Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/24128 E. 2024/3381 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/24128
- Karar No
- 2024/3381
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/150 E., 2016/174 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü, 62 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; tanık beyanlarının dikkate alınmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Şüphelinin polislere "Vali ne karışırmış benim içki içmeme ben devlet memuruyum yazın cezayı, ben içki içmeye devam edeceğim, yok böyle bir karar." dediği, şikâyetçilerin kararı gösterdikleri ve şüpheliden kimliğini göstermesi istendiğinde şüphelinin "Kimliğim yok, adam mı öldürdük, terörist miyiz biz, erkekseniz gidin doğuya orada kimlik isteyin." dediği iddiasıyla açılan davada sanığın atılı suçu işlediği kabul olunmuştur. IV. GEREKÇE Sanık Müdafiinin Temyiz Nedenleri ve Sair Yönlerden Yapılan İncelemede Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda, sanığın sarf ettiği kabul edilen sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, 2. Kabule göre de; a.5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mükerrir olmayan sanık hakkında, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezasının tercih edilmesi, b.Sanığın eylemini birden fazla kamu görevlisine karşı işlemesi nedeniyle verilen cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılırken, mağdur sayısına göre arttırım oranının, alt sınırdan fazla uzaklaşmak suretiyle belirlenmesi, c.Hakaret suçunun aleni olan sokakta işlenmesine rağmen, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması, d.Mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belirlenen denetim süresinin mahkum olunan ceza süresinden az olamayacağının gözetilmemesi, e.Mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, f.17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden, Karar hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2024 tarihinde karar verildi.