Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2992 E. 2026/2344 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2992
Karar No
2026/2344
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2052 E., 2025/536 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/349 E., 2024/517 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalılardan ..., ..., ... ve ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda duruşma talebi miktar itibariyle reddedildikten ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalılardan ...'ın 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun (1416 sayılı Kanun) kapsamında tarih alanında yüksek lisans öğrenimi görmek üzere İngiltere'ye gönderildiğini, davalı ...'ın, .... Noterliğinin 11.01.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı taahhütnamesi ile yükümlülüklerini yerine getirmeyi ve öğrenimini başarıyla tamamlamayı taahhüt ettiğini, diğer davalılar ..., ... ve ...'nin ise.... Noterliğinin 11.01.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı kefalet senedi ile kefil olduklarını, davalı ...'ın yüksek lisans tezini 17.09.2010 tarihinde tamamladığını, ancak doktora öğrenimine başvuruda bulunması sebebiyle Ocak 2011 dönemine kadar yurtta bursuz izinli sayılmasına 15.12.2010 tarihli olurla ve ek yüklenme senedi ve kefalet senedi düzenlenmesi kaydıyla karar verildiğini, bunun üzerine doktora öğrenimi için davalı ... tarafından .... Noterliğinin 20.12.2010 tarihli ve ... yevmiye numaralı ek yüklenme senedi düzenlendiğini, diğer davalılar ..., ... ve ...'nin ise .... Noterliğinin 20.12.2010 tarihli ve ... yevmiye numaralı kefalet senedi ile kefil olduklarını, davalı ...'ın isteği üzerine doktora eğitiminin bir kaç kez uzatılmasına karar verildiğini, davalının en son süre uzatım tarihi olan 31.03.2016 tarihinden itibaren 2 aylık yasal süre içerisinde görev talebinde bulunmamak suretiyle ek yüklenme senedi hükümlerine aykırı davrandığını, Bakanlık tarafından 1416 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca davalının öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi ve aynı Kanunun 19. maddesi uyarınca yüklenme senedinde belirtilen bedellerin kendisi ve kefillerinden tahsili kararı alındığını, davalı lehine toplamda 139.362,69 İngiliz Sterlini ve 8.393,42 TL harcama yapıldığını, davalıların belirtilen tutarları ödemediklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 139.362,69 İngiliz Sterlini ve 8.393,42 TL'nin her bir ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte asıl borçlu ve kefillerinden (kefillerin her birinin sorumlu olduğu miktar itibarıyla) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; müvekkilinin master eğitimini başarı ile tamamlaması nedeniyle .... Noterliğinin 11.01.2008 tarihli ve 105 yevmiye numaralı taahhütnamesinin hükümsüz olduğunu, kefaletname ve taahhütnamenin düzenlenme tarihi itibariyle alacağın on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, idari işlemin iptali için açtıkları davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, doktora sürecinde müvekkiline, master eğitiminde başarılı olup derece alan öğrencilerin doktora eğitiminde oluşabilecek herhangi bir başarısızlık durumunda tazminat ödemeksizin görev talep edebileceklerinin, bu kapsamda doktora süresinin zorunlu hizmetlerine ekletip tazminat için hiçbir ücret ödemeksizin görevlendirileceklerinin bildirdiğini, davacının istikrar kazanan bu uygulamasına güvenen müvekkilinin alacak davasına konu senedi imzaladığını, 2015 yılında Bakan Oluru ile bu uygulamadan vazgeçilerek zorunlu görev verilmesinin taahhütname ve kefaletname imzalanması şartına bağlandığını, sonradan yürürlüğe giren yönetmelik ve makam olurunun, önceden doktora eğitimine başlayan müvekkili için uygulanmasının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalılar; İdare Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılmasını gerektiğini, davalı ...'ın master eğitimini tamamladığını, .... Noterliğinin 11.01.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı kefalet senedi ile talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan ...'ın yüksek lisans eğitiminde başarılı olduğu ve süresinde tamamladığı, bu nedenle yüksek lisans için harcanan 4.818,40 GBP ve 7.505,42 TL bakımından sorumlu olmadığı, ancak doktora sınavından başarısız olması nedeniyle ilgili dönem için yapılan harcamalar bakımından harcama tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 94.544,29 GBP ve 888,00 TL'nin davalı ...'dan tamamının, diğer davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise 50.000,00 GBP'nin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 03.07.2024 tarihli kararıyla; davalı ...'