Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/386 E. 2026/3776 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/386
Karar No
2026/3776
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1735 E., 2025/2118 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/317 E., 2025/254 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından işletilen Özel ... Hastanesinde davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunulduğunu, davalı Kurum tarafından gönderilen 19.10.2021 tarihli yazıyla; 10 hasta yönünden sağlık hizmeti sunulmadığı halde hizmet bedelinin fatura edildiği gerekçesiyle, 2018 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (12.13.) ve (13.5.) maddeleri uyarınca yazılı uyarı işlemi uygulandığının, 18.03.2022 tarihli yazıyla; fatura edilen tıbbi malzemelerin ... kodu eşleştirmelerinin hatalı olduğu gerekçesiyle, SUT'un (3.1.1.17.) maddesi uyarınca 7.560,00 TL malzeme bedelinin hesaplanacak faizleriyle birlikte mahsup edileceğinin, 29.03.2022 tarihli yazıyla ise; Kurum Teftiş Birimi tarafından düzenlenen 08.12.2021 tarihli ve 02 sayılı soruşturma raporu doğrultusunda SUT hükümlerine aykırı fatura düzenlendiği gerekçesiyle, 130.174,50 TL işlem bedelinin müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, Kurum işleminin sözleşme ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; 19.10.2021 tarihli uyarı işlemi ile 18.03.2022 tarihli yazıya istinaden müvekkilinin alacaklarından 11.03.2022 tarihinde mahsup edilen 7.560,00 TL ana para ve 9.315,58 TL faiz kesintisi olmak üzere toplam 16.875,58 TL kesinti ve 29.03.2022 tarihli yazıya istinaden müvekkilinin alacaklarından 12.05.2022 tarihinde mahsup edilen 130.174,50 TL ana para ve 207.745,24 TL faiz olmak üzere toplam 337.919,74 TL kesintinin iptalini, kesinti tutarlarının mahsup tarihlerinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkil tarafından yapılan işlemlerin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, davacı hakkında 19.10.2021 tarihli yazıyla uygulanan uyarı işleminin iptaline, 18.03.2022 tarihli yazıyla uygulanan toplam 16.875,58 TL kesintinin 13.862,09 TL'sinin, 29.03.2022 tarihli yazıyla uygulanan toplam 337.919,74 TL kesintinin 173.138,05 TL'sinin tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2024 tarihli kararıyla; Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek raporda birbirlerinden farklı sonuçlara ulaşıldığı, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin ve hangi gerekçe ile ek rapora üstünlük tanındığı açıklanmaksızın hüküm kurulduğu, dava konusu kesinti işlemleri farklı branşlara ait olduğu halde hükme esas alınan raporu düzenleyen heyette hekim bilirkişinin yer almadığı, bu haliyle raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hakkında ... kodu eşleştirmelerinin hatalı olduğu gerekçesiyle uygulanan 11.03.2022 tarihli 7.560,00 TL ana para ve 9.315,58 TL faiz kesintisi olmak üzere toplam 16.875,58 TL kesinti işleminin iptaline, 16.875,58 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu yönünde yapılan itirazların dikkate alınmadığını, uyarı cezasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, ayrıca kesintiye konu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili hem mevzuata hem sözleşmeye uygun olarak hizmet sürdürdüğünü belirterek, ticari faiz talep edilmesine rağmen yasal faize hükmedildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; müvekkil Kurum ile davacı arasından imzalanan sözleşme kapsamında denetimlerin yapıldığını, konuya ilişkin sözleşme ve mevzuat hükümlerinin açık olduğunu, bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını, dosya içerisine ibraz edilen belgelerin yeterince değerlendirilmediğini, tacir sıfatı bulunmayan müvekkili aleyhine faizine hükmedilemeyeceğini, müvekkili Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri hesaplanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusu hakkında uygulanan yazılı uyarı işleminin iptali ile hak edişlerinden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. 1. 