğu kanaatinin bildirildiği, daha sonra üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10.10.2017 tarihli raporda sanıkların yangın olayında hizmet aksaklıkları ve kusurlarının görülmediğinin tespiti, yine elektrik mühendisi ve iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05.06.2019 tarihli raporda da sanıkların yangın olayında kusurlarının bulunmadığına dair kanaat bildirilmesi, 10.09.20 20... .01.2021 tarihli bilirkişi ek raporlarında da iletkende zamanla oluşan deformasyona bağlı kopma olduğu ve sanıkların herhangi bir hizmet sorumluluğunun olmadığının belirtilmesi, ... Elektrik Dağıtım A.Ş'nin enerji nakil hatlarının bakımına ilişkin cevap yazısına göre de sanıkların görev kapsamı nedeniyle yangında sorumlu olmayacaklarının anlaşılması karşısında, sanıkların üzerine atılı suçta şüphe oluştuğu ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinden hareketle sanıkların beraat etmesi gerekeceğinden Bölge Adliye Mahkeme kararının bozulması yönüyle karşı oy yazmak gerekmiştir. 13.05.2026

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/30, K. 2026/5803, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-30-e-2026-5803-k-76768d32e526