Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5192 E. 2026/1856 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5192
Karar No
2026/1856
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1950 E., 2025/1703 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/228 E., 2024/236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin babasının vefatıyla kendisine ve diğer mirasçılara intikal eden taşınmazlardaki hisselerinin satışı için kardeşi olan ...'a 30.07.2018 tarihinde ve ...'la birlikte davalıya 31.07.2018 tarihinde vekalet verdiğini, daha sonra bunun riskli olabileceğini fark ederek noter aracılığıyla 14.08.2018 tarihinde ayrı ayrı vekilleri azlettiğini, bir süre sonra kardeşine verdiği vekaletname ile tapuda satış yapıldığını öğrendiğini ve kardeşine noter aracılığıyla 18.01.2022 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini ve hesap vermesini istediğini, bunun üzerine kardeşinin cevaben hisseleri önce kendi adına tescil ettirdiğini sonra 3. kişilere sattığını, bedelleri kısmen aldığını ve müvekkiline verdiğini iddia ettiğini, ancak yaptığı araştırmada müvekkilinin babasından kalan 18 adet arsada iştirak halinde malik iken mirasçılar arasında yapılan taksimden sonra kendisine bırakılan taşınmazların, davalı tarafından 08.08.2018 tarihinde vekaleten yapılan satış ile müvekkilinin kardeşi ...'a devredildiğini, ardından taşınmazların 3.kişiye satıldığını öğrendiklerini, bununla ilgili müvekkiline hiçbir bilgi verilmediğini ve satış bedellerinin de kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, alacağın bilirkişi tarafından belirlenmesinden sonra arttırmak üzere şimdilik 100.000,00 TL’nin 08.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.05.2024 tarihli dilekçesiyle talebini 609.500,00 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkilinin kendisine verilen vekaletnamenin bir gereği olarak anlaşmalar dahilinde bedel almaksızın söz konusu işlemi yaptığını, sonrasında ...’ın taşınmazları satmasının müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, nitekim davacının da ihtarı müvekkiline değil kardeşine çektiğini, davacı ile kardeşi arasındaki meselenin kendisini ilgilendirmediğini, vekalet görevini yerine getirdiğini taşınmazların davacının kardeşine devredilmesi için vekaletnamenin çıkartıldığını, satıştan 5 yıl sonra bu davayı açmanın dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanı da dikkate alındığında, davacının, hem davalıya hem de kardeşi ...'a satış ve intikal için vekaletname verdiği, davacı ile birlikte 4 kişinin daha mirasçı durumunda olduğu, davalıya, davacının sadece satış için vekaletname verdiği, diğer mirasçıların ise intikal için vekaletname verdiği, davacının payına düşen hisselerin davacının bilgisi dahilinde dava dışı 3.kişi olan kardeşi ...'a devredildiği, bu devir işlemi için ise tarafların zaten bir ücret kararlaştırmadığı, davalının kendisine verilen vekaletnamenin gereğini yerine getirerek anlaşmaları dahilinde bu işlemleri yaptığı, davacının vekalet görevinin 08.08.2018 tarihinde yerine getirildiği ve vekalet ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilin, vekaleten satışını gerçekleştirdiği taşınmazların davacı vekil edenin talimatı gereğince bedelsiz olarak devrinin yapıldığını ispatlamakla yükümlü olduğu, uyuşmazlığın miktarı dikkate alındığında davalı vekilin tanık deliline dayanmasının usulen mümkün olmadığı gibi davalı tarafça bedelsiz devir yapıldığı iddiasının ispatına yönelik olarak yazılı belge de sunulmadığı, bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davalı tanığının beyanı esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 609.500,00 TL'nin satış tarihi olan 08.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davacı ile kardeşinin miras taksiminden sonra taşınmazlarını nasıl tasarruf edeceklerini kararlaştırıp buna göre müvekkiline vekalet çıkarttıklarını, davacı ve diğer mirasçıların durumları iyi olmadığı için müvekkilinin masraf ve giderleri karşıladığını, 08.08.2018 tarihinde davacının payına düşen hisselerin davacının bilgisi dahilinde kardeşi ...'a devredildiğini, bu devir işlemi için tarafların ücret kararlaştırmadığını, müvekkilinin vekaletin gereğini yerine getirdiğini zaten davacının ihtar çekerek müvekkilinden değil kardeşinden hesap sorduğunu, ...'ın taşınmazları satmasının müvekkilinin sorumlulğunda olmadığını, aralarında anlaşamadıkları için 5 yıl sonra bu davayı açtığını, davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğunu görevini kötüye kullandığını aralarında vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak olduğunu ispatlaması gerektiğini belirterek kararı temyiz etimiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacının taşınmazının satılması için hem davalıya hem de dava dışı ...'a vekalet verdiği, taşınmazın vekaleten davalı tarafından ...'a devredildiği, ...'ın da taşınmazı başka bir kişiye sattığı, bundan sonra davacının dava dışı ...'a ihtar çekip taşınmazı vekaleten satmış olduğu halde tarafına bilgi ve hesap vermediğini bildirdiğinin ve hesap vererek vekaleten aldığı satış bedelini kendisine vermesini istediği, ...'ın davacının kardeşi olup ihtarnameye cevabında taşınmazları vekaleten kendi üstüne alıp 3. bir kişiye sattığını, satış bedelinin henüz tamamını almadığını, aldığı kısmını ise davacıya ait kredi borcunu, elektrik faturasını ödemek suretiyle ya da elden davacıya verdiğini belirttiği görülmekle, davalının vekaleten yapmış olduğu satışla ilgili olarak davacıya hesap verdiği, aralarındaki vekalet ilişkisinin taşınmazın davacının kardeşi ...'a devredilmesine ilişkin olduğu davacının taşınmaz bedelini, taşınmazın ... tarafından satılmasıyla alacağı, davalının vekalet edimini yerine getirdiği gerekçesiyle, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5192, K. 2026/1856, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5192-e-2026-1856-k-465fe0cca343