Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5744 E. 2026/2695 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5744
- Karar No
- 2026/2695
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/545 E., 2025/832 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2023/279 E., 2025/210 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu orman alanına bitişik olan davalı ...'e ait evin bahçesinde yakılan ateşin ormanlık alana sıçramasıyla yangının başladığını, yaklaşık 91 saat sürdüğünü, 21 hektar ormanlık alanın yandığını, Jandarmada davalı ... ile 1992 doğumlu oğlu ...'in verdikleri ifadede orman yangınının bahçelerinde yaktıkları ateş sebebiyle meydana geldiğini söylediklerini, davalılar hakkında ceza davası açıldığını, müvekkili idarenin maddi zararının bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 513.234,24 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Davanın açıldığı Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2020 kararıyla; davalılardan ...'e karşı açılan tazminat davasında davalı ...'in yakma olayına katılmadığından hakkında beraatine karar verildiği, yakma eylemine katıldığına dair kanıt bulunmadığı, davalılardan ...'in taksirle orman yangınına sebebiyet verdiğinin ceza dosyasından sabit olduğu, davacı İdarenin söz konusu haksız eylem nedeniyle zarar gördüğü, ağaçların yandığı, yangın söndürme giderleri yapmak zorunda kaldığı gerekçesiyle; davalı ...'e karşı açılan davanın sübut bulmadığından reddine, davalı ...'e karşı açılan davanın kabulü ile 513.234,24 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararıyla; davacı İdarenin eldeki davayı aile başkanının sorumluluğuna dayalı olarak olay tarihinde yaşı küçük olan ...'in velisi olan anne babaya karşı açtığı, küçüğün ceza yargılaması sonunda üzerine atılı suçtan "dosya kapsamına göre sanığın herhangi bir şekilde ateş yakma olayına katılmadığı anlaşılmakla beraatine" karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, küçüğün fiilinden dolayı aile başkanının sorumluluğuna dayanılarak anne babaya yöneltilen davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde, küçüğün dosyaya sonradan davalı olarak eklenip hakkında hüküm kurulduğu ve davalı anne yönüyle karar verilmediği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kamu düzeninden sebeplerle kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3.Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda küçük ...'in fiilinden dolayı anne ve babası olan davalılara yöneltilen davanın reddine, davalı ...'e karşı açılan tazminat davasının kabulüne, 513.234,24 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 4. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2023 tarihli kararıyla, davacı İdarenin küçüğün babası ile beraber orman yakma fiilini işlediklerini iddia ettiği ve bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 369. maddesinde düzenlenen ev başkanının sorumluluğu sebebi ile küçüğün anne ve babasından da yangın sebebi ile meydana gelen zararı talep ettiği, ev başkanlığı kurumunun 4721 sayılı Kanunun Aile Hukuku Bölümünde düzenlendiği, buna göre 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine göre Kanunun hükümleri uyarınca davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiği, kabul biçimine göre de, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin süregelen içtihatlarında; hava araçlarının kiralanmasına ilişkin bir sözleşme varsa, kullanım ücretinin ne şekilde belirlendiği, bu araçlar hiç kullanılmasa bile kira ücretinin ödenip ödenmeyeceği, bu sözleşmenin kapsadığı süre boyunca kaç yangın çıktığı, fiilen kullanımın kira ücretine etkisi araştırılması, bu şekilde İdarenin dava konusu yangın nedeniyle hava aracı kullanımından kaynaklanan gerçek bir zararı olup olmadığı, davaya konu yangın söndürme işinin sözleşmede garanti edilen uçuşlar kapsamı dışında kalıyorsa tazminata hükmedilmesi, garanti edilen uçuş kapsamında kalıyorsa bu kalem tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği, yine yangında kullanılan kara araçları için; idareye ait araçlar ile yangın mevsimi boyunca orman yangınları hizmetinde çalıştırılmak üzere kiralanan araçların kira bedelinin değil akaryakıt ve yağ bedellerinin talep edilebileceği, sadece o yangında çalıştırmak üzere kiralanan araç ve kamyonlar için ise kira bedeli istenebileceği, yangın söndürmeye katılan işçiler için sarf edilen ek giderlerin istenebileceği, zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken gider olduğu, bunların zarar ile ilgisinin bulunmadığı, buna göre gerçek zararın belirlenmesi amacıyla açıklamalara uygun biçimde davacı idareye müzekkere yazılarak bu izahlara ve uçuşlara ilişkin ayrıntılı bilgi ve belgelerin istenmesi ve uzman bilirkişiden hesap rapor temin edilmesi gerektiği, davacı İdarenin yangına geç müdahale edip etmediği, yine yangın önleyici yol, dip temizliği, yangın göleti, müdahale gözetleme kulesi acil müdahale gücü bulundurup bulundurulmadığının irdelenmesi, değerlendirilmesi ve sonucunda idarenin müterafik kusuru tespit edilirse gerçek zarar ilkesine uygun ve usulü dairesinde belirlenecek tazminattan uygun oranda indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile esastan kabulüne, davanın görevli Denizli Aile Mahkemelerine tevzi edilmesi için Denizli Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmek üzere Mahkemesine iade edilmesine karar verilmiştir. 