Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/725 E. 2026/511 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/725
- Karar No
- 2026/511
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/47 E., 2023/2836 K. DAVA TARİHİ : 04.06.2008 İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2008/526 E., 2021/116 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacılardan ...'nin ikiz bebeklerine hamile kaldığı tarihten itibaren davalı doktorun gözetimi altında olduğunu, en son kontrolde davalı doktorun doğumu sezeryan ile yapılması gerektiğini ve sezeryanı davalı şirketin tıp merkezinde yapacağını söylediğini, 10.10.2005 tarihinde davalı doktorun davacı ...'yi ameliyata aldığını, bir saat sonra ikiz çocuklarının olduğunu, ancak davacının dört saat ameliyatta kaldığını, ameliyathaneye bu sırada birçok doktorun girip çıktığını, hasta yakınlarının ...'nin durumunun kötüye gittiğini anlayınca ... Üniversitesi Araştırma Hastanesine götürdüklerini, Üniversite Hastanesindeki doktorların ...'nin geldiğinde eks halinde olduğunu ve kanamasının devam ettiğini beyan ettiklerini, davacı ...'nin davalı şirketin tıp merkezinde yapılan müdahaleler sonucunda ölüme terk edildiğini, tıp merkezinde sezeryan ameliyatının yapılamayacağını, ceza soruşturmasında alınan Adli Tıp Raporunda davalı doktorun kusurlu olduğunun belirtildiğini, daha sonradan sözleşmeli öğretmen olan davacı ...'nin rahminin Üniversite tarafından alındığını, Ankara GATA'da 8 ay tedavi gördüğünü, beyninde hasar olduğunu, konuşamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toplam 300.000,00 TL manevi ve 2.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; hayati tehlike bulunduğundan davacıya müdahale edildiğini, ... Üniversitesi Tıp Fakültesinde yoğun bakımda kalp masajı ve solunum desteği uygulanan davacıda kanama olduğu görülünce 16.50'den sonra ameliyata alındığını, Üniversite hastanesinde kanamasının fark edildiği 16.15'de hastane belgelerinde "yatak başında üç litre kan birikmişti" ifadesinin yer aldığını, bunun doğru olması halinde hastanın başına gelenlerin esas sorumlusunun Üniversite Hastanesi olduğunu, olayın doğum sonrası olabilecek komplikasyon olduğunu, davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'nin hamile olduğu dönemde olan davalı doktorun gözetimi altında olduğu, davalı doktorun doğum için diğer davalı şirkete ait tıp merkezinde işlem yapılacağını bildirdiği, 10.10.2005 günü davalı doktorun davacı ...'ye müdahalede bulunduğu, doğum sonucu ikiz bebeklerin dünyaya geldiği, davacı ...'nin durumunun kötüleşmesi sebebiyle Şanlıurfa ... Üniversitesi Araştırma Hastanesine sevk edildiği, yapılan müdahaleler sonucu davacı ...'nin rahminin alındığı ve yoğun bakımda yatmaktayken ... Askeri Tıp Akademisine sevk edildiği ve burada yaklaşık sekiz ay süreyle tedavi gördüğü, neticeten yüzde yüz oranında meslekten kazanma gücü kaybının yanı sıra sürekli bakıma muhtaç konuma geldiği, davacı vekilinin 01.06.2016 tarihinde ıslah talebinde bulunduğu, haksız fiil tarihinin 10.10.2005 olduğu, gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72/1 maddesi gereğince gerekse TBK'nun 72/2 maddesi atfıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 86/1 maddesine göre belirlenen sürelere istinaden ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunun görüldüğü, bu sebeple davacının 1.000,00 TL maddi tazminat ile yaşamış olduğu elem, keder, ıstırap miktarı, paranın alım gücü ve hakkaniyet gereği takdiren 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar vermek gerektiği, davacı ...'ın hastalık süresince yaptığı masrafları belgelediği, bu sebeple 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, diğer davacıların talepleri değerlendirildiğinde; ...'in eş, ... ve ...'in ise müşterek çocuklar olduğu, ... ve ...'in ise ...'nin anne ve babası olduğu bu bağlamda yakın kavramı içerisinde girdikleri, meydana gelen olay sebebiyle manevi anlamda zarara uğramaları sebebiyle manevi tazminat talebinde bulundukları, davacı ...'nin alınan raporu değerlendirildiğinde ağır bedensel zarara uğradığına ilişkin tespitin yapıldığının görüldüğü gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne; davacılardan ... için; 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile 10.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...'ye ödenmesine, geriye kalan 1.300.000,00 TL'nin zamanaşımı nedeniyle reddine, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile 10.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... için; 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile 10.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...'a, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile 10.