Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5119 E. 2026/2462 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5119
- Karar No
- 2026/2462
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1942 E., 2025/1360 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/366 E., 2023/262 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; dava konusu olan Adana ili, İmamoğlu İlçesi, ... Köyü N 35... C4C pafta no 3 37... parselde bulunan 6.310.00m² arsa üzerinde arsa yapı 535/50492 olan A Blok 7. Kat 16 nolu bağımsız bölümde kat irtifakı şeklindeki taşınmazı davalıdan satın aldığını ve ödeme yaptığını, müvekkilinin tapuda satış işleminin tamamlanmasının ardından davalı tarafından anahtarın müteahhit ... Gayrimenkulden teslim alabileceğini belirtmesi üzerine müvekkilinin anahtarı teslim almaya gittiğinde davalının müteahhite olan borcundan dolayı gayrimenkulün anahtarını teslim alamadığını, müvekkilinin davalıya ulaşmaya çalışsa da uzun bir süre ulaşamadığını, geçen süre zarfında satın almış olduğu gayrimenkulü kullanamadığını, gayrimenkule giriş dahi yapamadığını, ayrıca söz konusu taşınmaz içerisinde bulunan proje lansmanında taahhüt edilen ... daire ile teşir edilen şekilde bulunan mutfak dolabı, vestiyer, yatak dolabı gibi eşyalar satın alındıktan sonra davalı tarafından söküldüğünü, bunun üzerine müvekkilinin yasal yollara başvurduğunu, İmamoğlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1 Değişik iş sayılı dosyası ile değer tespiti yaptırıldığını, 58.000,00 TL'lik masraf olduğunu belirttiğini, İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/297 esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açmış olduğunu ancak mahkemece sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davalı ... Gayrimenkul yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği, bu sebeple davacının uğramış olduğu zararların davalıdan tazmin edilmesi adına mahkemeye başvurduğunu, davacının taşınmazı satın almadan önce gezdiğini ve taşınmazın zayinden önceki haline binaen almış olduğunu, taşınmazın satımından sonra eve girilip taşınmaza zarar verildiğini ve taşınmazın kullanılmasının ve taşınmazdan beklenen faydanın azaldığını, müvekkilinin taşınmazda meydan gelen bu zarar sebebiyle de zarar ettiğini, davalının kendi borcunu ödememesinden dolayı alacaklıları tarafından müvekkiline satmış olduğu taşınmaza el atıldığını ve kullanılmasının engellendiğini, davalının bu tarz el atmalara karşı herhangi bir işlem yapmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere taşınmaza davalı tarafından verilen zarar sebebiyle şimdilik 3.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu gayrimenkul için tazminat davası açıldığını, açılan davadaki iddiaların tamamen gerçek dışı olması yanında usuli anlamda dava şartlarının bulunmadığını, taşınmaza zarar verildiği iddiasına kabul etmemekle, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının iddialarının tamamını reddettiklerini, zira davacı tarafın İmamoğlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1 D.İş dosyası ile tespit yapıldığını, İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/297 Esas sayılı dosyasında ... gayrimenkul adına dava açıldığını ve ispatlanamaması nedeniyle reddedildiği, taşınmaza hiç bir zarar verilmediği gibi iddia edilen eşyaların hiçbirisinin müvekkili tarafından alınmadığını, İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/297 esas sayılı dosyasındaki iddiaları ve ortaya konan delilleri bilmemekle beraber aleyhlerine bir tespit olması durumunda bu durumu da kabul etmediklerini, davacının iddialarının hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, iddia olunan zararların ne zaman ve kim tarafından gerçekleştiği veya gerçekten de bu zararların vuku bulunup bulmadığı konularının da ayrıca ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalıdan dava konusu daireyi ... daireyi gezdikten sonra satın aldığı ancak dava dışı ... Gayrimenkul ile davalı arasındaki alacak verecek meselesinden dolayı taşınmazın teslimini 3 ay kadar geç aldığı ve teslim aldığında