Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3626 E. 2026/494 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3626
- Karar No
- 2026/494
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1799 E., 2025/860 K. DAVA TARİHİ : 24.05.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/100 E., 2023/295 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının iş sahibi olduğu ...Sulaması 1. Kısım Malzeme alımı konulu, 2018/5...kayıt numaralı ihalesini üstlendiğini, bu kapsamda taraflar arasında 05.02.2019 tarihli sözleşme imzalandığını, davalının sözleşmenin imza tarihinden sonra hiçbir zaman ifaya yönelik hareketlerde bulunmadığını, hiçbir mala ilişkin sipariş talimatı vermediğini, idare ile yapılan şifahi görüşmelerde ise bunun sebebi ödenek yokluğu olduğunun ileri sürüldüğünü, davalının 10.04.2020 tarihli yazısı ile sözleşmeyi fesih ve tasfiye ettiğini bildirdiğini, davalının davacının uğramış olduğu zararları tazmine ise yanaşmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 125/3. maddesinde alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu menfi zarar karşılığı şimdilik 15.000,00 TL'nin fesih tarihi olan 10.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 11.04.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla toplam 434.917,20 TL'nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; sözleşmenin (44.) maddesine göre tasfiye işlemi gerçekleştiğini, menfi zararın söz konusu olmadığını, sözleşme düzenlendiğinden damga vergisinin iade edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda damga vergisi 250.378,90 TL, ihale karar pulu 150.280,16 TL, kik payı 13.205,64 TL, teminat mektubu masrafı 21.052,50 TL olmak üzere toplam 434.917,20 TL menfi zarar bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 434.917,20 TL'nin 419.917,20 TL'sinin ıslah tarihi olan 11.04.2023 tarihinden, 15.000,00 TL'sinin ise dava tarihi olan 24.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmenin (44.2.) maddesi gereğince davacının tazminat talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığı, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacı bakımından hukuken geçerli ve bağlayıcı olan söz konusu sözleşme hükmü kapsamı nedeniyle dava konusu taleplerin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sözleşmenin (44.2.) maddesinin hatalı yorumlandığını, bu konuda Anayasa Mahkemesine 2025/32286 başvuru no.su ile bireysel başvuruda bulunulduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin (44.2) hükmünü bir feragat olarak kabul edilmekle birlikte doğmamış bir haktan feragat edilemeyeceği de yerleşmiş içtihatlardan olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13. maddesinin 4.fıkrasına göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan menfi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile yukarıda yer verilen hukuk kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tarafları bağlayan sözleşme hükümleri (taraflar arasında akdedilen sözleşmenin (44.2.) ve/veya inşaat yüklenicisinin yapım sözleşmesi hükümlerini yerine getirememesi, cezalı çalışması, fesih vs. nedenlerle yapım işinin süresinin fiilen uzaması veya fesih/tasfiye nedenleriyle yeniden ihale edilmesi vs. nedenlerle boru alımı işinin de süresinin uzaması veya üreticinin kusuru dışında yapım işinin gecikmesi, boşaltma yapılamaması, ödenek yetersizliliğine bağlı üretim siparişi verilememesi vs. gibi İdareye ve inşaat yüklenicisine bağlı nedenlerle işin yerine getirilmesinin gecikmesi gibi hallerde üreticiye herhangi bir tazminat veya ilave bir bedel ödenmeyecektir.” şeklinde düzenleme) çerçevesinde davacının tazminat talebinin haklı olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir (Emsal; Dairemizin 06.06.2023 tarihli ve 2023/176 E., 2023/1790 K. sayılı ilamı). 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/4. fıkrası “ Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” hükmünü içermektedir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin reddine dair verdiği kararda davalı lehine ...Ü.T. 13/4. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının III başlıklı kısmının 4 numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine; ''Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.