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı ...'e ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ... 20.000,00 TL, ... için; 20.000,00 TL, Feridun ve Halide için ayrı ayrı; 7.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuş, davalı şirket verilen süre içerisinde istinaf harcını yatırmaması üzerine 11.07.2021 tarihli ek kararla davalı şirketin istinaf yoluna başvurmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket vekili ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunmamıştır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; haksız fiil tarihinin 10.10.2005 olduğu ve davalı doktor hakkında ceza davası açılmış olduğundan olayda TBK'nin 72/1 maddesi uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, davalı doktor hakkında yaralama suçundan açılan davanın 23.01.2014 tarihinde kesinleşen Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/186 E-2011/124 K sayılı ilamında suçun nitelikli hali olan TCK'nın 87/2-a maddesinin uygulandığı, dolayısıyla dava zamanaşımı süresi hesaplanırken TCK'nın 66/3 ve 4. maddeleri uyarınca suçun nitelikli hali için öngörülen 6 yıl ceza miktarının dikkate alınması gerektiğinden, TCK'nın 66/1-d fıkrası gereğince olayda dava zamanaşımı 15 yıl olup ıslah tarihi itibariyle artırılan talep bakımından zamanaşımı gerçekleşmediği halde ıslaha konu talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yargılama sırasında alınan hekimin kusurlu olduğu tespitini içeren adli tıp raporuna göre davacıların maddi ve manevi tazminata hak kazandıklarının anlaşıldığı, bu durumda Mahkemece; alınan maluliyet raporuna göre hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan ve ıslah edilen miktar üzerinden karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, davacı ...'nin doğum yapması sırasındaki davalı tarafın kusuru nedeniyle uğradığı %100 maluliyeti neticesinde sürekli bakıma muhtaç duruma düşmesi karşısında eşi, anne ve babasının desteğiyle yaşamını sürdürmesi, çocukların anneleriyle iletişim ve ilişkilerinin bu koşullar altında devam etmesi, annelerinin bakım desteğinden mahrum kaldıkları gözönüne alınarak yerel mahkemece verilen manevi tazminat miktarı yeterli görülmeyerek olayın özelliği, gerçekleşme koşulları, neticesi ve geride kalanları ve destek olanları bulunan davacıların manevi tazminat taleplerinin tam kabulünün hakkaniyete ve manevi tazminat ilkelerine uygun olacağı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne; davacı ... için; 1.000,00 TL maddi tazminatın 10.10.2005 tarihinden, geriye kalan 1.300.000,00 TL'nin 01.06.2016, 150.000,00 TL manevi tazminatın 10.10.2005 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, ... için; 70.000,00 TL, ... için; 30.000,00 TL, ... için; 30.000,00 TL, ... için; 10.000,00 TL, Halide için; 10.000,00 TL manevi tazminatın 10.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili; dosyada kusur raporu alınmadığını, kusur raporu yokken alınan tazminat hesabını içerir hesap raporunun hükme esas alınamayacağını, davalı doktorun davalı hastaneye bağlı çalışan bir doktor olmadığını, davacının müvekkili hastanede bulunduğu ve Üniversite hastanesine sevk edildiği süre zarfında bir kanaması bulunmazken, Üniversite Hastanesinde başlayan kanamanın geç fark edildiği ve bekleme süresinden kaynaklı sonuçların meydana geldiğinin hastane belgelerinden anlaşıldığını, illiyet bağının bulunmadığını, davalı şirketin kusur sorumluğunun bulunmadığını, manevi tazminat miktarlarının düzenlenme amacını aşarak cezalandırma niteliğine büründüğünü ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı hastane ve hekimin, özen yükümlüğünden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. 2.Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay bulunduğunda; davalı hekim doktorun yargılandığı Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/186 Esas, 2011/124 Karar sayılı dosyasında ihmali davranışla kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı, davacının olayı ve zararın miktarını öğrendiği tarih ile davanın ıslah edildiği tarih arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı, hükme esas alınan doktorun eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığına yönelik raporun ve tazminat hesaplaması konusunda uzman bilirkişiden alınan, tarafların itirazlarını karşılar nitelikteki raporun, temyiz edenin sıfatı da gözetildiğinde denetime elverişli olduğu, davalı hastanenin diğer davalı doktorun eylemlerinden sorumlu olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun şekilde belirlendiği anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.