Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3250 E. 2026/415 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3250
- Karar No
- 2026/415
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/320 E., 2025/817 K. DAVA TARİHİ : 02.07.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/505 E., 2023/291 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacıların ...'nın mirasçısı olduğunu, muris ...ile davalıların murisi ... İnağ arasında 13.07.2005 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalıların murisinin Antalya ili, ... kain 229 parsel sayılı 34800 m²'lik hissesinin tamamını davacının murisine satmayı vaat ettiğini, satış bedelinin nakden muris tarafından davalıların murisine ödendiğini, taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı ilamı ile Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edildiğini, söz konusu kararın 01.08.2008 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek; sözleşmeye konu taşınmazın rayiç değerine karşılık şimdilik 500.000,00 TL müspet zararın davalı mirasçılardan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; taraflar arasında imzalanan satış vaadi sözleşmesinin hukuken yok hükmünde olduğunu, sözleşme geçerli sayılsa bile ifa imkansızlığının bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalılar ..., ... ve ...; davaya cevap vermemiş, sonradan sundukları beyan dilekçelerinde dava konusu taşınmazın sözleşme tarihinde Hazine adına dahi kayıtlı olmadığını, sözleşmeye konu taşınmazın belirsiz olduğunu, sözleşmenin belirtilen yönlerden geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 89.844,67 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli kararı ile; davalı ...’ın süresi içerisinde davaya cevap vermemesi nedeniyle ileri sürmediği zamanaşımı def’ine istinaf aşamasında dayanamayacağı, murisin borçlarından dolayı mirasçılar arasında müteselsil sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu, bu kapsamda murisin borçları yönünden mirasçılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, hakkında usulüne uygun şekilde dava açılmayan ... yönünden hüküm kurulmasının yerinde olmadığı, davacıya diğer mirasçının muvafakatnamesini sunması için süre verilmeden ve muvafakatname sunulmaması hâlinde terekeye temsilci atanmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, yine sözleşmeye konu taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verildiği, ilgili Kadastro Mahkemesi kararının 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesiyle birlikte edimin ifasının imkânsız hâle geldiği, vaat alacaklısı haleflerinin ise ifanın imkânsız hâle geldiği tarihteki taşınmazın rayiç bedelini talep edebilecekleri gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması için vaat borçlusunun taşınmaz maliki olması şartı aranmadığı, dava konusu taşınmazın sözleşmenin düzenlediği tarihte tapuya kayıtlı olduğu ve sözleşmenin noterlik marifetiyle resmi şekilde düzenlediği, sözleşmeye konu taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil görmesi, buna dair ilgili Kadastro Mahkemesi kararının 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesi ile birlikte ifanın imkansız hale geldiği, vaat borçlusunun sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmazın maliki olmaması sözleşmenin sıhhatine tesir etmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın esası hususunda karar verilmesine yer olmadığına 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ...., ....'den alınarak davacılara muris ...'nın Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/468 Esas, 2007/339 Karar sayılı veraset belgesi ve Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/722 Esas, 2010/633 Karar sayılı dosyasındaki veraset belgeleri uyarınca 1/2 oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılarak satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesine, taşınmazın rayiç değerinin hesabı veya tutarına yönelik açık istinafının bulunmamasına,mahkemece taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmasına, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; davacılar murisi ...'in müvekkiller murisi ...' tan taşınmaz satın almadığı, bu hususun Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası ile Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesi dosyası kapsamından anlaşıldığı, ceza yargılaması sonucunda ... İnağ’ın beraatine karar verildiği, müvekkillerden ...’a yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığı ve zamanaşımı def’inin ileri sürülemediği, müvekkiller murisinin okuma yazma bilmemesi nedeniyle satış vaadi sözleşmesini içeriğini bilmeden imzaladığı, bu nedenle sözleşmenin geçerliliğinin tartışmalı olduğu, dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında başlangıçtaki ve objektif imkânsızlık nedeniyle geçersiz olduğu, taşınmazın ifasının mümkün olmadığı ve bu durumun davacılar murisi tarafından da bilindiği, bu sebeple sözleşmenin hükümsüz olduğu, eldeki davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkinidr. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, sözleşmeye konu taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verildiği, ilgili Kadastro Mahkemesi kararının 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesiyle birlikte edimin ifasının imkânsız hâle geldiği, vaat alacaklısı haleflerinin ise ifanın imkânsız hâle geldiği tarihteki taşınmazın rayiç bedelini talep edebileceklerinin anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.