Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7268 E. 2026/4465 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7268
- Karar No
- 2026/4465
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1233 Esas, 2025/1329 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/654 E., 2025/549 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 03.12.2012 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ve davalı ....'ye ait ... marka tüpün kullanıldığı banyoda yıkanmakta olan ...'ın karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu vefat ettiğini, davacı ...'ın müteveffanın eşi, ...'ın ise kızı olduğunu, eş ve annelerinin vefatı nedeniyle davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, tüple ölüm arasında nedensellik bağı dikkate alındığında ... A.Ş.'nin tehlike sorumluluğu kapsamında davacıların tüm maddi ve manevi zararlarını karşılamak zorunda olduğunu, sigorta şirketine yapılan müracaat üzerine açılan hasar dosyasında taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müteveffanın vefatı nedeniyle manevi tazminat talep ettiklerini, davanın kusursuz sorumluluk hallerine dayanılarak açıldığını, tüp ve şofben kusuruna dayanmadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş ... için 3.000,00 TL, kızı ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinin sorumluluğu, olay tarihi itibarı ile yürürlükte olan azami poliçe teminat ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren, davalı ..... yönünden ise 03.12.2012 olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte müşterek müteselsil sorumluluğu dahilinde tahsiline, davacı eş ... için 100.000,00 TL, kızı ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın 03.12.2012 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı .....'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın üzerinden üç yıldan fazla zaman geçtiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72. maddesine göre iki yıllık sürenin tüketilmesinden sonra dava açıldığından davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, bununla birlikte davacının uzatılmış zamanaşımından da yararlanma hakkının olmadığını, kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiğini, ölüme tüpün sebebiyet vermediğini, üretici sıfatındaki davalı şirketin olaydan sorumlu olabilmesi için iş mahsülü ürünü olan 12 kg.'lık tüpte imalat hatası bulunması yani ayıplı üretilmiş olması gerektiğini, olaya 1992 yılında yetkisiz kişilerce monte edildiği savcılık raporunda ortaya çıkarılan ... markalı şofbenin sebebiyet verdiğinin savcılık tarafından tespit edildiğini, bu nedenle davanın yöneltilmesi gereken tarafın şofben üreticisi olduğunu, tanzim edilen otopsi raporunda maktülün LPG yani sıvılaştırılmış petrol gazını solumak suretiyle zehirlenmediğinin belirlendiğini, tüpten gelen gazın sorunsuz bir şekilde şofbene aktarıldığını fakat şofbenin içerisinde enerjiye/ısıyla dönüşmek suretiyle ortaya çıkan karbonmonoksit gazının bir şekilde dış ortama salıverilmediği, bu nedenle banyo içerisinde birikerek yaşam seviyesi için gerekli olan oksijen miktarını aşağıya düşürerek olayın gerçekleştiğini, ilgili TSE standardından anlaşılacağı üzere bacanın yapılmasının davacılara, bu bacaya şofbenin bağlantısını yapma görevinin şofben imalatçısına ait olduğunu, olay yeri inceleme raporuna göre her tarafı kapatılan terasın baca bağlantısının plastikle kapatılmış olması sebebiyle banyoda yanan şofbenin açığa çıkardığı karbondioksit gazının dışarıya tahliye olmadan o gün meydana gelen lodosun da etkisiyle geri banyoya teptiğini ve maktulenin bu şekilde zehirlendiğini, olayda terasın ihmalkarlık seviyesinde kapatılarak karbonmonoksitin dışarıya çıkış yolunun kesildiğini, her iki halde de vefat edenin veya terası kapatan diğer aile bireylerinin tek başına sorumluluğunun mevcut olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden daha önce verilen kararın kesinleştiği, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesi hükmünce, bayinin iki kilogram üzeri tüp teslimini ve bağlantısını adreste yapması gerektiği gibi, LPG Dağıtım Bayileri ve Tüketicilere ilişkin Tebliğ hükümlerine göre de, tüpleri cihaza bağlamak, sızdırmazlık kontrolü yapmak, tüplerin kullanılması konusunda tüketicileri bilgilendirmek görevi olan bayinin tüp bağlantı noktalarında hata veya hortumlarda eskime, çatlama görülmesi, bu bağlamda kullanım yerinin uygun olmaması durumunda tüketiciyi uyarması, uyarıya rağmen eksikliklerin giderilmemesi durumunda gerektiğinde tüpü takmaması gerektiği, üretici firmanın sorumluluğu yalnızca tüpün imalatı ile sınırlı olmayıp, yukarıda detaylı olarak yazılmış bulunan tedbirlerin alınması bakımından denetim sorumluluğu da bulunduğu, üreticinin, bu sorumluluğunu bayileri aracılığı ile yerine getireceğinden, bayilerin bu hususlardaki kusurundan dahi sorumlu olduğu, aynı esasların Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.02.2016 tarih ve 2015/4630 E., 2016/2025 K. sayılı kararında da ifade edildiği, bu durumda, banyodaki baca çıkışının uygun olmadığını gören tüp bayiinin gerekli uyarıyı yaparak tüpü vermemesi gerektiği, karbonmonoksit zehirlenmesinin bağımsız bir zehirlenme türü değil, gaz sızmasına bağlı ölümün terminolojik karşılığı olduğundan somut olayda, davalı .....'nin kusurunun olduğu, 03.12.2012 tarihli olayda ...'ın vefatı nedeni ile, % 50 müterafik kusuru da gözetilerek yapılan hesaplama neticesinde 28.08.2024 hesap tarihi itibariyle, eş ... için 255.328,39 TL ve kızı ... için 45.641,59 TL olmak üzere toplam 300.969,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, meydana gelen kazada şofben baca kısmının branda ile ön kısmının ve çatı kaplama malzemesi ile üstünün kapatılmış olduğu tespit edilmekle somut olayda, davacıların da kusurunun bulunduğu, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, davacının zarara dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi raporları ile vakıf olması nedeniyle TBK'nın 72. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle % 50 oranında müterafik kusur indirimi uygularak yapılan hesaplama sonucunda davacı ... için 255.328,39 TL ve davacı ... için 45.641,59 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, eş ... için 75.000,00 TL ve kızı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı .....'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, itibar olunan bilirkişi raporunda davacı tarafın müterafik kusur tespitinde bir aykırılık görülmediği, davalının gerçekleşen zarardan sorumlu olup, davanın, davalı ..... yönünden hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tüpgazdan kaynaklı karbonmonoksit zehirlenmesinden kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.