Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5936 E. 2026/3862 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5936
- Karar No
- 2026/3862
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1572 E., 2025/1507 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/141 E., 2025/135 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının yaklaşık yedi yıldır müvekkilinin muhasebeciliğini yaptığını, müvekkilinin maliye ve SGK'dan borç çıkmasından şüphelenmesi nedeniyle yaptığı araştırmada davalının SGK ve vergi dairesine ödeme yapmak üzere müvekkilinden para aldığını, ancak ödemeleri yapmaması nedeniyle bu kurumlara borçlandığını ve tarafına ceza kesildiğini öğrendiğini, müvekkilinin davalının banka hesabına göndermiş olduğu paraları SGK ve vergi dairesine yatırmış gibi göstermek amacıyla sahte banka dekontları hazırladığını ve bu şekilde müvekkili yanılttığını beyan ederek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 90.000,00 TL tazminatın tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında talebini 125.370,59 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı; davacının sahibi olduğu işyerinde muhasebeci olarak çalıştığını, davacının kendisine gönderdiği paraların tamamı ile maliye ve SGK borçlarının ödendiğini, davacının bizzat adı geçen kurumlara başvuru yaparak borçlarını taksitlendirdiğini, borçlardan haberi olmadığı iddiasının asılsız olduğunu, davacının para karşılığı sahte fatura alması nedeniyle birçok kez maliye tarafından para cezasına çarptırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ceza dosyasındaki ifadelerinden tüm paraların banka üzerinden gönderildiği, davacı tarafından davalıya banka hesabı ile gönderilen tutarın banka kayıtlarından 154.206,00 TL olduğunun anlaşıldığı, davacının ifadesine göre 19.800,00 TL'nin davalı tarafından davacıya ödendiği, davalıya gönderilen paradan 52.278,00 TL'sinin vergi ödemesi ve 74.835,00 TL'sinin sigorta ödemesi olarak yapıldığı, 11.821,78 TL'nin ise davalının maaşı olduğu ceza dosyasındaki 16.10.2020 tarihli rapor ile belirlendiği, kalan 2.000,00 TL'nin dava dışı Hüseyin'e ödenmesi ile davalıya gönderilen 154.206,00 TL'den mahsubu neticesinde davacının herhangi bir zararının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hakkınca güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, ceza mahkemesinde davacının davalıya 189.346,40 TL gönderdiği, davalının bu paranın 135.220,60 TL'sini davacı adına kurum ödemelerinde kullandığı, 54.125,80 TL'sini ise uhdesinde tuttuğu hususunun sabit olduğu, maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 54.125,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince ceza mahkemesinin maddi olgu tespitleri eksik değerlendirilerek hataya düşüldüğünü, alacak miktarının eksik hesaplandığını, dosya kapsamında mevcut hatalı bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığının kusur ve zararın miktarının takdirini değil maddi olguyu kapsadığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunun doğrudan ve hiçbir tartışmaya yer vermeksizin hükme esas alındığını, davalının davacının sigortalı çalışanı olması sebebiyle ücret alacaklarının hesaplamaya dahil edilmediğini, müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunu, ayrıca alacağa avans faizi yürütülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından ve vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan Mahkeme kararındaki gerekçeye, özellikle kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olguya ilişkin tespitlerin hukuk hâkimini bağlayacağı, buna göre ceza mahkemesindeki tespitler gereğince, davalı ...'ın davacının yanında fiilen çalıştığı, daha sonra davacının işlerinin takibi için davalı ...'ın davacının iş yerinde bir süre sigortalı olarak çalıştığı, davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisinin olduğu, davalı ...'ın uhdesinde davacının parasının kaldığı ve davacıyı zarara uğrattığı hususunun sabit olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince; zararın tespiti hususunda, davacının davalıya 189.346,40 TL gönderdiği, davalının gönderilen paranın 135.220,60 TL'sini davacı adına kurum ödemelerinde kullandığı hususunun ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu değerlendirilmiş ise de, ceza mahkemesi kararına dayanak 16.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen ve davalı ... lehine yapılan 11.821,78 TL maaş ödemesinin de gönderilen paradan mahsubu gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.