Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4159 E. 2026/416 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4159
- Karar No
- 2026/416
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/1151 E., 2025/527 K. DAVA TARİHİ : 06.01.2016
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurumca, davacıya ait eczaneye ibraz edilen; kanser teşhisi konulan bir hasta için düzenlenen sahte rapor ve sahte reçetedeki ilaçların sahte kimlikle teslim alındığının anlaşıldığından bahisle reçete bedeli olan 9.607,76 TL ile reçete bedelinin beş katı 48.038,80 TL cezai şart olmak üzere toplam 57.646,57 TL'nin alacaklarından kesilmesine ve uyarılmasına karar verildiğini, reçetenin sözleşmede belirlenen tüm yükümlülüklerin yerine getirilerek karşılandığını, sunulan belgelerin sahte olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, işbirliği içinde hareket edilmesinin söz konusu olmayıp tüm işlemlerin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek; 14.12.2015 tarihli işlemin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurumlarınca yapılan işlemlerin Sağlık Uygulama Tebliği'ne (SUT) ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yapıldığını, Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılığın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2016 tarihli kararıyla; davalı Kurum tarafından, ilaçların hastaya veya yakınına teslim edilmemiş olmasına rağmen ilaç bedellerinin fatura edildiğinin iddia edildiği, hasta A. İ. adına sahte sağlık raporu ve reçete düzenlenmiş olduğu, söz konusu belgelerde iğfal kabiliyetinin bulunduğu, eczanenin söz konusu sahtecilikle ilgili herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli kararıyla; davacı eczacının sözleşmeden doğan tüm sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirdiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 21.10.2020 tarihli ilamla; davalı Kurumun 14.12.2015 tarihli işlemi ile reçetede yazan ilaçların hasta veya yakınına teslim edilmediği, reçetede yer alan imzaların hasta veya yakınına ait olmadığı belirtilerek davacı eczane hakkında Protokol ve Tip Sözleşmenin (5.3.2.) maddesi uyarınca reçete bedeli olan (9.607, 76... = ) 48.038,80 TL cezai şart ve 1. kez yazılı uyarı işlemi uygulanacağının ve (4.3.6) maddesi gereği 9,607,76 TL reçete bedeli olmak üzere toplam olarak 57.646,56 TL’nin eczanenin Kurum alacaklarından kesilmesine karar verildiği; davalı Kurum tarafından, ilaçların hastaya veya yakınına teslim edilmemiş olmasına rağmen ilaç bedellerinin davalı Kuruma fatura edildiği iddia edildiği, hükme esas alınan 23.09.2016 tarihli raporda; “...hasta A. İ. adına sahte rapor ve reçete düzenlendiği, söz konusu belgelerde iğfal kabiliyeti bulunduğu, eczanenin söz konusu sahtecilikle ilgili herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve cezai şart ve ilaç bedelinin geri alınması işleminin yerinde olmadığı...”nın belirtildiği, raporun davaya konu eylemin gerçekleşme şeklini gözetmeksizin hazırlandığı, raporun hüküm kurmaya elveriş olmadığı, Mahkemece; dava konusu edilen Kurum işlemine ilişkin, bu işlemin dayanağı eylemin gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan Protokol, Tip Sözleşme ve diğer mevzuat hükümleri de gözetilmek suretiyle, davacı eczacı tarafından hasta A.İ. ye ait ilaçların hastanın kimlik bilgilerine göre reçete sahibine ya da yakınına teslim edilip edilmediği, ilaçların hasta yakınına teslim edildiğine ilişkin reçete üzerinde bulunan imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, hastaya ait rapor ve reçetedeki sahteciliğin iğfal kabiliyeti bulunduğu ve eczanenin sahtecilikle ilgili kusurunun bulunmadığı kabul edilmek suretiyle yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek, karar bozulmuştur. 2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hasta A. İ.'nin yargılama sırasında vefat ettiği, davalı Kuruma vermiş olduğu ifadesinde, belirtilen ilaçları almadığını ve Kırklareli ile bağlarının olmadığını, adlarına ilacı almış görünen Y.D. isimli kişiyi tanımadıklarını beyan ettiği, reçete arkasında yer alan imzanın hasta veya hasta yakınına ait olmadığı ve bu reçete ile ilgili yapılan cezai işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 2016 Protokolünde reçete bedelinin 5 katı olarak düzenlenen cezai şartın 2 katına indirildiğini, 2016 yılı Protokolünün (5.3.2.) maddesinin davacı lehine olması nedeniyle, "2016 yılı Protokolünün uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini, hasta mağduriyetine neden olmamak için hastayı görmeden reçete yazdığını beyan eden doktordan bir kesinti yapılmadığı, hastanın kimliğine bakarak hastaneye giriş yapan hastane görevlisi ve hastaneden bir kesinti yapılmadığını, sadece üzerine düşen yükümlülükleri yerine getiren eczaneden kesinti yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine ilişkin 2012 yılı Protokolü'nün (5.3.2.) ve (4.3.6) maddeleri gereğince davacı aleyhine düzenlenen cezai şart bedelinin tahsili ve davacının uyarılması yönünde tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verilmiş olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmasına ve özellikle bozma ilamında işlemin dayanağı eylemin gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan Protokol, Tip Sözleşme ve diğer mevzuat hükümlerinin gözetilmesi gerektiğinin belirtilmiş olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.