Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5467 E. 2026/2416 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5467
Karar No
2026/2416
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1837 E., 2025/1793 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/262 E., 2024/164 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıların murisleri ...'ın Balıkesir ili, Altıeylül İlçesi, ... Mah. 64 37... ila 22 parsellerde kayıtlı taşınmazların maliki olduğunu, taşınmazların emlakçı ... ve vekil ... tarafından müvekkiline 01.07.2010 tarihinde satıldığını, tapu maliki ...'ın vefatı sonrasında davalılar tarafından murisin ehliyetsizliği ileri sürülerek açılan tapu iptal ve tescil davasında, murisin satış sırasında ehliyetsiz olması nedeniyle satış işlemi geçersiz kabul edilerek tapuların iptaline karar verildiğini, davalıların murislerine yapılan ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleştiklerini, müvekkilinin taşınmazlar bedelini ödeyerek satın alması nedeniyle, iyi niyetli olduğunu belirterek; şimdilik ödenen 20.000,00 TL satış bedelinin bugünkü rayicinin belirlenerek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında sunulan 25.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 549.063,05 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili; davaya konu taşınmazın satışının murisin vekili ... tarafından yapıldığını, davacının 19 adet taşınmazın aynı gün vekil tarafından değerinin çok altında satışının yapılmasında iyi niyetten bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının talep sonucunun net olmadığını, davanın vekil sıfatıyla hareket eden ...'e ihbarının gerektiğini, muris ile davacı arasında yapılan satış işlemlerinin ehliyetsizlik neticesiyle geçersiz olduğunu, ikrar eden kişinin murisin vekili olduğunu, dava dışı 26 taşınmazın murisin avukatının yakın arkadaşı olan ...'in vekaleti ile satıldığını, satış bedelleri alındıysa vekil tarafından alındığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 206.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kısmi davada davalıların, dava dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden dava tarihinde, ıslah dilekçesi ile artırılan miktar yönünden ıslah tarihinde temerrüde düşürüldüğü, dava dilekçesi ile talep edilen miktara dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktara ıslah tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken Mahkemece alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, 206.000,00 TL'nin davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden dava tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 20.000,00 TL'sine 28.11.2018 dava tarihinden, bakiye kısmına ıslah tarihi olan 25.11.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; müvekkili tarafından taşınmazın 01.07.2010 tarihinde 206.000,00 TL bedelle satın alındığını, ifanın imkansız hale geldiği tarihin 18.11.2018 olduğu, satış bedelinin bu tarih itibariyle güncelleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; davacının talebini 25.11.2020 tarihinde ıslah ettiğini, zamanaşımı def'i hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin mal varlığında bir artış olmadığını, satış bedelinin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin haksız olduğunu, her bir davalı yönünden miras hissesi nisbetinde tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davalıların murisi tarafından alınan bir satış bedelinin söz konusu olmadığını, taşınmazların murisin avukatı ... ve vekili ... tarafından el birliğiyle satıldığını, satış bedelinden kötü niyetli vekilin sorumlu olduğunu, murisin vekaleti verdiği 11.06.2010 tarihinde ehliyetsiz bulunduğunu, verilen kararla müvekkillerinin sebepsiz fakirleşeceğini, hükme konu bedelin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin de hatalı olduğunu, nitekim tapu iptal ve tescil dosyasında miras payları belirtilmek suretiyle hüküm kurulduğunu, faiz tarihinin dava tarihi yerine tapu iptal tescil davasının kesinleşme tarihinin baz alınması gerektiğini, taşınmazın tapuda halen davacı adına kayıtlı olduğunu, emlak vergileri ve tapu harçlarınını ödemeksizin mirasçılar adına tescilinin mümkün olmadığını, hesaplanan bedelde bu masrafların dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geçersiz sözleşme hükümlerine dayalı ödenen bedelin güncellenerek tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda, davalıların murisi ...'ın davaya konu edilen taşınmazı davacıya tapuda düzenlenen resmi senetle satış suretiyle devrettiği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığı, dosya kapsamı ile sabittir. Nitekim, fiil ehliyeti yokluğu hukuksal sebebine dayalı olarak açılan dava sonucunda, davacı adına kayıtlı olan taşınmazların tapularının iptaline karar verilmiştir. "...Tamamıyla ehliyetsiz bir kimsenin bütün hukuki muameleleri faydalı olsun veya olmasın batıldır; ehliyetsiz kimse bilahare medeni hakların kullanılması salahiyetini iktisap etse bile bu muamelelerin butlanı devam eder. Kanuni mümessilin muvafakatı da hükümsüzdür. (...) Taraflardan birinin ehliyetsizliği dolayısile batıl olan ve binaenaleyh muteber bir muamelenin hükümlerini husule getirmiyen bir hukuki muamele diğer neticeler tevlit edebilir, ki bu neticeler için medeni hakları kullanmak salahiyeti ehemmiyet ve tesiri haiz değildir: 1-Ehliyetsiz bir kimse ile yapılan batıl bir akde istinaden yerine getirilen edalar iki tarafça istirtad edilebilir: Kasırın ferağ veya iktisapları hükümsüz olduğu cihetle evvela istihkak davası açılır; eğer bahis mevzu olan şey istihlak edilmiş veya diğer kimselerin eline geçmiş ise ve artık istirdadı mümkün değilse haksız iktisaba istinaden dava açılır. (...) umumi prensiplere göre, bu kaide akıl hastalığına tutulmuş bir kimsenin hukuki muamelelerine de tatbik olunur (Andreas von Tuhr:Borçlar Hukukununun Umumi Kısmı, Cilt:1-2, Cevat Edege Çevirisi, Ankara 1983, s.205-208). Yapılan bu açıklamalar ışığında; davacı ile davalıların murisi ... arasında tapu sicil müdürlüğünde resmi şekilde düzenlenen taşınmaz satım sözleşmesinde, satıma konu taşınmazların bedelinin alıcı tarafından satıcıya ödenmiş olduğunun resmi memur önünde beyan edildiği, akabinde açılan dava sonucunda tapunun iptaline dair verilen kararın kesinleşmesi ile davalının ödenen bedel nedeniyle davalıların sebepsiz olarak zenginleştiği, davacı ile davalıların murisi arasında tapuda yapılan resmi senette taşınmaz için ödenen satış bedelinin, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca mirasçıları olan davalılardan tahsiline hükmedilmesinin yerinde bulunduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5467, K. 2026/2416, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5467-e-2026-2416-k-5b1c53bd2692