Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5144 E. 2026/2463 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5144
- Karar No
- 2026/2463
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1252 E., 2025/1218 K. DAVA TARİHİ : 27.09.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mah. Sıf.) SAYISI : 2025/22 E., 2025/90 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 09.06.2021 tarihinde imzalanan villa satış sözleşmesi ile davalının davacıya yapılacak olan villalardan 12 numaralı doğu cephe olan villayı satmayı taahhüt ettiğini, davacının buna istinaden davalıya 100.000,00 TL nakit, 5 adet çeyrek altın, 12, 49... ayar Bilezik, 8 adet Cumhuriyet altını, 8 adet yarım altını elden verdiğini, 35.000 Amerikan dolarını hesabına gönderdiğini, dava konusu sözleşmede villanın en geç 30.04.2022 tarihinde eksiksiz halde alıcıya teslim edileceği, teslim tarihi gecikirse müteahhitin alıcıya her ay için 2.000TL ödeyeceğini, teslim tarihinin 31.07.2022 tarihinden geç olmayacağının belirtildiğini, ancak ortada bir villa olmadığını, ödenen paranın geri verilmediğini, davacının iyiniyetli olarak aylarca sözlü olarak davalı ile anlaşmaya çalıştığını, davalı tarafın bir türlü anlaşmaya yanaşmadığını, sadece temelin atıldığını, davacının maddi ve manevi olarak büyük zarara uğradığını, davalı tarafın davacıya sattığı villa başkalarına satmaya çalıştığını, bu hususta Bolu Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek; 09.06.2021 tarihli villa satış sözleşmesinin iptali ile davalıya ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle günün şartlarına uyarlanarak tespitini ve davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının teminat olarak verilen senedi icra takibine koyarak sözleşmeyi fesih iradesini ortaya koyduğunu, davacının ödemediği bedelleri talep ettiğini, sözleşmede bedelin TL cinsinden belirlendiğini, adi yazılı sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 09/06/2021 tarihli Villa Satış Sözleşmesinin akdedildiği, işin teslim süresinin 30.04.2022 olarak kararlaştırıldığı, yapılan keşif sonrasında alınan teknik bilirkişi raporunda 31 47... nolu parsel üzerinde yapılması planlanan 6 blok ve 12 adet ikiz villa inşaatında 3 adet bloğunun temel kazısının yapılarak temel seviyesindeki imalatlara başlandığı ve bir miktar yapıldığı, ancak imalat/inşaat faaliyetlerinin devam etmediğinin görüldüğünün belirtildiği, Yargıtay' ın yerleşik içtihatları uyarınca yapının tamamlanma oranının yaklaşık % 90 seviyesinde gerçekleşmemesi durumunda sözleşmenin geriye etkili fesih şartlarının oluştuğu, sözleşmenin geriye etkili feshi için tek taraflı irade beyanının yeterli olmadığı, mahkeme kararının gerektiği bu nedenle taraflar arasında akdedilen taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat satış sözleşmesinin geriye etkili olarak feshi talebinin kabulü gerektiği; sözleşmenin geriye etkili olarak fesh edilmesi halinde tarafların aldıklarını iade etmeleri gerektiği, bu çerçevede davalının söz konusu inşaat için yaptığı imalat masraflarını davacıdan talep edebileceği ancak bunun için usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması gerektiği gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; taraflar arasında akdedilen 09.06.2021 tarihli villa satış sözleşmesinin iptaline, 840.847,26TL 'nin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davanın 27.09.2022 tarihinde açıldığı, dairece 2024/1510 E, 2025/79 K sayılı ilamla 16.01.2025 tarihinde görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu belirlenerek görev kaldırması yapıldığı, kaldırma kararı sonrası mahkemece 27.01.2025 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek ara kararla davaya “Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla” bakılmasına karar verildiği, davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı, davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açılmasına ve uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin olmaması, menfi tespit davalarının tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuktan istisna olarak düzenlenmemiş olmasına göre mahkemece davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle uyuşmazlık konusunun zorunlu arabuluculuk kapsamında kalması nedeniyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/2. ve 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; uyuşmazlığın alacak davası olması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararı sonrası dosyanın gönderildiği mahkemece zorunlu arabuluculuğa başvuru belgesinin sunulması için kendilerine süre verilmediğini, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; yargılamanın geldiği aşama gözetilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğni ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici taşınmaz satış sözleşmesinin iptali ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında istinaf incelemesine konu "Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 30.04.2025 tarih, 2025/22 Esas, 2025/90 Karar sayılı" kararının "Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 19/07/2024 tarih, 2025/22 Esas, 2025/90 Karar sayılı" kararı olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. 7251 sayılı Kanunun 59. maddesi ile, 6502 sayılı Kanunun 73. maddesinden sonra gelmek üzere “Dava şartı olarak arabuluculuk'' başlığıyla eklenen 73/A maddesi gereğince Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6502 sayılı Kanunun 73/A-1.maddesinde a) Tüketici Hakem Heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, b) Tüketici Hakem Heyeti kararlarına yapılan itirazlar, c) 73. maddenin 6. fıkrasında belirtilen davalar, ç) 74. maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda ise dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde Mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde Mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına ve davanın 27.09.2022 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle Tüketici Mahkemelerinde görülen davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen arabuluculuğa başvurulmadan davanın açılması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ve davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.