Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3934 E. 2026/1168 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3934
Karar No
2026/1168
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1094 E., 2025/1032 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/219 E., 2023/34 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 27.07.2020 tarihinde 2020 model ... aracı 293.443,00 TL bedelle (0) kilometre olarak davalılardan satın aldığını, mezkur aracı bir süre kullanıp satışa çıkardığını, araç üzerinde yapılan inceleme sonucunda "Sol Kapı Orta Direk Boyalı ve Sol Alt Marşpiyel Lokal Boyalı" olduğunun raporlandığını, akabinde derhal davalılara başvurarak gizli ayıp ihbarında bulunduğunu, satıcının söz konusu aracı eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim etmesi gerektiğini ileri sürerek, satılan aracın ayıpsız bir misliyle değişimine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı .... A.Ş. vekili; Mahkemenin yetkili ve görevli olmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin bayii konumunda olup üretici firma konumunda olmadığını, iddia edildiği gibi bir ayıp varsa bunun öncelikle yetkili servislerince belirlenmesi ve üreticiye bildirilmesinin gerektiğini, ihbarın süresinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili; ayıplı olduğu iddia edilen bölge incelendiğinde her araca biniş ve iniş sırasında bir sürücünün rahatlıkla fark edebileceği bir yer olduğunu, 15 ay boyunca fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aracın üretim dışında, satış öncesinde yapılan bir ayar, sökme-takma veya boya işlemi kaydı bulunmadığını, boya kalınlıklarının belirlenen sınırlar içinde olduğunu, davacının boya yaptırıp yaptırmadığı hususunun araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan deliller ile alınan bilirkişi heyet raporu doğrultusunda, dava konusu araçta sol b direkte ve sol marşpiyel bölgesinde boya akmalarının olduğu, boya akmalarının olduğu kısımda yapılan boya kalınlık ölçümünde boya kalınlık değerlerinin, aracın normal boya kalınlık referans değerinin üzerinde yani 215 mikron seviyesinde olduğu, sol marşpiyel bölgesinde ise 185 mikron seviyesinde olduğu, boya kusuru şeklindeki gizli ayıpların davacı tüketiciden kaynaklanmadığı, ayıpların aracın tasarım ve üretim süreçlerinden kaynaklı olduğu, mevcut haliyle dava konusu aracın kullanıcının araçtan beklediği faydayı ortadan kaldıran ekonomik eksiklik niteliğinde olması nedeniyle ayıplı olduğu, söz konusu ayıbın aracın satın alınması esnasında gözden geçirme ile görülebilecek nitelikte olmaması nedeniyle gizli ayıplı olduğu, davacının satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkını kullandığı, davasını süresinde açtığı anlaşıldığından, davacının davasının kabulü ile; davaya konu davacı adına kayıtlı olan 01... plaka sayılı... marka, .... model, ... şasi dpc ... motor numaralı aracın davalılara iadesi ile aynı teknik özellikleri taşıyan aynı marka ve model (0) kilometre ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu aracın üzerindeki tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davacı tarafından davalılara iadesine, dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün olmadığı takdirde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 24. maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu aracın 27.07.2020 tarihinde 293.443,00 TL bedelle satın aldığı, davacının 01.10.2021 tarihinde "Sol b direği ve Sol Alt .... Boyalı" olduğu şikayeti ile davadışı ... ....ye müracaat ettiği, servis tarafından aracın tüm bölgelerindeki boya kalınlık değerlerinin ölçülerek ilgili belgeye "Sol b direk ve Sol ... boya akıntıları, yama izi ve bant izi tespit edilmiştir" notunun düşüldüğü, Mahkemece araç üzerinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda da söz konusu bölgelerde boya kusurlarının bulunduğunun tespit edildiği, davaya konu araçtaki boya kalınlık değerlerinin normal boya kalınlık referans değerlerinin üzerinde olduğu gibi davalı satıcı ... şirketi tarafından davaya konu sıfır araca ilişkin 28.07.2020 tarihli boya kalınlık ölçüm formunda tespit ettiği değerlerin de üzerinde olduğu, diğer bir ifade ile davalı satıcı tarafından davacıya ayrıca tahaahhüt edilen boya kalınlık değerlerinin de araçta mevcut olmadığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında açık ve gizli ayıp kavramının ortadan kalktığı ve ayrıca ihbar yükümlülüğünün de aranmadığı, dava konusu araçtaki sorunların üretim hatasından kaynaklandığı, ayıbın esaslı nitelikte olduğu, davacının mevcut haliyle araçtan beklediği faydayı sağlamasının mümkün olmadığı, davaya konu aracın 0 km olarak satın alınması, keşif tarihi itibari ile 17.029 km'de olması, hasar kaydının bulunmaması, araçta oluşan ayıbın niteliği ile özellikle araçta boya akmalarının bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi seçimlik hakkının kullanılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ve 6502 sayılı Kanun'un ayıba ilişkin maddeleri gözetildiğinde hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine uygun olduğu, tüm bu nedenlerle 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davaya konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı... A.