Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5329 E. 2026/2145 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5329
Karar No
2026/2145
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/469 E., 2025/1235 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/89 E., 2025/6 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin, üvey oğlu olan davalı ...'in, murisleri ... 'dan kendilerine intikal eden mallarının paylaşımını yapacağını ve kendisine hisselerinin verileceği iddiası ile diğer davalı ...'in eşi ...'ye taşınmaz satışlarını da içeren düzenleme şeklinde vekaletname verdiğini, sonrasında davalılardan ...'in Amasya İli Göynücek İlçesi ... Köyü, 1 22... parsel, 1 72... parsel, 1 22... parsel, 1 32... parsel, 1 33... parsel, 1 43... parsel ve 1 90... parsel sayılı taşınmazlardaki müvekkiline ait 7/28 hisseyi eşi ...'nin vekilliği ile kendi adına geçirdiğini, ortaklığın giderilmesi davası sonunda müvekkilinin herhangi bir bedel alamadığında durumu anladığını, davalı ...'nin müvekkilinden aldığı vekaletname ile dava konusu taşınmazları gerçek değerinden çok düşük bir bedelle 07.12.2017 tarihinde muvazaalı olarak diğer davalı eşi ...'e satış işlemi yaptığından ve yapmış olduğu satış bedelini müvekkiline ödemediğinden dava konusu taşınmazların bedelini rayiç değerinden ödemesi gerektiğini ileri sürerek; belirsiz alacak olarak, dava konusu taşınmazların satışı nedeniyle tespit edilen karar tarihine en yakın değer üzerinden ticari faizi ile şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.11.2024 tarihli dilekçe ile talebini 740.292,57 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; satışa ilişkin vekaletnamenin ve tapudan resmi satış tarihinin 2017 yılında olmasına rağmen davacının yaklaşık 6 yıl sonra işbu davayı açtığını, davacının taşınmaz satışının üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen dava tarihine kadar taşınmaz bedelinin ödenmesi konusunda hiçbir ihbar ve ihtarla iddialarının dile getirmemesi ve satış bedeli konusunda talepte bulunmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının vekaletname verdiği tarihte noterde parasını elden aldığını, muvazaanın söz konusu olmadığını savunarak davanın, öncelikle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'nin, tarafların murisi ... 'dan intikal eden taşınmalardaki davacı hisselerini, davacı tarafından verilen 31.03.2017 tarihli vekaletname ile 07.12.2017 tarihinde diğer davalı ...'e devrettiği, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporundan, davacı adına temliki yapılan taşınmaz paylarının tapudaki devir bedelleri ile taşınmazların devir tarihindeki gerçek değerleri arasında açık ve aşırı fark olduğu, davalıların karı-koca olup davalı ...'in yapılan işlemler konusunda bilgi sahibi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı ...'nin davacıdan aldığı vekaletnameye istinaden davacının taşınmaz hisselerini, davacı aleyhine olacak şekilde kendi eşi olan diğer davalı ...' e devrettiği, bu işlemin açıkça vekalet görevinin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, devri yapılan taşınmaz paylarının gerçek bedellerinin davacıya ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, bu durumda davalıların el ve iş birliği içinde davacıyı zarara uğrattıkları, davacının zararından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalı tarafça hesap verme yükümlülüğünün yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilmediği, bu durumda davalı tarafın zamanaşımı savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 740.292,57 TL'nin dava tarihi olan 26.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekilin, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamak zorunda olduğu, bu nedenle de zamanaşımının vekalet ilişkisi sürdükçe işlemeyeceği, davalının, vekalet akdinden kaynaklı hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği veya davacının taşınmaz hissesinin satıldığını daha evvelinde öğrendiğini ispatlayamadığı, davalının taşınmaz hissesinin değerini davacıya ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; anne-evlat ilişkisi içerisinde satış bedelleri ödendiği halde davacıdan belge alınmadığını, vekaletnamenin yapıldığı tarihte tapuda gösterilen bedellerin noterde elden davacıya verildiğini, tanıkların da bu şekilde beyanda bulunduklarını, satışa ilişkin vekaletname ve tapudan resmi satış 2017 yılında yapılmasına rağmen yaklaşık 6 yıl sonra dava açılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, bilirkişinin ekonomik krizden bihaber gibi rapor düzenlediğini, bir kısım tarlaların sulu olduğundan bahisle dava konusu taşınmazlarda yüksek değerlerde tespit yaptıklarını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından ve vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; ileri sürülen temyiz sebeplerine göre yapılan incelemede; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle vekilin hesap verme yükümlülüğünün doğal sonucu olarak ispat yükü üzerinde olan ve birlikte hareket eden davalıların savunmasını geçerli delillerle ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5329, K. 2026/2145, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5329-e-2026-2145-k-24445b84aee7