Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5194 E. 2026/2140 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5194
Karar No
2026/2140
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1302 E., 2025/1796 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/2 E., 2025/69 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 24.02.2022 tarihli "Taşınmazın Satılması Hakkında Alım Satım Sözleşmesi" adı altında adi yazılı şekilde emlak komisyonu simsarlığı sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin konusunun Aydın ili, Kuşadası İlçesi, ... Mahallesi, 386 Ada, 16 parselde bulanan 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin satışına ilişkin olup TBK anlamında müvekkilinin satıcı, davalının ise alıcı sıfatına sahip olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "İlave Şartlar" başlıklı bölümünün 1. maddesinde yer alan "Alıcı ve satıcının vazgeçmesi halinde 300.000,00 TL cayma bedeli ödeyecektir." şeklindeki kayda dayalı olarak davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekil şartını ihtiva etmediğinden geçersiz olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2022/4714 E sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davanın devamı esnasında icra dosyasından tahsilat olması halinde, tahsil olunan miktar yönünden davanın istirdat davası olarak devamına ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili, sözleşmeden davacı-borçlunun döndüğünü, sözleşmenin geçerli olduğunu, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürülmesinin iyi niyet ve dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde 30 gün içerisinde alıcının tapu devri için hazır olmaması durumunda kaporayı geri vereceğinin yazılı olduğunu, kaparo bedelini ve tapu masraf bedelini alan davacı-borçlunun satış işlemleri için tapuya başvurmadığını, müvekkilini 1 ay beklettiğini, bu sebeple sözleşmeden döndüğünü savunarak davasının reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yalnızca adi yazılı bir satım sözleşmesi bulunduğu, resmi şekilde yapılmadığı için geçerli olmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 300.000,00 TL'lik tazminata ilişkin cezai şartın da geçerli olmadığı, tarafların sadece sebepsiz zenginleşme uyarınca birbirlerine verdiklerini iade alabilecekleri gerekçesiyle; davanın kabulüne, Kuşadası İcra Müdürlüğünün 2022/4714 Esas sayılı dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra tehdidi altında alacaklıya verilmek üzere davacı tarafından icra dosyasına yatırılmak suretiyle tahsil edilen 36.924,82 TL'nin ödeme tarihi olan 11.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, koşulları gerçekleşmediğinden davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının tapu maliki olmadığını, ... ile arasında tapu devri için vekaletname bulunmadığını, yapılan işlemin alacağın temliki işlemi olduğunu, alacağın temliki sözleşmesinin resmi şekil zorunluluğu bulunmadığını, müvekkilinin yabancı uyruklu olması nedeniyle sözleşmenin resmi şekle bağlı olup olmayacağını bilebilecek durumda olmadığını, hayatın olağan akışı ve dürüstlük kuralına göre davacıdan beklenen parayı almasının akabinde işlemlere başlamadığını, davacının noter huzurunda sözleşme yapacak yetkiye sahip değil iken yabancı uyruklu müvekkilinin resmi şekli bilmesinin beklenmesinin ahlaka ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeye dayalı cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasında imzalanan tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşmenin resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olmasına, geçersiz sözleşmeye dayalı cezai şartın talep edilemeyeceğinin ve tarafların aldıklarını iade etmekle yükümlü bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5194, K. 2026/2140, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5194-e-2026-2140-k-59b02f22b9c4