Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4585 E. 2026/3694 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4585
- Karar No
- 2026/3694
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/571 E., 2025/1432 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/60 E., 2025/19 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında davalının müteahhitliğini üstlendiği KÖY projesi kapsamındaki bir adet bağımsız bölüm için sözleşme imzalandığını, taşınmazın bulunduğu Köy projesine ait genel vaziyet planında yeşil alanlar, anaokulu, sağlık merkezi, çarşıköy binaları, dini tesis gösterildiğini, projenin bu hali ile bütünlük arz ettiğini, ancak vaat edilen sosyal ve sportif donatı ve tesislerin yapılmadığını, sosyal tesisin 1.167 konutun ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapasite ve yeterlilikte olmadığını, açık ve kapalı havuzun çok küçük yapıldığını, sosyal tesisin inşasında kullanılan malzemelerin vaat edilen sınıf ve kalitede olmadığını, yine teslim daire içerisinde de ayıplar bulunduğunu ileri sürerek; dava konusu taşınmazda ayıplı/eksik ifa nedeniyle gerçekleşen değer kaybı ve bedel indirimi için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 10.11.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 225.152,54 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; .... Projesinin yatay yaşam alanları ve sosyal alanları ile bütünsel bir proje olduğunu ancak inşaasına etap etap devam edildiğini, inşaat faaliyet ve taahhütleri kapsamında ortak alan ve tesislerin büyük çoğunluğu kullanıma hazır hale getirilerek Projenin 1.etap sakinlerinin kullanımına açıldığını, sosyal donatı alanlarının tamamlanmamasının ayıp olarak nitelendirilmeyeceğini, sosyal tesis ve kapalı havuzun kapasitesi ve büyüklüğünün mimari projesine uygun şekilde imal edildiğini, davacının bağımsız bölüme ilişkin şikayetlerinin müvekkiline iletilmesinden sonra sayısız onarım yapıldığını, bunlar dışında sorumluluğun kabul edilemeyeceğini çünkü teslim tarihinden sonra 1 yıldan fazla süre geçtiğini, 6 aylık sürenin sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, aynı Kanunun 10. maddesi gereği ayıbın açık ya da gizli olduğu husususun bir önemi bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi heyet ek raporu ile; ..... Projesinin yapılmadığı, site bünyesinde "Meyve Bahçeleri" alanının bulunmadığı, açık ve kapalı yüzme havuzlarının kapasitesinin, yapılan fin hamamının (sauna), çocuklar için ayrılan bölümün, fitness ve spor salonunun kapasitesinin ihtiyacı karşılayacak büyüklükte ve yeterlilikte olmadığı, tanıtım materyallerinde bahsi geçen yürüyüş parkurunun bulunmadığı, yine sağlık tesisinin, kreş ve ilkokulun olmadığı hususlarının sabit hale geldiği, ortak alanlara ilişkin eksikliklerin açık ayıp niteliğinde olduğu, nisbi metod yöntemi kullanılarak değer azalmasının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 225.152,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyeti ek raporunun denetlemeye elverişli olduğu, davalı tacir olup, işlerinin ticari olmasının asıl kabul edilmesi nedeniyle, hükmolunan alacak kalemlerine ticari faiz ödemesi gerektiği, ancak, davacı tarafın dava ve ıslah dilekçesinde yer alan talebi göz önüne alındığında, davalı aleyhine hükmolunan alacak kalemlerine yasal faiz işletilmesinde ve dava dilekçesi ile ıslah dilekçesi içeriğine göre, belirsiz alacak davası olarak açılan huzurdaki davada, davalının, dava tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişilerin ..... kişiler tarafından yapılsa dahi ayrı bir parselde olan alışveriş alanlarının, dükkanların dava konusu taşınmaza kazandıracağı değeri göz ardı etmelerinin eksik inceleme olduğunu, okullar ve sağlık merkezine ilişkin alan olarak ayrılmış kısımda imar durumu gereği eğitim alanı inşa edileceğini ve bu inşaat sonrası taşınmazın kazandığı değerin müvekkile ödenmeyeceğini, açık yüzme havuzundaki eksik ve ayıp iddialarının ve tespitlerinin yerinde olmadığını, söz konusu tesislerin mimari projesine uygun şekilde tamamlanarak kullanıma sunulduğunu, yürüyüş koşu ve bisiklet parkuruna ilişkin tespitlerin yerinde olmadığını, orman içinde 3.5 km'lik yürüyüş parkuru olduğunu, site içerisinde olacağına dair bir yazılı belge veya taahhüt olmadığını, ayrıca bu hususlarda diğer dosyalarda alınan raporlarda ayıp ya da eksiklik tespit edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, malın ayıplı olmasından kaynaklanan değer azalmasının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacı tüketici olup davaya bakmakla Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun, 6502 sayılı Kanun'da ayıp ihbarında bulunma zorunluluğunun ortadan kaldırıldığının ve davanın zamanaşımı süresinde açıldığının, taraflar arasındaki Sözleşmenin 18. 5 maddesine göre, yayınlanan ilan, broşür vb. yayınlarda kullanılan ifadelerin tanıtım ve bilgi amaçlı olduğu, taahhüt niteliğinde olmadığı şeklinde belirtilmişse de, bu hükmün haksız şart niteliğinde olduğunun, katalog ve tanıtım materyallerinden, dava konusu taşınmazın yer aldığı projenin büyük ölçekli, kapsamlı ve bütün bir proje olarak lanse edilmekle .... alanındaki parselde imar durumu ve proje kapsamında ve ruhsatı alınmış başka inşaatların devam etmesi, yürüyüş, koşu ve bisiklet parkuru ile caminin dava konusu taşınmazın yer aldığı parsel dışında yapılmış olduğu, ...., İlkokul ve Sağlık Merkezinin ise hiç yapılmadığı, buna göre taahhüt edilen sosyal donatıların taahhüt edildiği şekilde yapılmadığından bahisle taşınmazda değer kaybı bulunduğunun, sosyal alanların kapasite olarak yetersiz olduğunun, hükme esas alınan raporun Yargıtay denetimine elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.