da ... dairede gördüğü dairedeki bir kısım eşyaların dava dışı ... Gayrimenkul yetkilisi tarafından davalı ile arasındaki alacak verecek meselesinden dolayı söküldüğünün anlaşıldığı, davalının, taşınmazı sattıktan sonra dava dışı şirket ile arasındaki alacak verecek meselesinden dolayı taşınmazdaki sökülerek götürülen eşyalardan ve taşınmazı kullanamamasından ayıplı ifa kapsamında sorumlu olacağı, bağımsız bölümdeki malzemelerin sökülmesi nedeniyle meydana gelen zararın dava tarihi itibari ile 74.250,00 TL olacağı, yine davacının 15.02.20 18... .09.2019 tarihleri arasında taşınmazı kullanamamasından kaynaklanan zararının ise 20.511,04 TL olduğu, zira İmamoğlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1 D,İş sayılı dosyasında ... daire ile dava konusu daire arasında sökülerek götürülen eşyaların tespit edildiği, davacı her ne kadar oturmadığı dairede aidat ödediğinden bahisle ödediği aidat bedellerini de istese de sunduğu dekontlarda dava sonrasına ilişkin tarihlere ödeme makbuzlarının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle; karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar ilk derece mahkemesince davaya konu uyuşmazlık "satış sözleşmesine konu taşınmazın ayıplı olarak alıcıya teslimi" olarak nitelendirilerek yargılama yapılmış ise de; davaya konu taşınmazın davalı tarafından 17.03.2017 tarihinde davacıya tapuda satış sureti ile devrinin yapıldığı, taraflar arasında tapuda devir yapılmadan önce davaya konu taşınmazın niteliklerinin ne olduğuna yada ne olacağına yönelik olarak ayrıca bir daire satış sözleşmesi yapılmadığı, davalı ve/veya yetkilisi tarafından davacıya ... daire gezdirildiği ve/veya satışa konu taşınmazın ... dairelerdeki niteliklerine uygun olarak tamamlanacağına yönelik bir taahhütte bulunulduğunun dosya kapsamındaki belgelerden ispat edilemediği, davalının ve bizzat davacı tanığının beyanlarından davaya konu taşınmazın başlangıçtan beri ... dairedeki gibi inşa edilmediği, başından beri taşınmazda eksiklikler olduğu ve satışın da bu şekilde gerçekleştiğini ifade ettikleri, davacının da bu durumun aksini usulüne uygun deliller ile ispat edemediği, bu nedenle davalı yönünden ayıba ilişkin hükümlerin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, davacının dava dilekçesinde "taşınmaz içerisinde bulunan Proje lansmanında taahhüt edilen ... daire ile teşir edilen şekilde bulunan mutfak dolabı, vestiyer, yatak dolabı gibi eşyalar satın alındıktan sonra davalı tarafından sökülmüştür." ifadesi doğrultusunda bir an için satış tarihinde taşınmazın eksiksiz olarak satıldığı düşünüldüğünde de taşınmazın satış tarihi itibari ile ayıplı olmadığı, davacının istediği niteliklere sahip bir taşınmaz olarak kendisine satışının yapıldığını ikrar ettiği, bu nedenle söz konusu uyuşmazlığa ayıptan kaynaklanan hükümlerin yine uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, davacı vekili dava dilekçesinin 2 numaralı bendinde davaya konu taşınmazdaki eşyaların davalı tarafından söküldüğünü ileri sürmüş ise de; davacı vekilinin aynı dilekçenin 4 numaralı bendinde "davalı kendi borcunu ödememesi dolayısıyla alacaklıları tarafından müvekkilime satmış olduğu taşınmaza el atılmış ve müvekkilim tarafından kullanılması engellenmiştir. Davalı bu tarz el atmalara karşı herhangi bir işlem yapmamıştır." açıklamasına yer verdiği, yine İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/297 Esas sayılı dosyası üzerinden dava dışı ... Gayrimenkul Otom. İnş. Petrol Ürün. Tem. Ulus. Nak. Trzm. İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine açtığı davanın dava dilekçesinde de taşınmazdaki eşyaların müteahhit tarafından sökülüp götürüldüğünü ifade ettiği, dikkate alındığında davacının aslında davaya konu taşınmazdaki eşyalara davalının müdahalesinin bulunmadığı kanaatinde olduğu, davalıya haksız fiil hükümlerine göre bir sorumluluk yüklemediği anlaşıldığından davaya konu uyuşmazlıkta haksız fiil hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, davaya konu uyuşmazlığın bir an için zapta karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği düşünüldüğünde de davacı tanığı ...'