Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5344 E. 2026/2097 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5344
- Karar No
- 2026/2097
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1316 E., 2025/1360 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/513 E., 2024/274 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalının banka hesabına 21.10.2015 tarihinde borç olarak 100.000,00 TL havale ettiğini, ancak müvekkilinin talebine rağmen borcunu ödemediğini, davalının hileli hareketlerle müvekkilini kandırdığını, 09.05.2018 tarihinde noter aracılığıyla çekilen ihtara rağmen borcunu ödememesi üzerine hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, taraflar arasında başka bir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerek takibe vaki itirazın iptaline %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin davacıdan borç almadığını davacıya borcunun bulunmadığını davacının daha önce de müvekkiline dava açtığını, aralarındaki birlikteliğin sona ermesi nedeniyle davacının amacının müvekkilini rahatsız etmek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya paranını borç olarak gönderildiğinin yazılı delillerle ispatlanamadığı, son olarak davacının dayandığı yemin delili üzerine davalının yemin ettiği ve paranın borç olarak verildiğini kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının havale yoluyla gönderdiği parayı ödünç olarak verdiğini ve hileyi ispatlayamadığı, irade sakatlığı hali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davalı tarafın ise kendisine teklif edilen yemini usulüne uygun şekilde eda ettiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde kabul ettiğinin aksine paranın ahlaka aykırı bir amaçla verildiği yönünde bir delilin de iddianın da bulunmadığını, kendisinin evli olmasının ve davalı ile dini nikahlarının bulunmasının gönderilen paranın ahlaka aykırı bir sebeple gönderildiği sonucunu doğurmayacağını, davalıyla resmi nikah kıymak iradesiyle imam nikahlı olarak 10 yıl boyunca birlikte yaşadıklarını, fotoğrafların davalının hilesini kanıtlamak amacıyla sunulduğunu, hilenin ispat edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında hile iddiasının değerlendirilmediğini ve gerekçeye karşı davalının istinaf yoluna başvurmadığını, bu durumun kendi lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığını, aralarındaki ilişkinin 2020 yılında da devam ettiğini, davalının kendisini kandırdığını, davalıya bedelsiz olarak taşınmaz devrettiğini, iş bu davanın konusu olan 100.000,00 TL borcunu ölen eşinden kalan miras payıyla ödeyeceğini söyleyerek kendisini oyaladığını, 2018 yılında icra takibi başlattığında da kendisini kandırarak barışmasını sağladığını, hilesinin 17.01.2021 yılında ortaya çıktığını, birlikteliklerinin bu tarihte kesin olarak sonlandığını, mahkemenin hileye düşürüldüğünü ne zaman öğrendiğini açıklattırması gerektğini, hile iddiası nedeniyle tanık dinletme hakkının olduğunu, öte yandan aralarındaki karı-koca ilişkisinin HMK m.203/b kapsamında senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş hukuki işlemlerden olduğunu, tanıkların iddiasını ispatladığını, davalının tanıklarının tanıklıklarının görgüye dayalı olmaması ve çelişkili olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan gerekçeye, havalenin mevcut borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda kanuni karine bulunmasına, davacının paranın ödünç olarak verildiği iddiasının uyuşmazlık konusu miktar gözetildiğinde yazılı delille ispatlanmasının gerekmesine ve irade sakatlığı iddiasının dosya kapsamıyla ispatlanamamış olmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.