Ş. vekili; dava konusu aracın gizli ayıplı olmadığını, boyanın mevcut olduğu bölge incelendiğinde, araç sahibinin her araca biniş ve iniş sırasında bir sürücünün rahatlıkla fark edebileceği bir bölge olduğunu, aracın üretim dışında, satış öncesinde yapılan bir ayar, sökme-takma veya boya işlemi kaydı bulunmadığını, yetkisiz bir yerde farklı bir boyaya maruz kalması ya da ikinci bir boyamanın yapılmasının mümkün olduğunu, bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olmadığını, davacının aracı kullanmaya devam etmekte olduğunu, araçtan faydalanamama gibi bir durumun söz konusu olmadığını, misliyle değişimin orantısız olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... A.Ş. vekili; bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazların değerlendirilmediğini, kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verildiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, aracın satış öncesinde yapılan kontrollerinde yetkili servis elemanları tarafından böyle bir durumun tespit edilemediğini, boya kalınlıklarının üreticinin verdiği sınırlar içinde olduğunu, yetkisiz bir yerde farklı bir boyaya maruz kalması ya da ikici bir boyamanın yapılması hususlarının araştırılmadığını, herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının araçtan faydalanmaya devam ettiğini, aracın misli ile değiştirilmesi kararının orantısız olduğunu, bilirkişilerce 27.946,95 TL değer kaybının olduğunun tespit edildiğini, aracın teslim anında ayıplı olduğunun ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satın alınan aracın ayıplı olması nedeni ile ayıpsız misli ile değişim istemine ilişkindir. 1. Eldeki davada, dava konusu aracın 293.443,00 TL fatura bedeli ile 27.02.2020 satın alındığı tarih itibari ile uygulanması gereken 6502 sayılı Kanunun 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Öğretide ve uygulamada da kabul edildiği üzere tüketicinin seçimlik haklarını tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla kullanması gerekmektedir. Tüketici bu haklardan hangisini seçtiğini, bir kez bildirmekle, seçim hakkını kullanmış olur ve artık tercihini değiştiremez. Çünkü, satıcı kayıtsız şartsız, bildirilen tercihi yerine getirmek zorundadır. Bu nedenle tüketicinin seçim hakkı, bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih ettiği hak geçmektedir. Bu haklar kullanılmakla da tükenirler. Bu özelliği nedeniyle, tüketicinin seçimlik hakkı yenilik doğurucu (inşai) haklardandır. 2. 6502 sayılı Kanunun 11/3 maddesinde; "Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır." düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı Kanunun 83/1 maddesi ile 6502 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır. Görüleceği üzere yasa koyucu, 11/1 maddesi ile tüketicinin seçimlik haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan "ücretsiz onarım" ve "malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi" seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına almıştır. 3. Bu düzenleme ile paralel mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227/3 maddesinde yer verilmiş olup, buna göre, "Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir." Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir. 4. Somut olayda, davacı tarafın dava dilekçesinde aracın misliyle değişimini talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, "Aracın sol b direk ve marşbiyelinde tespit edilen kusurlar kullanıcıdan kaynaklanan kusurlar olmayıp, aracın imalat aşamasından kaynaklanan ayıp niteliğinde ve aracın satın alındığı esnada araçta mevcut olduğu, bu kusurların normal bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek kusurlar olmaması nedeniyle, gizli ayıp niteliğinde olduğu, aracın kullanım amacı olan yolcu taşımaya olumsuz bir etkisi, sürüş konforunu ve emniyetini olumsuz etkileyecek bir durum olmadığı, aracın ikinci el piyasa değerinde değer kaybına neden olacak nitelikte gizli ayıp olduğu değerlendirilmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ayıplar nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiği, bu değer kaybı bedelinin nisbi metoda göre aracın satış tarihi olan 27.07.2020 tarihi itibariyle nisbi metoda göre; değer kaybı = 293.443,00 TL - (950.000 TL / 1.050.000 TL) ... 293.443,00 TL = 27.946,95 TL olduğu" şeklinde bildirilmiştir. Hal böyle olunca, dava konusu aracın "Sol b direk ve Sol Marşpiyelde boya akıntıları, yama izi ve bant izi tespit edildiği" gerekçesiyle gizli ayıplı olduğu sabit olup, aracın misliyle değişimine karar verilmişse de, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki fark, ayıbın kullanıma engel olmadığı hususları gözetildiğinde, bu kararın davalılar için orantısız güçlükleri beraberinde getireceği anlaşıldığından, Mahkemece yukarıdaki açıklamalar gereği nispi metoda göre bedelde indirim (değer kaybı) hakkının değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3934, K. 2026/1168, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3934-e-2026-1168-k-9f44ff9bab3d