Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5334 E. 2026/2325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5334
- Karar No
- 2026/2325
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2116 E., 2025/1326 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/182 E., 2021/522 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin oğlu ...'ın davalı Bankadan 07.11.2017, 07.02.2018, 03.10.2018 tarihlerinde kullandığı kredilere 10.921,57 TL, 100.000,00 TL, 3.500,00 TL vefat teminatlı bireysel kredi müşteri grup hayat sigortaları tanzim ettiğini, sigortalı ...'ın 18.01.2019 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıların sigorta kuruluşuna başvurularının reddedildiğini, davalı Bankanın mirasçılara gönderdiği ihtarnamede muaccel olan alacaklarının 11.03.2019 tarihinde toplam 132.767,34 TL alacağın kat edildiği bildirilerek ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı belirtildiğini, sigorta kuruluşunun poliçeyi düzenlerken gerekli incelemeyi yapmadığından sorumlu olduğunu, murisin felç nedeniyle vefat ettiği beyanının doğru olmadığını belirterek murisin kullandığı kredilerin hayat sigortası kapsamında kaldığından müvekkilinin kredilerden borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, 11.10.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle muris tarafından kullanılan krediler kapsamında müvekkilin kredi bedellerinden 68.263,08 TL borçlu olmadığının tespitini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 07.11.2017 tarihli 13.500,00 TL kredi, 07.02.2018 tarihli 127.000,00 TL, 03.10.2018 tarihli 3.500,00 TL kredilerin kullandırıldığını ve hayat sigortası poliçelerinin düzenlendiğini, muris ...'ın kredi borçlarından kalanın mirasçılarına intikal ettiğini, borçlulara 12.03.2019 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmadığını, sigorta şirketinin mirasçıların sigorta tazminat başvurularına verdiği yanıtta sigorta formunun doğru yanıtlanmadığından talebin kabul edilmediğinin bildirildiğini, poliçe düzenlenmesi aşamasında gerekli değerlendirme yapılmadığı iddiasının müvekkiline değil sigorta şirketine yöneltilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; müteveffanın poliçe tanziminden önce felçli olduğu ve bankaya gitmesinin olanaksız olduğu, kredi hayat sigortası başvuru formunun matbu olarak düzenlendiği değerlendirildiğinde, sigorta ettirenin ihtiyaçlarından ziyade kredi veren kurumun, bankanın ihtiyaçları ve zorlaması ile ortaya çıkan bir sözleşme söz konusu olduğu ve sözleşmelerde görülen irade özgürlüğü bulunmadığı, ayrıca eksik beyanda bulunulması halinde sigortalının hangi yaptırımlara maruz kalacağının müteveffaya bildirilmemesinin bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, davalı bankanın poliçe teminatı kapsamında kredi borçlarını sigorta Şirketinden tahsil etmekte muhtariyeti bulunduğu, davalı mirasçının bu nedenle davalı Bankaya karşı borçlu olmadığı, kredi sözleşmesi nedeniyle dava tarihi itibari ile 136.526,17TL bakiye alacak kaldığının bilirkişi ek raporu ile tespit edildiği, davacı vekilinin müvekkili murise düşen pay (1/2) oranında 68.263,08TL olarak dava değerini bildirdiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının murisi ... ile davalı Banka arasında düzenlenen krediler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, kredi sözleşmesi ile sigorta sözleşmesinin taraflarının ve içeriklerinin ayrı olmasına karşın sigorta sözleşmesine ilişkin olarak yapılan yargılama sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigorta şirketi nezdinde değil kredi sözleşmesinin tarafı olan banka nezdinde yapıldığını, sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigorta şirketi ihbar talebimize kadar dosyaya dahil edilmediğini, davaya dahil olduktan sonra dosyaya sundukları beyan ve itirazların dikkate alınmadığını, davacının murisinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber sigorta sözleşmesinin borcun tamamını değil poliçede belirlenen tutara kadar olan kısmını karşılamasına karşın davacının ne kadarlık kısım kadar borçlu olmadığının, ne kadarlık borcun bakiye kaldığının ve davacının poliçede belirtilen tutar haricinde bakiye kalan borcun ne kadarlık kısmından sorumlu olup olmadığının tespiti yapılmadığını, ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının murisinin vefatı nedeniyle murisin kullandığı krediler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Eldeki davada, davacı murisinin kullanmış olduğu banka kredileri nedeniyle kredi süresini kapsayan hayat sigorta sözleşmeleri düzenlendiği, poliçenin düzenlenmesinden sonra 19.01.2019 tarihinde davacının murisinin vefat ettiği, dava konusu kredilerin bu tarihten sonra bakiye ödemelerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle müteveffanın poliçe tanziminden önce felçli olduğu ve bankaya gitmesinin olanaksız olduğu, söz konusu hususun davalı tarafça bilindiği, davalının basiretli tacir olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.