Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5506 E. 2026/2348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5506
Karar No
2026/2348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1412 E., 2025/1820 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan)Ankara 13. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/437 E., 2024/250 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 09.02.2022 tarihinde davalı şirket hastanesinde sol kalçasından uygulanan enjeksiyon neticesinde sol ayakta uyuşma ve kuvvetsizlik baş göstermeye başladığını, ayağının üstüne basamaz duruma geldiğini, müvekkilinin sol ayağında meydana gelen şikayetler nedeniyle dava dışı hastanede fizik tedavi ve rehabilitasyon tedavisi gördüğünü, davalı şirket hastanesinde uygulanan enjeksiyon sebebiyle müvekkilinin çalışma gücünü kaybettiğini ve malul kaldığını, tedavisinin devam etmekte olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin geçici işgöremezlik zararı için şimdilik 50,00 TL, sürekli işgöremezlik zararı için şimdilik 50,00 TL ve manevi zararları için 50.000,00 TL olmak üzere toplamda 50.100,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili şirket hastanesinin ve dava dışı çalışanlarının kasti bir eylemi olmadığını, müvekkili şirket hastanesinde uygulanan tedavi ve işlemlerin gerekli özen ve dikkat gösterilerek hekimlik ilkelerine, hasta haklarına, tıbbi standart ve etik kurallar ile ilgili mevzuata uygun olarak yapıldığını, davacıda oluştuğu iddia edilen durum ile müvekkili şirket hastanesinin dava dışı çalışanlarının eylemi arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, davacının tazminat talebinin haksız ve fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uygulanan kas içi Dicloron ve Muscoril enjeksiyonu tedavisinin endikasyonunun bulunduğu, kas içi enjeksiyon işlemi sonrası ortaya çıkan sinir hasarının klinik ve laboratuvar verileri birlikte değerlendirildiğinde enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, bu tip enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da her türlü dikkat ve özene rağmen bir komplikasyon olarak gelişebildiği, bahse konu komplikasyonun tanı ve tedavisine yönelik gerekli girişimlerin yapılmış olduğu, dolayısıyla komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmadığı, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde; intramusküler ilaç enjeksiyonu talimatı veren davalı şirket çalışanı dava dışı hekimin ve ilacı uygulayan dava dışı sağlık çalışanının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davalının başkaca kusurunun tespit edilemediği anlaşıldı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan ATK ve bilirkişi raporu doğrultusunda, enjeksiyon sonrası davacının sol ayağında meydana gelen hasarın komplikasyon niteliğinde olduğu ve davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığının kabulü gerektiği, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; somut olayda davalı şirket şirket hastanesinin ağır kusuru bulunduğunu, müvekkilinden onam formu alınmadığını, davalının gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediğinin araştırılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davalı özel hastanede uygulanan enjeksiyon nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile ATK raporunun birbiriyle uyumlu olmasına, kas içi enjeksiyon işlemi sonrası ortaya çıkan sinir hasarının enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun anlaşılmasına, bu tip enjeksiyon uygulamalarında enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile nadir de olsa sinir hasarına neden olabildiklerinin tıbben bilinmesine, bu durumun enjeksiyonun tekniğine uygun yapılması durumunda da her türlü dikkat ve özene rağmen bir komplikasyon olarak gelişebilmesine, bahse konu komplikasyonun tanı ve tedavisine yönelik gerekli girişimlerin yapılmış olmasına, dolayısıyla komplikasyon yönetiminin uygun olmasına, dava konusu olayda enjeksiyon tekniğinin yanlışlığına ya da uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair herhangi bir tıbbi delil tanımlanmamasına davalı hastaneye sorumluluk yüklenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5506, K. 2026/2348, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5506-e-2026-2348-k-05fd46a935e4