Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3950 E. 2026/2535 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3950
- Karar No
- 2026/2535
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1978 E., 2025/1274 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/608 E., 2022/495 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında Özel Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurumun 05.11.2021 tarihli yazısıyla, değişik tarihlerde 18 doktor tarafından muayene edilip fatura edilmesi gereken işlemlerin doktorlar yurt dışında iken başka hekim tarafından yerine getirildiği, ayrıca 15 doktorun izin bilgisinin 24 kez MEDULA sistemine günü gününe girilmemesi ve sistemin pasif hale getirilmemesi nedeniyle toplam 717.238,20 TL ceza-i şart ve 1 kez uyarı cezasının haksız ve hatalı olarak uygulandığını ileri sürerek; uyarı cezası ve cezai işlemin iptali ile borçlu olunmadığının tespitine, kesinti yapılması halinde kesinti tutarının avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın menfi tespit davası olduğunu, bu tür davalarda dava değerinin açıkça belirtilmesi ve tam harç yatırılması gerektiğini, ancak davacının eksik harç yatırdığını, esas yönünden ise yapılan kesintilerin yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve yapılan tespitlerin kısmen yerinde olduğu, her ne kadar 2018 yılı sözleşmesinin (12.14.) ve (13.5.) maddeleri gereğince uygulanan 693.238,20 TL cezai şartın ve uyarı işleminin yerinde olmadığı tespit edilmişse de, söz konusu işlemlerin izinli olmayan ve sözleşmeye ve mevzuata uygun olarak MEDULA kayıtları açık bulunan hekimlerin sistemleri dahilinde de icra edilebileceği, izinli bulunan hekimin MEDULA sisteminin kullanılmasının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve mevzuata aykırılık teşkil edeceği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine üstünlük tanınması gerektiği, bu sebeplerle taraflar arasındaki 2018 yılı Sözleşmesinin (12.14.) ve (13.5.) maddeleri gereğince uygulanan 693.238,20 TL cezai şartın ve uyarı işleminin yerinde olduğu, sözleşmenin (9.3.) maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan 24.000,00 TL cezai işlemin yerinde olduğuna dair bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu ve hükme esas alındığı, netice olarak ilgili mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı Kurumun dava konusu işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hastanenin davaya konu eylemlerinin sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturduğunun bilirkişi heyetinin teknik değerlendirmesi ile ortaya konulduğu, diğer yandan hukuki değerlendirmenin ise hâkime ait olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bahisle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bilirkişi raporunda 693.000,00 TL cezanın yersiz olduğu belirtilmesine rağmen Mahkemenin davayı tümden reddettiğini, teknik uzmanlık gerektiren alanda hâkimin yorum yaptığını, tüm hastalara uzman hekimler tarafından hizmet verildiğini, sözleşmeye ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, fizik tedavi ve rehabilitasyon branşında hastalara planlanan fizik tedavi seanslarının süreklilik arz ettiğini, tedavi seanslarının doktor tarafından planlanıp fizyoterapistler tarafından uygulandığını, yine yoğun bakımda yatan hastaların tedavilerinin de süreklilik arz ettiğini, izne ayrılan hekimin yerine aynı uzmanlık dalında başka bir hekimin tedaviyi devam ettirdiğini, bu süreçte sekreteryanın doktor ismini değiştirmemesinin; tedavinin yapılmadığı ve fatura edilemeyeceği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, davalı Kurum tarafından uygulanan cezai işleme konu hastaların tamamına müvekkili hastane hekimleri tarafından eksiksiz şekilde sağlık hizmeti sunulduğunu, ayrıca hekimin yurt dışında olmadığı dönemdeki orderına, reçetesine göre yardımcı sağlık destek personelleri tarafından yapılan/yasal olarak yapılabilecek işlemlerin kuruma yersiz faturalandırma olarak kabul edilemeyeceğini, cezai işlem yazısının ek listesinde gönderilen işlemlerin hemen tamamının yardımcı sağlık personelleri ile yapılan işlemler olduğunu, radyoloji işlemlerinde; çekim esnasında doktor bulunması gerekmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Davalı Kurum tarafından davacı hastaneye gönderilen 15.11.2021 tarihli yazıyla; Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 22.03.2019 tarihli ve 209805/02/SR/02 sayılı rapora istinaden 2018 yılı sözleşmesinin (12.14.) ve (13.5.) maddeleri gereğince 693.238,20 TL cezai şart ile uyarı işlemi, yine aynı sözleşmenin (9.3.) maddesi uyarınca yurtdışında bulunan doktorların izinli olduğu günlerde MEDULA'nın pasif hale getirilmemesi nedeniyle 24.000,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 717.238,20 TL cezai işlem uygulandığı anlaşılmıştır. 