Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/4473 E. 2026/3720 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4473
Karar No
2026/3720
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/49 E., 2025/126 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; dava konusu 1305 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu, bu yerin öncesinde davacılar mirasbırakanı....'nin mülkiyetinde iken padişah tapusu kapsamında kaldığı gerekçesiyle hükmen Hazine adına tescil edildiğini, mirasbırakanın çocuksuz ölmesi nedeniyle davacıların murisin mirasçısı olduklarını, dava dışı mirasçı ....'nın 4071 sayılı Kanundan yararlanarak taşınmazın 1/2 payını Hazineden 16.01.1997 tarihinde satın aldığını, arta kalan ½ payın davacılara satılması için 2003 yılında Hazineye müracaat ettiklerini ancak bugüne kadar bir sonuç alamadıklarını, daha sonra bu yerin Hazine tarafından ihale ile üçüncü bir kişiye satıldığını öğrendiklerini, alıcı kişinin bu yere inşaat yapma hazırlığına başlayınca durumdan haberdar olduklarını ileri sürerek; öncelikle Hazine tarafından üçüncü kişiye yapılan ihale ve bu kısma ilişkin tapunun iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini, bu mümkün olmadığı taktirde paylarına isabet eden kısmın rayiç değeri olan 30.000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davacıların 4071 sayılı Kanun’dan yararlanmak için süresinde herhangi bir başvurularının olmadığını, taşınmazın ½ payının ihale yolu ile 07.12.2004 tarihinde satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.05.2008 tarihli kararıyla; davacıların dava konusu taşınmazın ½ payını 4071 sayılı Kanundan faydalanarak almak için başvuruda bulunduğu, bunun için Bakanlık olurunun verildiği, fakat davalının bunu dikkate almayarak taşınmazı ihale ile şimdiki malikine sattığı, davacıların ihaleye girmedikleri, tanık anlatımlarına göre ihaleden haberdar olmadıklarının anlaşıldığı, ancak davacıların 2004 yılında yapılan ihaleye girerek taşınmazın şimdiki malikine satılmasına engel olabilecekleri veya taşınmazı 17.500,00 TL’ye kendilerinin alabileceği, ihalelerin herkese açık yapıldığı ve ihale ile ilgili ilanın bulunduğu, buna karşılık davacıların bu yola başvurularak Bakanlık olurunun verildiği 2004 yılından üç yıl sonra işbu davayı açtıkları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ... nolu taşınmazın aynına yönelik iptal ve tescil isteğinin ihale usulüne uygun yapıldığından reddine, ancak bilirkişi raporu ile tespit edilen 30.425,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.11.2012 tarihli ilamıyla; davacıların kendi beyanlarına göre 4071 sayılı Kanuna göre bu taşınmazı satın almaları için idareye süresi içerisinde yazılı bir müracaatlarının olmadığı, dava konusu taşınmazın açık ihale ile satışı aşamasında ihaleye katılmadıkları, ihalenin yapıldığından itibaren üç yıl sonra eldeki davayı açtıkları, kesinleşmiş ceza mahkemesi ve idari yargı kararı sunmadıkları anlaşılmakla, Hazinenin dava konusu kendi adına kayıtlı taşımazı açık ihale sonucunda üzerinde ihale kalan katılımcıya satışında hukuka aykırı bir durum söz konusu olmadığı ve kayıt maliki davalının kötü niyetinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 11.02.2014 tarihli kararıyla; Hazinenin dava konusu kendi adına kayıtlı taşınmazı açık ihale sonucunda üzerinde ihale kalan katılımcıya satışında hukuka aykırı bir durum söz konusu olmamakla ve kayıt maliki idarenin kötü niyetinden söz edilemeyeceği, somut olayda davacıların kendi kusurlarından dolayı ödüllendirilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.07.2020 tarihli ilamıyla; "davacılar murisinin, davaya konu taşınmazı 4071 sayılı 3 Mart 1340 (1924) tarihli ve 431 sayılı kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun kapsamında satın almak için daha önce yapmış olduğu başvuruların Kanunda tanınan süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle idarece reddedilmesi üzerine, sonrasında 4071 sayılı Kanun’da değişiklik yapan ve 13.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4707 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile eklenen Geçici 3. maddesi gereği iki yıllık yeni başvuru süresi tanınması nedeniyle 23.06.2003 tarihli dilekçe ile davacıların taşınmazın kalan ½ payının kendilerine satılması için Hazine’ye müracaat ettikleri, Bakanlık tarafından yapılan inceleme sonucu taşınmazın kalan ½ payının 17.000,00 TL bedelle davacılara satışı konusunda olur verildiği ve 16.08.2004 tarihli bilgilendirme ve talebe cevap yazısının davacılara tebliğe çıkartıldığı ancak tebligatın bila tebliğ iade edildiği ve idarece davacıların başvurusu ile ilgili başkaca bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Sonrasında taşınmaz davacıların bilgisi dışında ihaleye çıkartılmış ve ihale sonucu 07/12/2004 tarihinde dava dışı.....’e satılarak tapuda alıcı adına tescil edilmiştir. Davacıların haricen durumdan haberdar olması üzerine yapılan idari başvurular sonuçsuz kalınca kurum çalışanları aleyhine suç duyurusunda bulunulmuş ve yapılan ceza yargılaması sonucunda sanıkların aynı taşınmaza ilişkin olarak tutulan yardımcı dosyanın esas işlem dosyası ile irtibatlandırılmaması sureti ile bahse konu taşınmazda bulunan Hazine hissesini genel hükümlere göre ihale neticesinde üçüncü bir kişiye satış yaparak katılanların mağduriyetine yol açmak sureti ile görevi ihmal suçunu işledikleri gerekçesiyle cezalandırılmalarına karar verilmiş; karar temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay 4. Ceza Dairesince 25.06.2012 tarihinde onanarak kesinleşmiş ve davalı idare çalışanlarının olaydaki kusuru maddi vakıa olarak da tespit edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; yerel mahkemenin tapu iptal ve tecili talebinin reddine ilişkin ilk kararının Yargıtay 8.Hukuk Dairesi tarafından onanması usul ve yasaya uygun ise de bedel yönünden verilen bozma kararı maddi hataya dayandığından usulî kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Şöyle ki, davacıların taşınmazı satın almak için süresinde ve usulüne uygun olarak kuruma başvurduğu tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davalı kurum çalışanlarının kusurlu işlemleri sonucu, taşınmazın kalan ½ payının dava tarihindeki değeri ile ihaleye katılsalardı satın alabilecekleri bedel arasında fark kadar maddi zararlarının oluştuğu da açıktır. Şu halde; mahkemece ziraat mühendisi ve mülk bilirkişiden alınan ve dosya kapsamına uygun olan ilk karara hukuki dayanak yapılan 19.03.2008 tarihli rapordaki hesaplamalar doğrultusunda, verilen kısmen kabul kararı usul ve yasaya uygun olmakla, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bedel yönünden verilen kısmen kabul kararının da bozulması maddi hataya dayandığından usulî kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. Davacıların bedele ilişkin talebi yönünden, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak verilen ret kararı usul ve yasaya uygun düşmediği" gerekçesiyle; kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu iptali ve tescil davasının reddine, davacıların tazminat talebinin kabulü ile 48.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; ikinci bozma ilamından önce Mahkemece dosyada hiçbir mevcut belgenin gözden kaçırılmadığını, birinci bozma ilamı ile davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğunu, Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde memurun hatalı işlemi nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın bozma ilamına uygun olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/4473, K. 2026/3720, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-4473-e-2026-3720-k-e7d95b96d706