Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5496 E. 2026/2417 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5496
- Karar No
- 2026/2417
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/750 E., 2025/1201 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/106 E., 2024/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/113 E. sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamada kendisini savunması ve meslekten ihracına ilişkin karara karşı OHAL komisyonu ve akabinde idare mahkemesi nezdinde dava açılması için davalı ile anlaşarak vekaletname verildiğini ve aralarında 10.07.2017 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, davalı vekilin müvekkilinin mesleğe iade edilmesi için OHAL Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddedildiğini, ret kararının müvekkili ve ailesine bildirilmesi üzerine müvekkili tarafından karara karşı İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmasının davalı vekilden istenerek talebi üzerine dava masraflarının da bildirdiği hesaba yatırıldığını, ancak davalı vekilin davayı açmadığını, Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/113 E. sayılı dosyadan verilen karara yönelik süresi içerisinde temyiz kanun yoluna da başvurulmadığını, davalı vekilin her iki olayda da kusurlu olduğunu ve müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının oluştuğu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.07.2017 tarihli sözleşme kapsamında ödenen 9.000,00 TL vekalet ücreti, idari yargıda dava açılması yönünden verilen 300,00 TL yargılama gideri, cezanın kesinleşmesi nedeniyle 1.600,00 TL cezaevi yemek ve iaşe bedeli, 238,54 TL azilname ücreti ile yeni vekile ödenecek bedel olan 13.000,00 TL olmak üzere toplam 24.138,54 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın idari dava açma süresinin bittiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında sadece ceza yargılaması yönünden vekillik ilişkisi kurulduğunu ve ücret kararlaştırıldığını, OHAL Komisyonuna yapılan başvurunun davacının tutuklu olması nedeniyle ücretsiz olarak yapıldığını, OHAL Komisyonu'nun ret kararının 24.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin ceza davasından beraat verilmediği takdirde idare mahkemesinde dava açılmasının olumlu sonuçlanmayacağı yönünde davacı ve ailesinin bilgilendirildiğini, davacı ve ailesi tarafından herhangi bir dönüş sağlanmadığı gibi İdare Mahkemesinde açılacak dava yönünden herhangi bir ücret de kararlaştırılmadığını, müvekkilinin hesabına 300,00 TL masraf yatırıldığını anımsamadığını, Ağır Ceza Mahkemesinin kararının e-tebligat yöntemiyle müvekkiline tebliğ edilmesi ve uygulamanın yerleşmemesinden kaynaklı acemilikten dolayı temyiz süresinin kaçırıldığını, davacı ile birlikte yargılanan sanıklardan mahkumiyet kararları temyiz incelemesinden geçenlerin dosyalarının onanarak kesinleştiğini, ceza yargılamasında davacı aleyhine By-LOCK delili olduğu ve mahkumiyet için yeterli olduğunun bilindiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 10.07.2017 tarihli sözleşme ile, davacı hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın yargı safahatı için vekalet ilişkisi kurulduğu, davalının davacıyı Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/113 E. sayılı dosyasında sanık vekili sıfatıyla temsil ettiği, yargılama sonucunda davacının mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf edildiği, ancak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, istinaf kararının davalı vekile tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından süresinde temyiz kanun yoluna başvurulmadığı, süresi geçtikten sonra yapılan temyiz isteğinin de reddine karar verildiği, keza OHAL Komisyonuna başvuru yapılmasına ve başvurunun reddedilmesine rağmen idare mahkemesinde iptal yönünden dava açılmadığı, bu durumun davalının da kabulünde olduğu, her ne kadar davalı tarafından idare mahkemesine dava açılması yönünden herhangi bir anlaşma bulunmadığı savunulmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin davacının yargı safahatının tamamı için kurulduğu, bu doğrultuda davalı tarafından OHAL Komisyonuna başvuru yapıldığı, sözleşme kapsamı dışında olması halinde OHAL Komisyonuna yapılan başvurunun sadece iyilik amacıyla yapıldığı şeklinde açıklanamayacağı, başvurunun reddedilmesi üzerine davalı vekilin de beyan ettiği üzere davacı ve ailesini idare mahkemelerinde açılacak dava yönünden bilgilendirildiği, bunun üzerine davacının kızı tarafından açılacak idari dava yönünden 21.01.2019 tarihinde 300,00 TL masrafın davalıya gönderilmesine rağmen davanın açılmadığı, bu nedenle Ohal Komisyonu ve sonrasındaki idare yargı sürecinin de sözleşmeye dahil olduğunun kabulü gerektiği, Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/262 E., 2022/186 K. sayılı kararıyla davalı vekil hakkında görevini kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, ceza dosyasındaki maddi olay ve olguların hukuk mahkemesi yönünden de bağlayıcı olduğu, dosya kapsamıyla davalının vekalet görevini gereği gibi özenle yerine getirmediği, tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için, sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olmasının yeterli olmadığı, eylem sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerektiği, davacı tarafından hukuki yardım ve yargılamalarda kendisinin temsil edilmesi için davalıyı vekil olarak atadığı ve yapacağı hizmet karşılığı bilirkişi raporuyla belirlendiği üzere 6.800,00 TL ücret ödediği, yine dava açılması yönünden 300,00 TL masraf verildiği, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının temyiz edilmeyerek erken kesinleşmesi nedeniyle 1.079,70 TL iaşe bedeli ödendiği, ayrıca dava açılmaması ve temyiz edilmemesi