ın görev talebinin reddine dayanak gösterilen 12.05.215 tarihli Bakan Onayı hakkında davalı ... tarafından açılan davada Danıştay 8. Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2019/5577 E., 2022/3667 K. sayılı kararı ile; "(...) Davacının doktora eğitimine başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuatta, öğrenci için yurt dışında yapılan masrafların karşılığının mecburi hizmet olarak ödenmesinde bir engel bulunmadığı, süregelen uygulamanın da bu yönde olduğu, nitekim dava konusu işlemlerden 12/05/2015 tarihli Bakan Oluru'nda da bu tarihe kadar uygulamanın bu şekilde olduğu belirtilerek artık zımni bir düzenleyici işlem mahiyetini kazanan uygulamada değişiklik yapılması amacıyla Bakan Oluru ile bir işlem tesisine ihtiyaç duyulduğu ve davacının da istikrar kazanmış bu uygulamaya istinaden haklı beklentisinin olduğu, sonradan yürürlüğe giren yönetmelik hükümlerinin ve makam olurunun öncesinde doktora eğitimine başlayan davacıya uygulanmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, (...)" şeklinde karar verildiği, 12.05.2015 tarihli Bakan Olurunun bu tarihten önce yurt dışı eğitimine başlayanlar açısından uygulanmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunun açıkça ifade edildiği, Mahkemece, davalıların hukuki durumunun Danıştay kararı ve 26.04.2016 tarihli yazı doğrultusunda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar yurt dışı eğitimine hak kazanan davalı ...'ın doktora öğrenimine ilişkin taahhüdüne aykırı davrandığı iddiası ile eldeki dava açılmış ise de; kesin nitelikteki istinaf karar ilamında da tespit olunduğu üzere, Danıştay 8. Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2019/5577 E., 2022/3667 K. sayılı kararı doğrultusunda 12.05.2015 tarihli Bakan olurunun, bu tarihten önce yurt dışı eğitimine başlayanlar açısından uygulanmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, yine aynı zamanda davacı Bakanlığın 12.05.2015 tarihli bakan onayı yazısından döndüğü, yüksek lisans öğrenimini 27.09.2010 tarihinde başarı ile tamamlayan davalı bursiyerin haklı beklenti ile görev talebinde bulunduğu, İdare tarafından 12.05.2015 tarihli Bakan onayı ilgi tutulmak suretiyle davalı bursiyerin görev talebinin reddine karar verilmesinde hukuki uyarılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gerek Danıştay 8. Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2019/5577 E., 2022/3667 K. sayılı kararı ve gerekse işbu kararın temyizi üzerine verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30.11.2022 tarihli ve 2022/2695 E., 2022/3441 K. sayılı kararının içeriğinden, taahhütlerine aykırı davranan bursiyerlerin doktora süresine tekabül eden kısmın tazminatını ödemeleri konusundaki davacı Bakanlık uygulamasının hukuka aykırı olmadığının içtihat edildiğini, davacı yanın talebi de gözetilerek davanın doktora öğrenimine ilişkin öğrenim giderleri yönünden incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, 11.01.2008 tarihli taahhütnameyi imzalayarak başladığı yüksek lisans öğrenimini 27.09.2010 tarihinde başarı ile tamamlayan davalı ...'ın, akabinde 15.12.2010 tarihli yüklenme senedi ile gönderildiği doktora öğrenimini tamamlayamadığı, dosyada mevcut bilirkişi raporları ile davalı bursiyerin doktora öğrenimi karşılığında 94.544,29 GBP ve 592,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı bursiyer ... ile davalı kefiller ..., ... ve ...'nin, doktora öğrenimi yönünden .... Noterliğinin 20.12.2010 tarihli ve 9609 yevmiye sayılı taahhüt ve kefaletnamelerini imzaladıkları, kefillerin sorumluluklarının 50.000,00 GBP ile sınırlı olduğu, davalı bursiyer ... için Türk Lirası olarak yapılan harcamaların iki katı olarak alınacağına dair hükmün doktora açısından verilen taahhütnamede yazılı olmadığı, bu durumda davalı bursiyer ... ile davalı kefiller ..., ... ve ...'nin doktora öğrenimi yönünden davacı İdareye 94.544,29 GBP ve 592,00 TL borçlu oldukları (davalı kefiller yönünden 50.000,00 GBP ile sınırlı), davalı ...'in doktora için verilen kefaletnamede imzası bulunmadığından bu davalı açısından açılan davanın tümden reddinin gerektiği, davacının ödeme ihtarını içeren 19.10.2016 tarihli yazısının davalı ...'a tebliğ edilip edilmediğinin dosya kapsamından sabit olmadığı, ancak adı geçen davalının 24.05.2017 tarihli dilekçesi içeriğinden söz konusu borç isteminden haberdar olduğunu beyan ettiği gözetildiğinde, adı geçen davalı yönünden temerrüt tarihinin 24.05.2017 olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, 94.544,29 GBP ve 592,00 TL'nin davalı ... ile davalı kefiller ..., ... ve ...'den (davalı kefiller ..., ... ve ...'nin 50.000,00 GBP ile sınırlı olmak kaydıyla) müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağa davalı ... yönünden 24.05.2017 tarihinden, davalı kefiller ..., ... ve ... yönünden sarf tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davanın görüldüğü esnada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca davalı ...'