ün 15.09.2021 tarihli celsede alınan beyanında "dava konusu taşınmazı ben yaptım yalnız bu taşınmaz için ... ile satım konusunda anlaştık o esnada ince işçilikler eksikti bu durumu kendisine izah ettim 80.000 TL kadar bir masrafının olacağını bunu öderse yapabileceğimi söyledim ... da kendisinin eksikleri tamamlayacağını bu şekilde daireyi almak istediğini beyan edince satışı bu şekilde gerçekleştirdik. ... ile ...'ın babası ortaklardı alacak verecek konusunda anlaşamamışlar. Bu şekilde ... daireyi davalıya satmış. Davalı da davacıya satmış, o ev en başından beri eksikti. Daha sonradan herhangi bir tadilatta yapmadıklarını biliyorum. Davalının babası benim ofisime geldi bana 50000 Tl teklif etti daireyi tamamlamamı istedi ben kabul etmedim daha sonra ne yaptıklarını ise bilmiyorum. Ayrıca davalının babası ile görüştüğümde bana teklif edilen parayı davacı ...ya ödemesini mağduriyetinin gidermesini teklif ettim oda cevabın biz zaten tapuyu devir ettik bizden birşey talep edemez kendisi bu saatten sonra düşünsün şeklinde bana beyanda bulundu ..davalı ile davacı arasında evin nasıl teslim edileceğine dair anlaşma yapılıp yapılmadığını ise bilmiyorum . Davacı ile bu eksiklikler konusunda 3-4 defa görüştük . Kendisine davalının babasının 50000 TL teklif ettiğini ancak bu fiyata tamamlayamacağımı söyledim kendilerinin arasında çözmelerini söyledim ancak sonradan görüşüp görüşmediklerini ise bilmiyorum ben bu evi ...'a iş karşılığında vermiştim karşılığında da para almamıştım" açıklamasında bulunduğu, mahkemece davalı ile tanığa ait şirket arasında bir alacak-verecek ilişkisi olması nedeni ile bu şirketin eşyalara el koyduğu kabul edilerek davalının sorumluluğuna gidilmiş ise de; tanık anlatımlarının ilk derece mahkemesince hatalı yorumlandığı, tanığın anlatımlarında alacak-verecek ilişkisinin kendisi (şirketi) ile davalı arasında değil, davalının babası ile tanığın taşınmazı davalıdan önce ilk olarak sattığı ... arasında olduğunu ifade ettiği, diğer bir ifade ile ... (ve şirketi) ile davalının arasında bir alacak verecek ilişkisinin bulunduğunun ve davalının bu tanığa ve/veya şirketine borçlu olduğunun dosya kapsamındaki deliller ile ispat edilemediği, bu nedenle bir an için taşınmazdaki eşyaların tanık ... (ve şirketi) tarafından zaptedildiği düşünüldüğünde dahi bu uyuşmazlıkta satıcı olarak davalının hukuki sorumluluğuna gidilemeyeceği, ...'a yönelik bir zapt iddiasının da bulunmadığı, netice olarak davaya konu taşınmazdaki eşyaların dava dışı 3. Kişi tarafından (davacının iddiası ... ve şirketi) davalıdan satış sözleşmesinin kurulduğu anda var olan bir hak dolayısı ile zaptedildiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle davalının zapta karşı tekeffül hükümlerine göre de sorumluluğuna gidilmesi imkanının olmadığı, tüm bu nedenlerle davaya konu uyuşmazlıkta davalının davacının zararından sorumlu olduğunun usulüne uygun deliler ile ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davacının dava konusu taşınmazı anahtar teslim şeklinde satın aldığını, satın alma sırasında gösterilen ... taşınmazda bütün tamamlayıcı parçalar mevcutken, taşınmazın tesliminden önce bu eşyaların davalının bilgisi dahilinde söküldüğünü, taşınmazın bu haliyle eksik kaldığını ve kullanılamaz hale geldiğini, teslim borcunun eklentileri de kapsadığını, davalının daireyi tam olarak teslim etmeyi taahhüt ettiğini, satıcının zapttan sorumlu olması gerektiğini, davalının dava konusu eşyaları daireden söktüğünü, sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmazın ayıplı teslimi ve kullanılamamasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dava konusu taşınmazın başlangıçtan beri ... dairedeki gibi inşa edilmediği, taşınmazın ... daireye uygun olarak yapılacağına dair yüklenici olmayan davalı satıcının taahhütte bulunduğu, taşınmazdaki malzemelerin davalı tarafından söküldüğü ve davalıdan alacaklı olan dava dışı kişilerce taşınmazın zapt edildiği hususlarının ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.