Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3870 E. 2026/452 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3870
Karar No
2026/452
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/445 E., 2025/1227 K. DAVA TARİHİ : 09.06.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/103 E., 2021/417 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müteahhit olan müvekkilinin, kendisini arsa sahibi olarak tanıtan kişiyle davalı noter ...’in görev yaptığı noterlikte kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye güvenerek arsa sahibinin hesabına farklı zamanlarda 15.000,00 TL ve 435.000,00 TL gönderdiğini, ayrıca elden 100.000,00 TL verdiğini, daha sonra aynı kişinin başka bir müteahhitle başka noterde aynı işlemi yaptırdığı sırada kimliğinin sahte olduğunun tespit edilmesi üzerine kaçtığını, müvekkilinin davalı noterlik işlemine güveni nedeniyle söz konusu ödemeleri gerçekleştirdiğini, davalıların sahte kimliği tespit edemeyerek, yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için oluşan zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL’nin 27.04.2017 ödeme tarihinden işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı banka vekili; kendisini arsa sahibi olarak tanıtan kişinin ibraz ettiği nüfus cüzdanı aslının incelenerek mevduat hesabı açıldığını, kriminal raporuna göre kullanılan kimliğin aldatma kabiliyeti bulunduğunun belirlendiğini, tüm işlemlerin aynı kimlikle yapıldığını, illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı noter vekili; sözleşme düzenlenirken tüm dikkat ve özenin gösterildiğini, kimlik paylaşım sisteminde fotoğraf ve düzenleyen memur isimleri bulunmadığını, kullanılan nüfus cüzdanının orjinal olup kişiler tarafından bir şekilde ele geçirildiğini, kriminal raporuna göre de aldatma kabiliyetine haiz olduğundan illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin zararla ilgili sorumluluğunun bulunmadığını, davacının tapu müdürlüğünden gerekli kontrolleri yapmış olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli kararıyla; davacının noterlikte düzenlediği sözleşme ile bankada açılan hesapta kendisini arsa sahibi olarak tanıtan kişi tarafından kullanılan kimliğin sahte olduğu, aynı kimlikle aynı gün başka bir noterlikte işlem yapıldığı sırada noter çalışanı tarafından sahteliğin fark edildiği, bu bakımdan sahte kimliğin anlaşılamadığı yönündeki savunmalara itibar edilemeyeceği, davalıların kusursuz olarak sorumluluklarının bulunduğu, davacıya izafe edilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli kararıyla; sahte cüzdanın aslının Büyükçekmece 8. Noterliğine bırakıldığı, cüzdan aslının inceleme konusu yapılarak iğfal kabiliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, bu durumda nedensellik bağının kesildiği gerekçesiyle, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 23.03.2022 tarihli ilamla; başka bir işlem sırasında sahteciliğin tespit edilmesine yönelik noter çalışanının beyanı da dikkate alınarak, dava konusu olayda kullanılan sahte kimliğin iğfal kabiliyetine haiz olup olmadığı konusunda, grafoloji uzmanı bilirkişilerinden oluşacak bir heyetten, denetime elverişli rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre davalıların sorumluluklarına yönelik yapılan açıklamalar kapsamında uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli kararıyla; dava konusu nüfus cüzdanının sahteliği ve iğfal kabiliyetinin bulunduğunun raporlarla ortaya çıktığı, belgenin iğfal kabiliyetine haiz olmasının nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairece verilen 19.11.2024 tarihli ilamla; aynı tarihte sahte kimliği kullanan kişi tarafından aynı kimlikle Büyükçekmece 8. Noterliğinde işlem gerçekleştirdiği sırada sahteciliği fark eden noter çalışanının emniyet ifadesinde; kimliğin arka kısmında nüfus müdürlüğü tarafından vurulan mühürdeki T.C. yazılarının önüne koyulan noktaların orantısızlığından kimliğin sahte olduğunu tespit ettiğine yönelik beyanı gözetildiğinde, davalıların ya da çalışanların gerekli özeni göstermesi halinde nüfus cüzdanının sahteliğini tespit edebilecek oldukları, kaldı ki Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı noter çalışanının beyanının alınan raporlarla birlikte değerlendirilmediği, buna göre sahte kimliğin gerek noterlikte sözleşme imzalanması, gerekse Bankada hesap açtırılması sırasında kullanılması nedeniyle ortaya çıkan zarardan davalıların sorumlu olduklarının kabul edilmesi ve davacının zararı tespit edilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle, davacı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı ile taraflar lehine usulü kazanılmış hak doğmuş olduğu gerekçesiyle, taleple bağlılık kuralı da dikkate alınarak, davacının talebi ve ödediği bedel karşılığı 10.000,00 TL'nin davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı banka vekili; müvekkili tarafından 09.09.2016 tarihli Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Uygulama Esas ve Usullerinin (3.1.1.) maddesi uyarınca, gerçek kişilerde kimlik tespiti yükümlülüklerinin eksiksiz yerine getirildiğini, 25.04.2017 tarihinde ibraz edilen ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporuyla ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek, aldatma kabiliyetine haiz nitelikte sahte olduğu belirlenen nüfus cüzdanının, banka personelince gerekli özen gösterilerek incelenmesine rağmen sahteliğinin tespit edilemediğini, ilgili kişinin hesap açılışı ve devamındaki işlemleri aynı belge ile bizzat gerçekleştirdiğini, bu nedenle davacının iddia ettiği zarar ile müvekkil banka işlemleri arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, zararın davacının kendi kusur ve ihmalinden kaynaklandığının açık olduğunu, müterafik kusur indiriminin uygulanmamış olmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; olay tarihinde görev yapılan... Noterliğinde kimlik ibrazı, fiziki inceleme, mühür ve güvenlik unsurlarının kontrolü ile Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) üzerinden teyit dahil tüm yasal denetimlerin eksiksiz yerine getirildiğini, ibraz edilen kimliğin fotoğrafı ile işlem yapan kişinin uyumlu olduğunu, KPS sisteminde fotoğraf ve imza verilerinin bulunmaması nedeniyle ayrıca bir karşılaştırma imkânının olmadığını, sahte kimliğin ve tapu senedinin aldatma (iğfal) kabiliyetine haiz bulunduğunun gerek 24.03.2023 tarihli bilirkişi raporu, gerekse İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporu ile sabit olduğunu, ceza dosyasındaki beyanların sahteciliğin noter tarafından basit bir dikkatle tespit edilebileceğini ortaya koymadığını, aksine sahteciliğin ilk nazarda anlaşılabilir nitelikte olmadığını gösterdiğini, noterlerin sorumluluğunun sınırsız olmayıp üçüncü kişinin ağır kusurlu eylemiyle illiyet bağının kesilmesi halinde sorumluluktan söz edilemeyeceğinin yerleşik içtihatlarla kabul edildiğini, ayrıca sektörde deneyimli olan davacının şüpheli hususlara rağmen gerekli araştırma ve karşılaştırmaları yapmayarak ağır kusurla hareket ettiğini, noterlik işlemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı ile müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, noterde yapılan sözleşmede ve Bankada açılan hesapta kullanılan sahte kimlik nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların ise artık incelenmesinin mümkün bulunmadığı, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3870, K. 2026/452, T. 03.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3870-e-2026-452-k-a6ff10891d70