Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5639 E. 2026/2549 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5639
- Karar No
- 2026/2549
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/40 E., 2025/1122 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/259 E., 2023/287 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının yaklaşık 5 yıl süren gönül ilişkileri olduğunu, müvekkilinin bu süreçte davalının tüm zorunlu masraflarını, ihtiyaçlarını, kirasını, yeme, içme, barınma, kızının eğitim masrafları da dahil olmak üzere tüm maddi giderlerini karşıladığını, bu masrafları karşılıklı güven ilişkisine dayalı olarak yaptığını, ancak ilerleyen yıllarda davalının hiçbir şekilde geri ödeme çabası ve düşüncesi olmadığını, müvekkilinin davalının taşınmaz ediniminde davalıya yüklü bir miktarda maddi yardımda bulunduğunu, davalının talebi üzerine davalının isteklerine uygun şekilde birçok tadilat işlemi yaptırdığını, evi davalının istediği şekilde konforlu ve lüks hale getirdiğini, davalının müvekkili sayesinde kızını okutarak, ev sahibi olduğunu ve ekonomik sıkıntısını da geride bıraktığını, davalının ... Belediyesinde çalışmasına rağmen ödemelerini yerine getirmediğini, müvekkilinin evli olmasını, aşırı iyi niyetli ve vicdan sahibi olmasını kendisine avantaja çevirip yıllarca kullandığını, ancak davalının son zamanlarda müvekkiline karşı kırıcı davranışlar sergilemeye başladığını, sosyal hayatını devam ettiremez bir hale soktuğunu, müvekkilinin yaşadıklarından dolayı psikolojik destek aldığını, davalının bir anda müvekkili ile tüm iletişimini keserek, mevcut adresinden ayrıldığını, dava dışı Y.M. ile ilişkiye başladığını bu kişiyle müvekkilini karşı karşıya getirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.10.2023 tarihli dilekçesi ile talebini 64.854,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının delil olarak ses kaydına dayandığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 189. maddesinin ikinci fıkrasına göre hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını, davacı ile müvekkilinin beş yıldır birlikte olduklarını, ancak davacının müvekkilinin zorunlu ihtiyaçlarını, kirasını, yeme içme, barınma ve kızının eğitim masrafları olmak üzere tüm maddi giderlerini karşılamasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin adına kayıtlı taşınmazının ailesinden geldiğini, davacının herhangi bir katkısının olmadığını, müvekkilinin ikamet ettiği evin ise kızının babasından geldiğini, bu evde yapılan tadilatlarının davacı ile ilgisi olmadığını, tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, müvekkilinin ... Belediyesinde çalışmadığını, davacının sözde müvekkilinin masraflarını karşılamasını evli, iyi niyetli ve vicdan sahibi olmasına bağlamasının kabul edilebilir olmadığını, davacının müvekkili ile olan ilişkisinin bitmesinin ardından müvekkilini sürekli taciz etmesi üzerine, Karşıyaka 1. Aile Mahkemesi 2022/1846 D.İş dosyası ile 6284 sayılı Kanun uyarınca davacı aleyhine önleyici tedbir kararı verildiğini, davacının müvekkiline gönderdiği para transferlerinin bağış niteliğinde olduğunu, davacının ödünç iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki ihtilafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak istemine ilişkin olduğu, davacının davalının gönül ilişkisi ile kandırarak kendisinden aldığı paraların iadesini talep ettiği, davalının gönderilen paranın bağış adı altında gönderildiğini savunduğunu, dava dilekçesi ile davacının davalı ile 5 yılı aşkın süredir birliktelik yaşadıklarını ve paranın bu sebepten gönderildiğini kabul ettiği, hata ve hile olgusunun işlem yapılırken bulunması gerektiği, sonradan ortaya çıkarak iradeyi sakatlayan durumun başlangıçta geçerli olan işlemi etkilemeyeceğinin Yargıtay kararlarında ortaya konulduğu, banka