Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3576 E. 2026/2378 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3576
- Karar No
- 2026/2378
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1739 E., 2025/395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/587 E., 2022/190 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının 2016 yılında 4.000.000,00 TL'ye ihtiyaç duyduklarını söyleyerek müvekkilinden borç istediğini, 6 farklı tarihte toplam 1.520.000,00 TL'yi üç ay vadeli borç olarak verdiğini ancak aradan geçen süreçte borcun ödenmediğini ileri sürerek; toplam 1.520.000,00 TL'nin her birinin borç olarak verildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu edilen borcun müvekkilinin eski eşi ... namına ancak müvekkili hesabına gönderildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca ... tarafından 400.000,00 TL'lik meblağın davaya konu borç karşılığı davacıya ödendiğini ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya havale edilen bedele yönelik dekont örneklerinde davaya konu alacağın borç olarak verildiğine dair kaydın yer aldığı, davacının ödemenin borç olarak verildiğine dair ispat yükünü yerine getirdiği, davalının ise, havalenin kendisi namına değil dava dışı eşi namına yapıldığına dair savunmasını yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğu, ancak ispata yarar senet bulunmadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde sair bir belge de olmadığı, davalının savunmasını tanık delili ile ispat etmesinin mümkün olmadığı, davalının açıkça yemin deliline dayandığı, davalı tarafından davacıya yemin teklif edildiği ve davacı asılın hazır bulunduğu celsede yemini eda ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.520.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya dayanak banka dekontları üzerinde yapılan incelemede, 6 farklı EFT işlemi ile toplamda 1.520.000,00 TL'nin " 3 ay içinde ödenmek üzere borç -3 aylık borç olarak verilmiştir - 3 ay vadeli borç olarak gönderilmiştir- 3 ay sonra ödenmelidir " açıklamaları ile davalı hesabına gönderildiği, bu suretle borç iddiasının ispatlandığı, davalının borcun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödendiği karşı iddiasını ispatla yükümlü olduğu, yargılama safahatında ibraz edilmeyip istinaf aşamasında ibraz edilen ve kesin ödeme belgesi niteliği taşımayan protokolün istinaf aşamasında da değerlendirilemeyeceği, gerek dava değeri gerekse delil başlangıcı bulunmadığından iddianın tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalı iddiasını ispat için yemin deliline dayanmış ise de davacı yanca yeminin eda edilmesi karşısında bu yolla da iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkilinin eski eşinin ekonomik sıkıntıda olduğu dönemde davacıdan borç istediğini, müvekkili adına kayıtlı taşınmaz üzerine davacı lehine iki adet ipotek tesis edilerek toplam 1.520.000,00 TL gönderildiğini, müvekkilinin eşi tarafından borca mahsuben ödenen 400.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye borcun 1.120.000,00 TL olduğunu, ancak davacının ilk ipotek tesis işleminden önce elden 1.500.000,00 TL ve ikinci ipotek tesis işleminden önce elden 1.050.000,00 TL verdiği iddiasıyla müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipler başlattığını ve son olarak da temyize konu eldeki davayı açtığını, ancak mahkemece dava konusu alacak yönünden önem arz ettiği halde icra takip dosyalarının ve bu dosyalara bağlı açılan menfi tespit davaları ile protokollerin celp edilerek incelenmediğini, ayrıca dava konusu ipoteklerin müvekkilinin iradesi hilafına tesis edildiğini ve aşırı yararlanma durumunun söz konusu olduğunu, davaya konu edilen alacağın mükerrer alacak olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin eşi tarafından davacıya gönderilen 400.000,00 TL ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini, sunulan protokolün 16.11.2018 tarihi itibarı ile tarafların alacak - borç durumu ile kurulacak 2. ipoteğe ilişkin usul ve esasların belirlenmesine ilişkin olup, davacı asil tarafından banka kanalıyla müvekkile gönderilen paralar (dekontlar) ve tapuda tesis olunan ipoteklerle desteklendiğini, bu nedenle delil başlangıcı niteliğinde ve içerik olarak da, 1.520.000 TL'lik dava konusu borcun mükerrer ve 400.000 TL'lik kısmının da ödendiği ortaya koyan bir borç ödeme belgesi olduğunu, hile ve gabin iddialarının her türlü delille ispatlanabileceğini, bu hususta tanık dinlenmesi ve gerekirse bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Yargılama aşamasında ibraz edilmeyip istinaf aşamasında ibraz edilen ve kesin ödeme belgesi niteliği taşımayan protokolün istinaf aşamasında ve temyiz aşamasında dikkate alınamayacağı, davacının banka havalelerinde yer alan açıklamalar ile davalıya borç verdiği iddiasını ispatladığı, borcun ödendiğine dair ispat yükü üzerinde olan davalının ise ödeme iddiasını ispatlayamadığı, 400.000,00 TL'lik ödemenin davacı tarafça 1.500.000,00 TL'lik ipoteğe esas teşkil eden dava dışı borçtan mahsup edilerek 1.100.000,00 TL üzerinden takip başlatıldığı, daha önce başka bir borçtan mahsup edilen ödemenin dava konusu borçtan mükerrer olarak mahsup edilemeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.