Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4664 E. 2026/4056 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4664
Karar No
2026/4056
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/959 E., 2025/920 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/309 E., 2022/26 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı asil ... ile davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların ortak müteahhitlik yapmak amacıyla arsa alımı konusunda anlaşarak, dava konusu 44 paylı taşınmazın 24 payını satın alarak davalı adına tapuya kayıt ettirdiklerini, bunlardan bedeli kendisi tarafından ödenen ve 17.07.2019 tarihli protokol ile müvekkili adına devir edileceği kararlaştırılan 21 payın halen devredilmediğini ileri sürerek; 23 24... parsel sayılı 44 paylı taşınmazda davalı adına kayıtlı bulunan 21 payın tapusunun iptali ile müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; görevsiz mahkemede dava açıldığını, tarafların taşınmazları ortak müteahhitlik yapmak amacıyla edinmeleri nedeniyle aralarında adi ortaklık bulunduğunu, davacının dava değerini eksik gösterdiğini, satın alınan taşınmazlara ilişkin tüm tapu harçlarının kendisi tarafından ödendiğini, davacının pay devrini daha önce talep etmeyip ortaklığın giderilmesi yoluyla KDV ve benzeri yükümlülüklerden kaçınarak taşınmazın tamamına sahip olmayı amaçladığını, protokolün gerçekte bir satış vaadi niteliğinde olduğunu ve taşınmaz devri için usulüne uygun davet yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyanın adi ortaklığın tasfiyesi şeklinde üç aşamada incelenmesi gerektiği, buna ilişkin tasfiye raporu alındığı, davanın tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 213. maddeleri gereğince taşınmaz mülkiyetin devrini amaçlayan her türlü sözleşmenin geçerliliğinin resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlı olduğu, taraflar arasında düzenlenen protokol başlıklı 17.07.2019 tarihli belgenin adi yazılı olduğu, yasa hükümlerinin öngördüğü biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz sayılacağı, davacının bedele yönelik talep ve ıslahının da bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen protokolün, taşınmazın katılım payı olarak ortaklığa konulmasına ilişkin olmayıp, resmi şekilde yapılması şartının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki protokol ile ortaklığın tasfiyesi şekline karar verilmiş ise de, protokol ile tasfiye hususunda taraflarca anlaşıldığı, tasfiyenin buna göre yapılması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı bulunan 25/44 paydan 21/44 payın tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin kabul edilmesine rağmen 17.07.2019 tarihli protokolün tasfiye protokolü olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacının açık iradesine aykırı biçimde tasfiye hükümlerine göre karar verildiğini, oysa davacının ilk derece yargılamasında davasını belgeye dayalı tapu iptali ve tescil talebi olarak sürdürdüğünü ve ıslah yoluna gitmediğini, bu nedenle taleple bağlılık ilkesi gereği karar verilmesi gerektiğini, ayrıca protokolün gerçek anlamda bir tasfiye protokolü olup olmadığının ve ortaklık kapsamında müvekkilinin yaptığı masraf ve işlemlerin dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmasına, ortaklardan birinin diğer ortağa ortaklık geliri ile alınmış mal varlığı değerinin mülkiyetini geçirme borcu altına girmesinin (bu mal varlığı değerinin devri ilgili kanun gereğince resmi şekilde düzenlenme şartına bağlı olsa bile) hukuken mümkün ve geçerli olmasına, resmi şekilde düzenleme şartının ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı (sermaye) olarak ortaklığa konulması halinde aranacak olmasına, taraflar arasında dava konusu taşınmazdaki pay devrine ilişkin yapılan protokolün geçerli olup kısmi tasfiye niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4664, K. 2026/4056, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4664-e-2026-4056-k-f94c5e290567