5.Dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ev başkanı olan davalılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 129.935,40 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; olaya özgü bir kiralamanın mevcut olmadığı, Devlet ormanlarını koruma ile yükümlü olan davacı İdarenin hava aracı edinme yerine kiralama yolunu tercih ettiği, kiraladığı hava aracını sadece yangın için kullanmayıp bu araçlarla devriye ve kontrol gibi sair hizmetlerini de yerine getirdiği, tüm bu işlemler için hava araçlarına garanti bir ücret ödediği, orman yangını gerçekleşse de gerçekleşmese de kiraladığı firmaya bu ücreti ödemek zorunda olduğu, kira ücreti ödeme yönünden somut olaya konu yangının ayrı bir etkisinin bulunmadığı, yangın olmasa idi davacı İdarenin orman işçilerini başka işlerde kullanacakken, işçilerin yangına müdahale etmeleri nedeniyle geciken işler için işçi yevmiyelerinin de talep edilebilmesi gerektiği, oysa işçiye verilen yevmiyenin gerçek zarar içerisinde yer olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; küçük ...'in olay sonrasında Jandarmada verdiği ifadede bahçedeki otları temizlemek amacıyla babası ile birlikte ateş yaktığını kabul ettiğini, böylece küçüğün fiilinden dolayı aile başkanının sorumluluğuna dayanılarak anne ve babaya yöneltilen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, küçük ...'in babası ile birlikte eylemi gerçekleştirdiğini, bu nedenle anne ve babanın zarardan birlikte sorumlu olduğunu, idarenin yaptığı tüm masraflardan davalıların sorumlu olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/3-508 E., 2023/226 K. sayılı ilamının emsal nitelikte olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, orman yangını nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, olay nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonunda davalı ... hakkında ateş yakma olayına katılmadığından beraatine dair verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. (6098 sayılı Kanunun 49.) maddesinde ifadesini bulan ilke gereğince, herkes "Gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp veya tedbirsizlikle haksız bir surette" başkalarına verdiği zararı tazminle yükümlüdür. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalı ve sonuçta doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez. Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde zarar veren, zarar görenin mal varlığında oluşan eksilmeyi gidermekle yükümlüdür. Davacı İdarenin; ormanlık alanlarda veya bu alanlara sıçrama olasılığına karşı özel mülkiyete konu taşınmazlarda çıkan yangınların söndürülmesi nedeniyle yapmış olduğu; iaşe giderleri, yangında çalışan işçilere (toplu iş sözleşmesi vb. nedenlerle) ödediği tazminatlar, yangın yerine ulaşım için kullandığı araçlar ile yangını söndürmede kullandığı arazöz, dozer ve diğer hava araçları nedeniyle yaptığı giderlerin; gerek haksız fiilin meydana gelmesi, gerekse bu haksız fiilden kaynaklanan zararın daha da büyümemesi için yapılmış olduğu gözetildiğinde, davacının yapmış olduğu işbu giderlerin tamamını gerçek zarar ilkesi kapsamında haksız fiilin sorumlularından isteyebileceği, diğer bir anlatımla; bu giderlerin, genel idare giderleri olarak kabul edilemeyeceği hususu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2022/3-722 E., 2023/294 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 27.04.2022 tarihli ve 2022/2114 E., 2022/235 K. sayılı, 21.12.2023 tarihli ve 2023/1790 E., 2023/3869 K. sayılı, 06.06.2024 tarihli ve 2023/3896 E., 2024/1862 K. sayılı ilamları ile kabul edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava, orman yangını nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı İdare, dosya kapsamı itibariyle davalının kusuru ile meydana gelen yangına müdahale etmiş; yapılan ağaçlandırma, iaşe, işçi, araç, arazöz, helikopter ve uçak masraflarının davalıdan tazminini istemiştir. Her ne kadar orman mühendisi bilirkişi tarafından, yangın olsa da olmasa da İdarenin her şartta ödemesi gereken yangın işçilerine ait ücret ve sigorta giderleri ile sözleşmeli olarak kiralanan ve yangın sezonu içinde hazır tutulan helikopter ve uçak ücretlerinin tazminat hesabına dahil edilmediği belirlenmiş ve İlk Derece Mahkemesince bu şekilde tazmin kabul edilmiş ise de; yukarıda yer verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Dairemiz ilamlarında da açıklandığı üzere, hava araçlarının her an hazır durumda olmaları ve yangına bir an önce müdahalede bulunmaları amacıyla başkalarına kiralanması veya kullandırılmasının önüne geçilmesi için ticari hayatın gereği olarak belirli bir süre kullanım garantisi verilerek sözleşmenin imzalandığı gözetildiğinde, davacının zararının sözleşme ile kararlaştırılan limitler dışında fazla uçuş süresi kadar olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, limit dahilinde ödenen bedelin de kamu zararı olduğu açıktır. Bu durumda, davacı İdarenin dava dışı şirket ile hava araçlarının kullanımına ilişkin yapmış olduğu kira sözleşmesi bu davanın taraflarını ilgilendirmediğinden, davalının kusuruyla sebep olduğu yangın nedeniyle yapılan tüm masraftan sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; davaya konu edilen yangın nedeniyle davacı İdarenin yapmış olduğu giderlerin tümünü gerçek zarar ilkesi uyarınca davalıdan isteyebileceği nazara alınarak, gerekirse görüşüne başvurulan bilirkişiden ek rapor alınması suretiyle davacı İdarenin davalıdan isteyebileceği zarar miktarının belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.