Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4439 E. 2026/1868 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4439
Karar No
2026/1868
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/151 E., 2025/1044 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ...'in dava dışı borçlu ... aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2016/20559 E. sayılı dosyası ile başlattığı takip sırasında müvekkiline İcra ve İflas Kanunu 89. maddesi uyarınca çıkartılan birinci haciz ihbarnamesinin 17.09.2018, ikinci haciz ihbarnamesinin 09.05.2019 ve üçüncü haciz ihbarnamesinin de 29.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkiline tebliğ edilen tüm bu haciz ihbarnamelerine borçlu ...'ın şirket çalışanı olduğu ve devam eden icrası bulunduğu bildirilerek itiraz edildiğini, buna rağmen 04.07.2019 tarihinde haciz tatbik edildiğini belirterek haksız hacizlerin kaldırılmasını, haksız icra nedeni ile takip alacağının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş; 30.01.2020 tarihli duruşmada davacı vekili, müvekkili tarafından icra dosyasına ödeme yapıldığını, davanın istirdat davasına dönüştüğünü belirtmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; cevap dilekçesi sunmamış, ön inceleme duruşmasında davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2019/255 E., 2020/13 K. sayılı kararıyla; 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın 10.07.2019 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2021 tarihli kararıyla; istirdat davaları için ödeme tarihinden itibaren bir yıllık süre öngörüldüğü, davanın süresi içerisinde açıldığı, ancak davacının dava dışı borçlu ...'ın kendisinde herhangi bir alacağının bulunmadığını, davalı alacaklı ...'in ise borçlunun davacıda alacağının bulunmadığını bilerek kötü niyetli olarak haciz ihbarnamesi gönderdiğini ileri sürmediğine göre davacının ödediği parayı istirdat davası yolu ile geri isteyemeyeceği, davacı tarafından dava dışı borçluya karşı sebepsiz zenginleşme davası açabileceği, verilen kararın sonuç itibarıyla doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.02.2022 tarihli ve 2021/21183 E., 2022/2415 K. sayılı ilamıyla; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hatalı bulunması ve gerekçe düzeltilerek yeniden yazılmış olmasına rağmen yeniden hüküm tesis edilmediği ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa aykırı olduğu, kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş ve kabule göre de, davanın borçlu ...'nun davacı şirket nezdinde hak kazandığı maaşın haczine ilişkin olmasına göre İstanbul 31. İcra Müdürlüğü tarafından 89. madde kapsamında davacıya gönderilen 13.09.2018 tarihli 1. haciz ihbarnamesi, 09.05.2019 tarihli 2. haciz ihbarnamesi ve 29.05.2019 tarihli 3. haciz ihbarnamesinin usulsüz olduğu, usulüne uygun düzenlenmiş bir haciz ihbarnamesi bulunmamasına göre menfi tespit davası açılabilmesi için öngörülen 3. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacak 15 günlük sürenin geçmiş olduğu hususunun doğru kabul edilemeyeceği, Bölge Adliye Mahkemesince davanın süresinde açıldığının kabulü ile esasa ilişkin incelenme yapılması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli kararı ile davacı vekili tarafından icra dosyasına ödeme yapıldığı açıklanarak davanın istirdat davasına dönüştüğünün tespit edildiği, istirdat davaları için ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre öngörüldüğünden davanın süresi içerisinde açıldığı, istinaf ilamı doğrultusunda davacının dava dışı borçlunun kendisinde herhangi bir alacağının bulunmadığını, davalı alacaklının ise borçlunun davacıda alacağının bulunmadığını bilerek kötü niyetli olarak haciz ihbarnamesi gönderdiğini ileri sürmediği, davacının ödediği parayı istirdat davası yolu ile geri isteyemeyeceği, ancak dava dışı borçluya karşı sebepsiz zenginleşme davası açabileceği gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiş;karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairece verilen 04.11.2024 tarihli ilamla; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.02.2022 tarihli ilamının Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik olduğu, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinde söz konusu bozmaya uyularak verilen kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın bozma ilamı konusunda değerlendirme yapmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip borçlusu ile davacı üçüncü kişi arasında iş ilişkisi bulunduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden dava dışı borçlunun davacıdan maaş alacağı dışında muaccel ve belirli başkaca bir alacağı bulunduğuna dair bir emareye rastlanmadığı,davacı tarafça borçlunun maaşına İstanbul 9. İcra Müdürlüğü 2017/39827 sayılı takip dosyası kapsamında kesinti yapıldığı bildirilmiş olmasına rağmen davalı alacaklının davacıya gönderdiği haciz ihbarnamesinde dürüstlük kurallarına uyduğu söylenemeyeceğinden fer'i takipte alacaklının haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 306.347,35 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin haciz ihbarnamelerinin amacını hatalı değerlendirdiğini, ihbarnamelerin maaş dışındaki tazminat alacakları için gönderildiğini, davacı şirketin beyanlarını İİK 89. maddesi kapsamında geçerli bir itiraz olmadığını, borcun zimmetinde sayılmasının hukukun zorunlu bir sonucu olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haciz ihbarnamesi sonucunda istirdat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye ve davalı alacaklı tarafından davacı üçüncü kişi nezdinde İİK madde 89 kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiği, dosya kapsamında borçlunun davacı nezdinde maaş alacağı dışında muaccel ve belirli başka bir alacağının bulunmadığı, ayrıca borçlunun maaşı üzerinde başka bir icra dosyası kapsamında kesinti yapıldığının da bildirildiğinin anlaşıldığı, alacaklının borçlunun üçüncü kişi nezdinde alacağı bulunmadığını bilmesine rağmen haciz ihbarnamesi göndermesi dürüstlük kuralına aykırı olduğu, İİK'nın 89/5. maddesi uyarınca üçüncü kişinin uğradığı zararların tazmini mümkün olup, somut olayda davacının borçlu olmadığı hâlde ödeme yapmak zorunda kaldığı anlaşılmakla; usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4439, K. 2026/1868, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4439-e-2026-1868-k-d7f1c9a9c87f