eylemlerinin azil gerekçesi olması nedeniyle azilname gideri olarak 238,54 TL ödendiği, alınan bilirkişi raporuyla davacının 8.118,24 TL maddi zararının oluştuğunun belirlendiği, oluşan zararlar ile davalının görevini yerine getirmemesi arasında illiyet bağının bulunduğu ve oluşan maddi zararlardan davalının sorumlu olduğu, dava tarihine kadar davalının temerrüte düşürülmediğinden faizin dava tarihi itibariyle başlayacağı, bilirkişi raporunun taraflara 29.03.2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içerisinde rapora yönelik itiraz bildirilmediği, dolayısıyla raporda belirlenen miktarın her iki taraf yönünden de karşılıklı olarak kazanılmış hak oluşturacağı, oluşan maddi zarardan davalının sorumlu olduğu, her ne kadar mevcut vekiline ödenen 13.000,00 TL vekalet ücretinin de davalıdan tazminine karar verilmesi istenilmiş ise de, tarafların haklarının elde edilmesi yönünden vekil tutma zorunluluklarının bulunmadığı, kişinin kendisinin de dava açma hak ve ehliyetinin olduğu, davalının davacının vekil tutmasına sebebiyet vermediği, davacı ile vekili arasında kararlaştırılan bedelin davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığı, bu bedelin alacağına ilişkin düzenlenmiş herhangi bir yasa hükmü de bulunmadığı, ceza dosyasından almış olduğu mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde ortadan kaldırılacağı ve idare mahkemesinde açılacak dava ile işine tekrar döneceği umuduyla bekleyen davacının umutlarının boşa çıktığı, umut ettiği işlere davalı tarafından başvuru dahi yapılmadığı, davalı tarafından yapılmayan eylemlerin davacının kişiliğini de doğrudan etkilediği, bu nedenle davacının kişilik haklarının da zarar gördüğü gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 8.118,24 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının ceza yargılamasında kararı temyiz etmemesi ve OHAL komisyonu tarafından verilen ret kararının iptali için idare mahkemesinde dava açmaması nedeni ile vekalet ilişkisindeki özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı bu hali ile de davacı tarafından yapılan azlin haklı olduğu, ancak salt azlin haklı olması kusurlu eylemininin zararın doğumu için yeterli olmadığı, zarar ile kusurlu eylem arasında illiyet bağımının bulunması gerektiği, vekilin bu kusurlu eylemi olmasaydı dahi aynı netice doğacak idiyse, talep edilen maddi kayıpları yönünden illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceği, davacının Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/113 E. sayılı dosyasında mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet sebepleri olarak da; By-LOCK programını kullandığının teknik verilerle de tespit edildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2017/68532 sayılı soruşturma kapsamında ele geçirilen micro SD kart üzerinde yapılan incelemede, örgütün Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY örgütü tarafından fişlendiği ve çeşitli kategorilere ayrıldığı, davacının da ele geçirilen belgede EA olarak ''FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları (himmet verme - kampa kalma - her çağrıldığında gelme - sigara - karşı cins - namaz) olan '' olarak kodlandığı, davalının örgütün Karaman Emniyet yapılanmasında Lise olarak kodlandırılan polis memurları grubunda yer aldığı, aktif olarak örgütün sohbet toplantılarına katıldığı ve sohbet toplantılarını organize ettiği, ayrıca sohbete gelen polis memurlarından para topladığı tanık beyanlarından anlaşıldığının, davacının kızı ile oğlunun örgüte ait olup kapatılan özel okullarda öğrenim gördüğünün, HTS kayıtlarında birçok FETÖ şüphelisi ve sanığı ile görüşmelerinin tespit edildiği, Yargıtay uygulamaları nazara alındığında; davacı hakkında verilen kararın temyiz edilse dahi ceza mahkemesince verilen mahkumiyete ilişkin kararın sonucu değişmeyeceği, ayrıca OHAL Komisyonu ret kararına karşı idare mahkemesinde açılacak davada yukarıdaki sebepler gözetildiğinde idare mahkemesinin OHAL Komisyonu ret kararına yönelik iptal kararı vermeyeceğinin açık olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçelerle maddi tazminat talebinin reddine ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; derece Mahkemesindeki beyanlarını tekrarla, davacının ceza yargılamasında temyiz başvurusu yapmayarak ve OHAL Komisyonu başvurusunun reddine karşı, 300,00 TL masraf müvekkilinin kardeşince hesabına yatırılmasına rağmen idari yargıda dava açmayarak kusurlu olduğunu, süresinde temyiz edilmiş olsaydı kararın müvekkili lehine bozulabileceğini ve beraat etme, idari dava açılsaydı mesleğe dönme ihtimalinin bulunduğunu, bu konuda Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde davalı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine dair verilen kararın Yargıtay incelemesi neticesinde onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin maddi zararının karşılanması gerektiğini, maddi zararın ilk haksız fiilin meydana geldiği idari dava açma süresinin son gününden başlayıp karar tarihine kadar geçecek süre içerisinde işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre vekilin sorumluluğundan bahsedebilmek için yalnızca kusurun yeterli olmadığı, aynı zamanda meydana gelen netice ile vekilin kusurlu davranışı arasında illiyet bağı bulunması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince illiyet bağı irdelenerek; davalı vekil tarafından temyiz süresi kaçırılmadan temyiz başvurusunda bulunulsaydı bile mevcut delil durumu itibari ile sonucun değişmeyeceği, yine OHAL Komisyonu kararına karşı da idari yargı yoluna başvurulsaydı dahi neticenin farklı olmayacağı kanaatine varılmasının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinini birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.