2018 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin (12.14.) maddesinde; "Faturanın veya faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, 10.000 TL’den az olmamak şartıyla yersiz ödeme toplamının 10 katı tutarında ceza koşulu uygulanır ve tespit edilen fiiller açıkça belrtmek suretiyle SHS’ye tebliğ edilir” (13.5.) maddesinde; ''Bu sözleşmenin (8.6.5), (12.10), (12.11), (12.12), (12.13), (12.14), (12.15), (12.16), (12.17), (12.20) ve (12.22) numaralı maddelerinde sayılan fiillerin gerçekleştirildiğinin tespiti halinde, gerekli ceza koşulu uygulanarak SHS yazılı olarak uyarılır. Bahse konu maddelerde belirtilen aynı fiilin, uyarının tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde tekrarlanması halinde gerekli ceza koşulu uygulanarak sözleşme tek taraflı olarak feshedilir. Bu durumda sözleşmeden kaynaklı Kurum alacakları tahsil edilmeden ve fesih tarihinden itibaren 1 (bir) yıl süre geçmeden SHS ile yeniden sözleşme yapılmaz.'' düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Temyize konu 693.238,20 TL cezai şart ile uyarı cezasının dayanağı olan ve yukarıda yer alan sözleşme maddelerinin incelenmesinde; cezai şart ve uyarı cezası uygulanması için, faturanın veya faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti gerektiği, dosyada bulunan ve alanında uzman hekimlerden oluşan heyetten alınan raporda; cezai şarta konu olan dava dışı hastaların fizik tedavi uygulamalarının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı ve fizyoterapist tarafından yapılmış olduğu hususunda taraflar arasında niza bulunmadığı, listede adı geçen hastalara fizik tedavi uygulandığı, hastaların beyanlarından da bu durumun anlaşıldığı, uzun süreli ve planlı tedavi kapsamında olan yoğun bakım hastaları için servis hastalarından farklı olarak yoğun bakım sorumlu hekimininde bulunmadığı hastaların bu hekimler ile ve diğer branş hekimleri ile birlikte takip ve tedavi edildiği, bu hastaların tedavilerinin aylarca sürebildiği göz önüne alındığında hekim izin süreçlerinin yönetilmesinin çok basit olmadığı, serviste yatan hastaların tedavi planlarının hekim tarafından düzenlendiği ve uygulamaların hemşireler tarafından yapıldığı, hekimlerin hastalarını diğer hekimlere fiili olarak devrettiği ancak MEDULA sistemine giriş yapılmaması nedeniyle yapılan tespitlerin sadece “iznin bildirilmemesi” açısından bir anlam taşımakta olup “yapılan tetkik ve tedavilerin yok sayılması” açısından anlamlı olmadığı, sözleşmeye göre her ne kadar davacının fatura etmiş olduğu tedaviler farklı bir hekim tarafından yapılmış olsa da, hastaların gerçek olması ve tedavilerinin yapılmış olması nedeniyle 865 takip için 2018 yılı Sözleşmesinin (12.14.) ve (13.5.) maddeleri gereğince uygulanan 693.238,20 TL cezai işlemin yerinde olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar, Mahkemece; temyize konu olan 693.238,20 TL cezai şart ile uyarı işlemi konusunda raporun hükme esas alınmadığı, sözleşme hükümlerinin uygulanması doğrultusunda işlemin yerinde olduğu belirtilmişse de; faturaya konu işlemlerin gerçeğe aykırı olup olmadığı, faturada yazılı tedavi ve işlemlerin Kurum sigortalıların uygulanıp uygulanmadığının ancak konusunda uzman bilirkişi heyetinin tespitleriyle anlaşılabileceği, özellikle hastaların fizik tedavi prosedürlerinin ve yapılan tetkiklerin MEDULA'da ismi bulunan doktorlar tarafından hastanede bulundukları sırada order edilip edilmediğinin tespit edilerek, hastanede bulundukları sırada order edilen tetkiklerin yurt dışında bulundukları dönemde yapılması halinde uygulanan cezai işlemin yerinde olmayacağı, yine yoğun bakımda uygulanan işlemlerin süreklilik arz ettiği ve MEDULA'da ismi bulunan doktorların yurt dışında bulunmasına rağmen uygulanan tedavinin devam ettiği, doktorların yurt dışında bulunduğu tarihlerde işlemlerin doktor adına order edilerek uygulanmış olması durumunda cezai şartın yerinde olacağı, ancak doktorların yurt dışına çıkmadan önce işlemi order etmesi ve yardımcı sağlık personeli tarafından order doğrultusunda işlem yapılmış olması durumunda bu durumun sözleşmeye aykırı olmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, her bir doktorun hastanede bulunduğu tarihlerin ve işlemlerin yapıldığı tarihlerin karşılaştırılması, gerekirse ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.