Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5959 E. 2026/3270 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5959
- Karar No
- 2026/3270
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/971 E., 2025/2123 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/431 E., 2025/155 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıya 04.10.2007'den 18.03.2010 tarihine kadar borç para verdiğini, ancak davalının borcu ödemediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş; 03.04.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle; davalarını alacak davası olarak ıslah ettiklerini beyan ederek, 04.10.20 07... .01.2010 tarihleri arasında 42 adet belge karşılığı verilen 493.292 USD, 50.980 Euro ve 95.000 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı şirketin, gerçekte hiçbir alacağının bulunmadığını, ödeme emrindeki mevcut tediye makbuzlarının tüzel kişi maktu evrakı olması sebebiyle de 5 yıllık süreyi geçirmiş olduğundan zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tediye makbuzunun içerik ve nitelik olarak taraflar arasında bir sözleşme bulunduğunu ispata elverişli olmadığı, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tediye makbuzunun, ödemenin gerçekleştirildiğine dair bir delil niteliği taşıdığı, dolayısıyla tediye makbuzu ile yapılan ödemenin borç ödemesi dışında başka bir amaçla yapıldığını iddia eden tarafın bu iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, davacının dava konusu paraları davalıya borç olarak verdiği yönündeki iddiasını kesin delillerle ispat edemediği gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkili şirket kasasından, şirket sahipleri ile davalı arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle davalıya ve diğer akrabalara muhtelif tarihlerde makbuz karşılığı borç para verildiğini, makbuzlardaki imzaların davalıya ait olduğunun ispatlandığını, davalının müvekkili şirketin kendisine olan borcu nedeniyle ödeme yaptığı iddiasında bulunmadığını, kaldı ki bazı makbuzlarda borç olarak alındığının yazılı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ıslahen ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, herkes iddiasını ispatla yükümlü olduğundan, üzerinde borç olarak verildiğine dair herhangi bir ibare bulunmayan ve ödeme belgesi niteliğinde olan tediye makbuzlarının ispata yeterli olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Tediye makbuzu, bir işletmenin veya kişinin, başka bir şahsa veya kuruma yaptığı nakit ya da çek ödemelerini belgelemek amacıyla düzenlediği resmi bir evraktır. Ancak 18.03.2010 tarihli 15.000,00 TL bedelli tediye makbuzunda ''borç verildi-geri gelecek'' ibaresi bulunduğu, 22.01.2010 tarihli 1.000 USD bedelli makbuzda ''26 Ocak geri gelecek'' ibaresinin bulunduğu ve 08.01.2010 tarihli 4.750 Euro bedelli makbuzda ''11.01.2010 geri gelecek-Borç'' ibaresinin bulunduğu; makbuzlar altındaki imzaların davalıya ait olduğu, davacının davalıya borç verdiği hususunu yazılı delille ispatladığı anlaşılmakla, bu makbuzlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yer alan 2. bentte açıklanan gerekçeyle aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.