2018 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin (12.13.) maddesi; "Sağlık hizmeti sunulmadığı halde sağlık hizmetinin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde, 10.000TL’den az olmamak şartıyla yersiz ödeme toplamının 10 katı btutarında ceza koşulu uygulanır ve tespit edilen fiiller açıkça belirtilmek suretiyle SHS’ye tebliğ edilir."; (13.5.) maddesi; "Bu sözleşmenin (8.6.5), (12.10), (12.11), (12.12), (12.13), (12.14), (12.15), (12.16), (12.17), (12.20) ve (12.22) numaralı maddelerinde sayılan fiillerin gerçekleştirildiğinin tespiti halinde, gerekli ceza koşulu uygulanarak SHS yazılı olarak uyarılır. Bahse konu maddelerde belirtilen aynı fiilin, uyarının tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde tekrarlanması halinde gerekli ceza koşulu uygulanarak sözleşme tek taraflı olarak feshedilir. Bu durumda sözleşmeden kaynaklı Kurum alacakları tahsil edilmeden ve fesih tarihinden itibaren 1 (bir) yıl süre geçmeden SHS ile yeniden sözleşme yapılmaz."; (14.10.) maddesi; "Tebliğ ve itiraz aşamaları tamamlanmamış olan fiil/fiiller için bu sözleşme hükümleri uygulanır. Ancak, SHS tarafından tebligat tarihinden itibaren bir defaya mahsus olmak üzere yazılı olarak talep edilmesi halinde, fiilin gerçekleştirildiği dönemde yürürlükte olan sözleşme hükümleri uygulanır."; Sağlık Uygulama Tebliğinin (3.1.1.15.) maddesi; "... kodu eşleştirmelerinin hatalı olduğunun herhangi bir şekilde tespit edilmesi veya tıbbi malzemelerin Kurumca belirlenen kural ve/veya kriterlere uygunsuz bir şekilde fatura edilmesi halinde, söz konusu tıbbi malzeme bedelleri ödenmez, ödenmiş ise ilgililerden yersiz ödeme kapsamında tahsil edilir." şeklinde düzenlenmiştir. 2018 yılı Sözleşmesinin (12.13.) ve (13.5.) maddeleri uyarınca uygulanan yazılı uyarı işleminin iptali yönünden yapılan incelemede; davalı Kurum tarafından yapılan araştırmada, 10 hastaya sağlık hizmeti sunulmadığı halde hizmet bedelinin Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle, davacı hakkında cezai şart ve yazılı uyarı işleminin uygulanmasına karar verildiği, davacının yazılı uyarı işleminin iptalini talep ettiği, Mahkemece SGK müfettişi, Genel Cerrahi uzmanı ve Kadın Hastalıkları uzmanı hekimden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunun hastaların tıbbi evrakları ve Kurum görevlilerine verdikleri ifadeler değerlendirilerek hazırlandığı ve Kurum tarafından uygulanan yazılı uyarı işleminin yerinde olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 2018 yılı Sözleşmesinin (12.13.) ve (13.5.) maddeleri uyarınca uygulanan yazılı uyarı işleminin iptali talebinin reddine karar verilmiş ise de; uyarı cezasına konu işlemlerin 2011, 20 12... yıllarında yapıldığı, davacının, Özel ..... Hastanesini dava dışı şirketten devraldığını ve 30.10.2020 tarihli Valilik Oluru ile işletmeye başladığını beyan ettiği gözetilerek, Sözleşmenin (14.10.) maddesi uyarınca fiilin gerçekleştirildiği dönemde yürürlükte olan sözleşme hükümleri yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Sağlık Uygulama Tebliğinin (3.1.1.17.) maddesi uyarınca uygulanan kesintinin iadesi talebi yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ...kodu uyuşmazlığı nedeniyle oluşan Kurum zararından davacı Hastanenin değil, medikal malzemenin ithalatçısı ile medikal eczanenin müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle kesintinin iadesine karar verilmiş ise de, SUT'un (3.1.1.17.) maddesi uyarınca hatalı ... kodu eşleştirmelerinden davacının da sorumluluğunun bulunduğunun gözetilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmesi açıktır. 3. SUT hükümlerine aykırı fatura düzenlendiği gerekçesiyle yapılan kesintinin iadesi talebi yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kesintinin iadesi talebi reddedilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fatura bedellerinin örnekleme yöntemiyle tahsiline ilişkin rapor ve eki tutanakların aksinin eşdeğer bir delille ispat edilmemesi nedeniyle kesintinin yerinde olduğunun belirtildiği, ancak davalı Kurum tarafından yapılan kesintinin sözleşmeye uygun olup olmadığı konusunda, tüm hastalar yönünden kesinti nedenlerinin ayrı ayrı değerlendirilmediği, bilirkişi raporunun bu haliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, İlk Derece Mahkemesince; aralarında SGK mevzuatı konusunda uzman bilirkişi ile kesintiye konu uzmanlık alanlarından hekim bilirkişilerden oluşan heyetten, .... kodu uyuşmazlığı nedeniyle yapılan kesintiye konu tıbbi malzemelerin taraflar arasındaki sözleşme ve SUT hükümlerine göre kodlarını karşılaştırıp ödemenin doğru olup olmadığı konusunda, SUT hükümlerine aykırı faturalandırma nedeniyle yapılan kesinti yönünden ise kesinti sebeplerinin mevzuata uygun olup olmadığının hasta bazında değerlendirildiği, denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yetersiz bilirkişi esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca taraflar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/386, K. 2026/3776, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-386-e-2026-3776-k-f1ad73fc66dd