ın açmış olduğu iptal davasının reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararda bu hususun dikkate alınmadığını, İdare Mahkemesi kararı gereği davalının öğrenim masraflarından doğan borcunun kesinleştiğini, bu nedenle davanın tümden kabulünün gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; alacak davasını doğrudan etkileyecek nitelikte olan idari işlemin iptaline yönelik açtıkları davanın henüz kesinleşmediğini, idari davanın bekletici mesele yapılmadan karar verildiğini, müvekkilinin doktora eğitimini aldığı dönemde mevcut olmayan uygulamanın 2015 yılında yapılan değişiklikle aleyhine uygulanamayacağını, kabul etmemekle birlikte Bölge Adliye Mahkemesince döviz cinsinden ödemenin yapılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ödeme ihtarını içeren 19.10.2016 tarihli yazısının müvekkiline tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığının sabit olmadığı gibi, müvekkili ...'ın 24.05.2017 tarihli dilekçesinin içeriğinden borç isteminden haberdar olduğu sonucunun çıkarılarak temerrüt tarihinin 24.05.2017 tarihi olarak karar verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilleri kefiller için davacının temerrüt yönünden çektiği bir ihtarnamenin mevcut olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yüksek lisans ve doktora yapmak için yurt dışına gönderilen davalı ...'ın doktora eğitimini tamamlamadığından öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi nedeniyle yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle taahhüt senedinin tarafların serbest iradesiyle düzenlendiğinden geçerli olmasına, yüksek lisans yönünden davalı asıl borçlu ... tarafından imzalanan taahhüt senedinde yazılı yükümlülüğünün yerine getirilmesine, yüksek lisans ve doktora öğrenimi için yurt dışına gönderilen, yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlayıp doktora öğrenimini tamamlamadan yurda dönen davalı bursiyer ...'ın, doktora öğrenimini gönderiliş amacına uygun dereceyle tamamlayamaması nedeniyle kendisine yapılan doktora öğrenimi masraflarını faiziyle birlikte ödemekle sorumlu olmasına, yurt dışı eğitim masrafları nedeniyle ilgilinin sorumluluğunun ve ödenmesi gereken borç miktarının yüklenme senedine göre tespit edilecek olmasına, yabancı para cinsinden eğitim-öğretim ücretinin ödeneceğinin başlangıçta bilinerek buna göre borçlanılmasına, serbest iradeyle borçlanma türününün belirlenmesine, ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığının da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgu olmasına, davalıların bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde davalı kefillerden alınan ek kefaletnamenin de anılan Kanun hükümlerine göre geçerli olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Kefalet borcu kural olarak ikincil (tali) bir borçtur. Bu ilke müteselsil kefalette de geçerlidir. Kefilin sorumluluğunun, asıl borçlunun sorumluluğundan daha fazla olmaması da fer'ilik ilkesinin bir sonucudur. Diğer bir ifadeyle kefil, ancak asıl borçlunun sorumlu olduğu kadar sorumlu olabilir, asıl borçludan daha ağır bir sorumluluk altına giremez. Kefaletin fer'iliğinin bir diğer sonucu da, alacak asıl borçluya muaccel olmadan kefile de muaccel olamayacak, esas borç muaccel olmadan kefilden talepte bulunulamayacaktır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince; davalı kefiller ..., ... ve ... yönünden yasal faizin, asıl borçlu olan davalı ...'ın temerrüte düştüğü tarihten itibaren işletilmesine karar verilmesi gerekirken, değerlendirmede hata edilerek yazılı gerekçeyle faizin sarf tarihlerinden itibaren işletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "Hükmedilen alacağa davalı ... yönünden 24.05.2017 tarihinden, davalı kefiller ..., ... ve ... yönünden sarf tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanmasına," ibaresinin çıkartılarak yerine, ''...Hükmedilen alacağa davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden 24.05.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/2992, K. 2026/2344, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-2992-e-2026-2344-k-3154ea4134c0