Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6273 E. 2026/3500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6273
Karar No
2026/3500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1500 E., 2025/1928 K.-İntumaş İnşaat Turizm Tic. A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 16.10.2014 İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/129 E., 2021/112 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalılardan...EDAŞ'ın işletmelere elektrik enerjisi sattığını, diğer davalı şirketin ise dava konusu dönemde ...'de muhtelif taşınmazların maliki olduğunu, müvekkili ...'nin 24.01.2008 tarihinden itibaren kendi onaylı sınırları dahilinde elektrik dağıtım hakkına sahip tek kuruluş olduğunu, davalılardan...EDAŞ'ın dava konusu dönemde ... sınırları içerisinde taşınmaz maliki olan ve faaliyette bulunan diğer davalıya elektrik enerjisi sattığını ve bunun karşılığında da elektrik bedeli ve elektrik dağıtım bedeli tahsil ettiğini, yasal düzenleme gereğince elektrik dağıtım bedelini tahsil etmeye yetkili tek kuruluşun müvekkili ... olduğunu ileri sürerek; şimdilik 5.000,00 TL elektrik dağıtım bedelinin 24.01.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı...EDAŞ vekili; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, diğer davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 25.03.1998 yılında elektrik aboneliğine ilişkin sözleşme imzalandığını, abonenin borcundan dolayı sözleşmenin 07.05.2009 tarihinde iptal edildiğini, davacı ile müvekkili dağıtım şirketinin alması gereken dağıtım bedellerinin oran ve kanuni dayanaklarının birbirinden farklı olduğunu, davacı ... lisansı aldığı tarihte katılımcılarına yönelik elektrik alt yapısını kurup lisans sahibi olduğunu, elektriği kendi hattından alması gerektiği yönünde ne katılımcısına ne de müvekkili dağıtım şirketine bildirimde bulunduğunu, diğer davalı şirketin elektriğini müvekkili şirketin hatlarından almaya devam ettiğini, dağıtım bedelini müvekkili şirketin sözleşme süresince hakkettiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin dağıtım tesislerini kullandığını, katılımcısına elektrik hattı götürmeyen ve katılımcısı ile bulunduğu bölgedeki dağıtım şirketine dağıtım lisansı aldığına ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmayan davacının kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle hak iddia etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... şirketi vekili; müvekkili şirket hakkında 2000 yılında iflas kararı verildiğini, en son davacıya 30.01.2013 tarihinde yapılan 258.167,51 TL ödemeden sonra davacının müvekkili ibra ederek tapunun ... A.Ş.ye verilmesine muvafakat ettiğini, bundan dolayı müvekkiline husumetin yönlendirilmeyeceğini, davacının ne trafosu ne elektrik dağıtımıyla ilgili yatırımı, ne tesisi ne de şimdiye kadar yaptığı bir dağıtımı olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirkete iflas öncesi hizmet ve enerji verenin diğer davalı olduğunu, bu hizmetin bedelinin de ödendiğini, iflas nedeniyle müvekkilin zaten elektrik kullanmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2020 tarihli kararıyla; davalı ... A.Ş.nin eldeki dava yönünden ihyası davası açıp açmayacağı yönünde usulüne uygun olarak süre verilmesi, dava açıldığında sonucunun beklenilerek ihyası gerçekleştiğinde taraf teşkilinin sağlanması, ihyası gerçekleşmediği takdirde bu şirket yönünden taraf ehliyeti bakımından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi için, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekiline davalı ... A.Ş'nin ticaret sicilinden terkin edilmesi nedeniyle işbu dosyası ile sınırlı olmak kaydıyla, şirketin ihyasına ilişkin olarak dava açmak üzere bir aylık ihtaratlı kesin süre verildiği, davacı vekilinin ihya davası açmayacağını beyan ettiği, bu nedenle davalı ... Ticaret AŞ.ye karşı açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı...Elektrik Dağıtım A.Ş.ye karşı açılan davanın, alınan bilirkişi raporuna göre davacının herhangi bir alacağının olmadığının tespit edildiği, davacı kendi sahası içinde lisans almış olsa da elektriğin sağlanması için gerekli alt yapıyı temin etmediği ve kullanıma hazır şekilde davalı şirkete bu hizmeti sunmadığı, ayrıca davalı ... şirketi hakkında 2008 yılında iflas karar verildiği, davacının 24.01.2008 tarihinde EPDK dan dağıtım lisansını aldığına dair yazıyı dava açmadan önce davalı şirketlere bildirmediği, taraflar arasında enerji satışına ilişkin bir sözleşme olmadığından elektrik tüketimi açısından herhangi bir sebepsiz zenginleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle, esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı ... şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi gereğince münfesih sayılmasından dolayı 24.10.2014 tarihinde sicilden resen terkin edilerek hukuk alemindeki varlığını sona erdirdiği, davacının sadece elektrik dağıtım lisansı almış olmasının tek başına dağıtım bedeli talep hakkını vermeyeceği, ancak hizmet sunmaya hazır hale geldiği ve diğer yasal şartları tamamladığı tarihten sonrası için talepte bulunabileceği, davacının yasal şartları yerine getirerek aynı hizmeti sunmaya başlamış olduğunu kanıtlayıcı bir delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş olmasının sonuç itibarıyla yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 6102 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi kapsamında gerçekleştirilen terkin işleminin şirketin tüm borç ve alacak ilişkilerini ortadan kaldıran bir “sona erme” hali olmadığını, terkinin, tüzel kişiliğin hukuki varlığını tamamen sona erdirmeyeceğini, borç-alacak ilişkilerinin devam ettiği durumlarda şirketin tasfiye süreci ve tasfiye memurunun atanması zorunluluğu varlığını koruyacağını, münfesih şirketlerin alacak ve borçlarına ilişkin takip ve davaların tasfiye memuru eliyle yürütülmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarının hukuki nitelendirme yaptığını, lisans yetkisinin hukuki etkileri, emsal alınan kararların somut olayla örtüşmediğini, bu tür emsal davalarda Yargıtayın değerlendirmesinin, çoğunlukla altyapı yatırımlarının tamamlanmasına; yani ...’nin fiilen hizmet sunmaya başlamasına ilişkin olduğunu, eldeki davanın dayanağının, fiili hizmet sunulup sunulmadığından bağımsız olarak ...’nin kanunen tanınmış münhasır yetkisinin ihlal edilmesi olduğunu, davalı...A.Ş.nin, lisans sahibi olmayan taraf olarak ... sınırlarında dağıtım bedeli tahsil etmesinin sebepsiz zenginleşmenin unsurlarını oluşturduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6273, K. 2026/3500, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6273-e-2026-3500-k-6cd4a017fc82