Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/67 E. 2026/4094 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/67
- Karar No
- 2026/4094
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1264 E., 2025/2879 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Babaeski 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/452 E., 2024/722 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçeslerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı tarafın maliki olduğu taşınmazın kira sözleşmesine dayalı olarak 2013 yılı Temmuz ayından beri davacı tarafından kullanıldığını, davacının tıbbi malzeme satışı işi yaptığını, kiralananda elektrik arızası nedeni ile çıkan yangında mallarının yanarak zarar gördüğünü, tekerrür eden arızaların davalıya sürekli bildirildiğini, davalının teknik bilgisi olmayan oğlunun elektrik tesisatındaki sigortaları ve iç tesisat tellerini değiştirdiğini, sonrasında da arıza olduğunu, davacının 21.04.2015 günü iş yerine gittiğinde giriş kapısının asma kilit ile kilitlenmiş olduğunu gördüğünü, davalının kapıyı kilitlemesi nedeniyle kiralanana giremediğini, adliyede mesainin başlamasını beklerken iş yerinden dumanlar çıktığının haber verildiğini ileri sürerek; zarar gören tıbbi malzemelere karşılık 55.185,46 TL, demirbaş ve şahsi eşyalara karşılık olarak 5.000,00 TL, kazanç kaybına ilişkin olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve uğranılan manevi zarara karşılık olarak 100,000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davalının kusuru olmadığını, yangının davalının kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 21.04.2015 tarihinde çıkan yangından davalının sorumlu olduğu, zarar miktarının tıbbi malzeme kaleminde 64.842,92 TL, demirbaş ve şahsi eşya kaleminde 41.917,89 TL, kazanç kaybı kaleminde 2.708,16 TL olduğu, olay esnasında davacı işyerinde olmadığından manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, maddi tazminattan ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51... . maddeleri uyarınca yüzde kırk beş indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 54.896,33 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davalıya ait binada çıkan yangın neticesinde davacının kiracı olarak bulunduğu işyerindeki mal ve eşyalarının yanarak zarar gördüğü, elektrik aksamından çıkan yangın nedeniyle bina maliki olan davalının özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, ayrıca davacı kiracının da elektrik aksamında gerekli önlemleri alması gerektiğinden müterafık kusurlu olduğu da gözetileceğinden maddi tazminat tutarından hakkaniyet gereği %45 indirim yapılmasında aykırılık görülmediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığına dair tespitin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; manevi tazminatın reddedilmesi sebebiyle karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tıbbi malzemelere ilişkin talebin belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu, maddi tazminattan %45 indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, indirimin fahiş olduğunu, kazanç kaybının eksik incelendiğini, emsal aylık kazancın belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminat isteminin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; dükkanın daha önce başka kişiler tarafından kullanıldığını, davalının yangın olayında kusuru olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yangının gerçekleştiği fiziksel mekanın tamamen yanlış tanımlandığını, elektrik tesisatının kiracıya sağlam bir şekilde teslim edildiğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, kusur ve yangının çıkış sebebi ile ilgili olarak alınan raporların gerçeğe aykırı olduğunu, kazanç kaybının yanlış hesaplandığını, uygulanan indirim oranının düşük olduğunu, envanter listesindeki malların yangın sırasında dükkanda olduğunun ve tamamının yandığının ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, iş yerinde meydana gelen yangın nedeniyle bina malikinin kusursuz sorumluluğuna dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Duruşma yapmadan verilecek kararlar” başlıklı 353/(1)-b.2. maddesi; “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, (...) duruşma yapılmadan karar verilir”; hükmünü içermektedir. Bölge adliye mahkemesi kararlarında yer alması gereken hususlar ise aynı Kanunun 359. maddesinde belirtilmiş olup, buna göre kararda; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk Derece Mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” yer alması gereken zorunlu unsurlardır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince; davalının zarardan kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu olmasına dayalı olarak davalının kusuru olup olmadığının önemi olmadığı belirtilmek suretiyle hesaplanan toplam maddi tazminattan %45 oranında indirim yapılarak karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise; davalının elektrik aksamında gerekli önlemleri alması gerektiğinden müterafik kusurlu olduğu belirtilmek suretiyle neticeten istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararında davalının müterafik kusuru bulunduğuna ilişkin bir tespit yer almazken, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçesi de açıklanmaksızın davalının müterafik kusurlu olduğu belirtilmekle kararın gerekçesi değiştirildiğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2.Kabule göre de yalnızca kanun madde numaraları belirtilmek suretiyle denetime elverişli şekilde gerekçelendirme yapılmaksızın maddi tazminattan fazla indirim yapılması ve ayrıca hesaplanan kar kaybından takdirim indirim yapılması doğru değildir.
3.Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.