havalesi ile gönderilen paranın karşı tarafa borç olarak gönderildiği iddiasının parayı gönderen tarafça ispatlanmasının zorunlu olduğu, banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulünün gerektiği, davacının parayı ödünç verdiğini kanıtlaması gerektiği, talep edilen borcun miktar itibariyle senetle ispatlanması gerektiği, tanık deliline itibar edilemeyeceği, evde yapılan tadilatlar konusunda da sonradan ortaya çıkan sebeplerle iradeyi sakatlayan durumun başlangıçta geçerli olan işlemi etkilemeyeceği, davacının davasını ispata yarar herhangi bir delil ortaya koymadığı gibi dava dilekçesi ile parayı aradaki gönül ilişkisine binaen gönderdiği hususunu kabul ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece taraflar arasındaki ilişki sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirmiş ise de, davacı tarafından davalıya sonradan iade edilmek üzere borç para verildiği ve davalının kızının eğitim giderlerinin karşılanarak, davalının evinin tadilatında yapılan masrafların karşıladığı belirtildiğinden taraflar arasındaki ilişki ödünç ve vekaletsiz iş görmeye ilişkin olduğu, banka dökümlerinde davacı tarafından davalı hesabına yatırılan ve gönderilen miktarların borç olarak gönderildiğine dair bir ibare, açıklama bulunmadığı, davalı tarafça banka aracılığıyla yapılan gönderimlerin bağış niteliğinde olduğu savunularak gerekçeli inkarda bulunulduğu, vasıflı ikrar bölünemeyen ikrarlardan olduğundan ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının davalının banka hesaplarına yatırılan paranın borç olarak verildiğini ve davalının kızının okul masraflarının karşılanarak, davalının evinin imar affı kapsamında gerekli işlemleri yaptığını ve sonrasında evinin tadilatını yaptığını 6100 sayılı Kanunun 200. maddesine göre yasal deliller ile kanıtlayamadığı, davacı tarafça iyi niyeti nedeni ile kandırıldığı, tehdit edildiği ileri sürülmüş ise de, iradeyi sakatlayan bir durumda gerçekleştirildiğinin ispat edilemediği, Mahkeme gerekçesindeki taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesi hususunda ki hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçenin mezkur şekilde düzeltilerek davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı; Derece Mahkemelerindeki beyanlarını tekrarla, davalı ile yaklaşık 5 yıl süren arkadaşlığının bulunduğunu, karşı tarafın bu durumu ikrar ettiğini, bu süre boyunca davalının tüm zorunlu masraflarını, ihtiyaçlarını, kirasını, yeme, içme, barınma ve kızının eğitim masraflarını yani tüm maddi giderlerini karşıladığını, karşılıklı güven ilişkisine dayalı olarak bu masrafları yaptığını, ancak ilerleyen yıllarda davalının geri ödeme çabası ve düşüncesi olmadığını, davalıya ait taşınmaz üzerindeki yapının imar affından faydalanarak müstakil tapuların elde edilebilmesi için gerekli çalışmaları yaptığını, sonrasında tadilatlar için sürekli olarak maddi yardımda bulunduğunu, davalının evli olmasını, aşırı iyi niyetli olmasını ve vicdan sahibi olmasını avantaja çevirip yıllarca kullandığını, gerek miktarlar gerek ise gönderme sıklığı incelendiğinde meblağların bağış olabilme niteliğinden çok uzak olduğunun kesin delil ile ispatlandığını, banka dekontları baz alındığında alacağın kesin olduğunun hukuki olarak ispatlandığını, dinlenen tanıkların da taraflar arasındaki para ilişkisinin olduğunu kesin, açık ve anlaşılabilir bir şekilde beyan ettiklerini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç ve vekaletsiz iş görme sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle açıklamasız banka havalesi ile davalıya para gönderen davacının bu paraları borç olarak gönderdiği iddiasını ve diğer iddialarını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin hukuki nitelendirmesinin yerinde olduğu, davanın ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.