Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3787 E. 2026/2381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3787
- Karar No
- 2026/2381
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1091 E., 2025/1117 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/278 E., 2025/64 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşmasız, davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıların müvekkilinin vefat eden oğlu ...'ın çocukları olduğunu, muris ...'ın vefatından sonra geriye mirasçıları olarak davalıların kaldığını, murisin aktif terekesinde olan ve davaya konu Bolu Merkez ... Mahallesi 20 68... parselde kain 3 nolu taşınmazı müvekkilinin satın aldığını, murisin bu evi alırken gazi unvanı nedeniyle kullanma hakkı bulunması nedeniyle faizsiz ev kredisi çektiğini, kredi adına olduğu için evin tescilinin de müvekkilinin yerine muris adına yapıldığını, murisin çekmiş olduğu ev kredisine ilişkin taksitlerin murisin maaş hesabından çekildiğini, yarı bedelinin ise müvekkili tarafından murise ödendiğini, ancak taşınmazın tapuda müvekkili adına devredilmesine zaman kalmadan oğlunun vefat ettiğini, satın alma işleminden sonra davalılar tarafından gönderilen ihtarname tarihine kadar dava konusu evde ikamet ettiğini ileri sürerek; taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline, bu talep kabul edilmezse taşınmazın dava tarihi itibari ile değerinin tespiti ile şimdilik 20.000,00 TL'nin ya da ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında tespit edilecek değerinin ödeme tarihi olan 20.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29.05.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 253.987,09 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; dava konusu evin müvekkillerinin murisleri tarafından çekilen kredi ile satın alındığını ve kredi ödemelerinin tamamının murisin maaş hesabından yapıldığını, davacı tarafça ödeme yapıldığına dair bir belge de sunulmadığını, ev için murise 80.000,00 TL ödendiği iddiasına ilişkin de yazılı delil sunulmadığını, delil olarak dayanılan WhatsApp yazışmalarında konuşmaların davacı ile yapılmadığını, ayrıca mesajlarda 80.000,00 TL alacağına dair değil vereceğine dair murisin beyanda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların babası ve davacının oğlu olan ... ile yine davacının diğer oğlu dava dışı ... arasında gerçekleştiği anlaşılan yazışmaların bütününden, özellikle davacı anne tarafından dava konusu evin sahibi olacağı inancı ile verilen 80.000,00 TL'nin davalılar murisi tarafından alındığı hususlarının anlaşıldığı, nitekim davacının evden tahliye ettirilene kadar kendi evi düşüncesi ile yaşayıp bu ev için bir kısım masraflara da girdiğinin dava dilekçesi ekindeki bir kısım fatura ve evraklar ile davacının beyanını destekleyen yansız- yeminli tanık beyanlarından da anlaşıldığı, bu hali ile anılan yazışmaların davacının davasını ispat noktasında en azından yazılı delil başlangıcı düzeyinde kabul edilmesi gerektiği, haricen yapılan satış sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalılar murisi ...'a ödendiği sonucuna varılan 80.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ulaştığı değerin tahsili gerektiği belirtilerek; 253.987,09 TL'nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, bu tutarın 20.000,00 TL'sine dava tarihinden, bakiyesine ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların murisi ve aynı zamanda davacının oğlu adına kayıtlı bulunan ve daha sonra davalı mirasçılara intikal eden, en sonunda davalılar tarafından elden çıkartılan davaya konu taşınmazın davalı murisi tarafından annesi olan davacıya 80.000,00 TL bedel karşılığı haricen satışının kararlaştırıldığı ve bedelin de davacı tarafından davalılar murisine ödendiği hususunun özellikle muris tarafından yazıldığı anlaşılan mesaj kayıtlarından anlaşıldığı, nitekim bu hususun davacının bu evde tahliye edilene kadar kendi evi inancıyla oturması olgusu ve dinlenen davacı tanık beyanlarıyla da desteklendiği, buna göre davacının hissedarı olduğu 25 87... parselde kayıtlı taşınmaz hissesini 20.03.2019 tarihinde satarak buradan elde ettiği bedel ile 80.000,00 TL harici satış bedelini davalıların murisine ödediği kanaatine varıldığı, davacı ile davalıların murisi arasında yapılan harici taşınmaz satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu, sözleşme geçersiz olduğundan rayiç değere hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; denkleştirici adalet ilkesi uyarınca yapılan hesaplamanın gerçeği yansıtmadığını, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın da o kadar olması gerektiğini, gerçek zararın tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalma olduğunu, Mahkemece; Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre davacının ödediği satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı alım gücü, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak uzman bilirkişi vasıtasıyla hesaplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece gayrimenkul değerleme uzmanı ve bağımsız denetçiden bilirkişi raporu alması gerekirken, alanında uzman olmayan mali müşavir tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili; mesaj içeriklerinin bizzat muris tarafından yazıldığı hususu net olmadığı için yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini, sunulan mesajların bir an için muris tarafından gönderildiği kabul edilse dahi, mesajlarda murisin 80.000,00 TL aldığına dair bir ibare bulunmayıp aksine 80.000,00 TL vereceğine ilişkin bir mesaj bulunduğunu, davacının murise 80.000,00 TL ödeme yapacak bir geliri bulunmadığını, dava konusu taşınmaza yapıldığı iddia edilen masrafların o dönem davacının diğer oğlu tarafından açılan işletme için yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; adi yazılı gayrimenkul satım sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde taşınmazın güncel değerinin yahut ödendiğini iddia olunan satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ulaştığı değerin tahsili istemine ilişkindir. Davacının iddialarının inanç sözleşmesi niteliğinde olduğu, inanç sözleşmesi nedeniyle iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, sunulan yazışmaların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup dinlenen tanık beyanlarıyla davacının iddiasını ispatladığı, geçersiz sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda alınan denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenen bedelin tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.