Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3062 E. 2026/543 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3062
Karar No
2026/543
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/399 E., 2025/681 K. DAVA TARİHİ : 14.10.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/680 E., 2023/523 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Ankara İli .... İlçesi ... Mevkiinde kain ve Yukarı ... Mahallesinde bulunan yapı nedeniyle 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca hak sahibi olduğunu, bu bölgenin ...Vadisi 4. ve 5. Etapları Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı olarak ilan edildiğini, müvekkili ile davalı ... arasında 07.05.2007 tarihli tapu tahsis belgeli tesis sözleşmesi başlıklı konut sözleşmesi aktedildiğini ve bir adet konut verilmesi karşılığında taşınmazın devredildiğini, ancak konutun teslim edilmediğini, sözleşmenin imzalanmasından itibaren makul sürenin geçmesi nedeniyle taahhüt edilen evin teslim edilmesinin artık bir önemi ve faydasının kalmadığını ileri sürerek; ifa yerine geçen müspet zararın belirlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL'nin davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.06.2023 tarihli ıslah dilekçesinde talebini 1.532.980,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafın taahhüdünü yerine getirmediğini, davalı idarenin bir kusurunun bulunmadığını, sözleşmenin feshini gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını, idarenin taahhütlerinin halen devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının davacıya teslim etmeyi taahhüt ettiği daireyi teslim etmediği, teslim etmesi gereken makul sürenin de dava tarihi itibariyle geçtiği, davalının sözleşmenin halen geçerli olduğu iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı, sözleşmenin ifa olanağının kalmadığı, davacının ortaya çıkan zararı davalıdan talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü 1.832.980,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacının sözleşmeden doğan borcunu ödemesine rağmen dairenin makul teslim süresi içinde hak sahibi davacıya teslim edilmediği, sözleşme konusu dairenin makul teslim süresinin geçtiği, buna göre hak sahibi davacı açısından sözleşmede taahhüt edilen dairenin verilme şartlarının ortadan kalktığı, bilirkişi raporu ile belirlenen daire rayiç bedelinin emsallerine uygun olduğu, davalının sözleşmeye göre edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacının seçimlik hakkından ifayı reddedip müspet zararın tazminini isteyebileceği, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili; davacı ile imzalanan sözleşme gereğince taahhütlerinin devam ettiğini, davacının "Dikmen Vadisi 4. ve 5. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi imar planı ve buna dayalı kamulaştırma işlemleri ile ilgili olarak iptal ya da bedel artırım davası için yargı yoluna gitmeyecektir." taahhüdünde bulunmasına rağmen taahhüdünü yerine getirmediğini, konutların inşası için 01.06.2023 tarihli protokolün düzenlendiği ve 05.06.2023 tarihinde yer teslimi yapılarak çalışmalara başlandığını, projeden dolayı hizmet kusuru bulunmadığı gibi olayda davacının bir zararının da olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı vekili; bilirkişi raporunda 120 metrekare dairenin gerçek ve güncel değerinin çok düşük hesaplandığını ve emsal satış ilanlarına göre kıymet taktiri yapılmadığını, 120 metrekare dairenin Ekim 2021 itibarıyla serbest piyasa değerinin tespitinin gerektiğini, dairenin gerçek değerinin emsallerine göre çok daha fazla olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kentsel dönüşüm projesi kapsamında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ifa olanağının ve faydasının kalmaması sebebi ile ifa yerine geçen müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı Belediyenin sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede daireyi teslim edemediği, bu durumda davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında seçimlik haklardan yararlanabileceği, davalının imar planının iptali nedeniyle edimini ifa edememesinden doğan zararın, davacıya teslim edilmesi gereken konutun dava tarihi itibariyle bilirkişi tarafından belirlenen rayiç bedeli kadar olduğu anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3062, K. 2026/543, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3062-e-2026-543-k-95b48303bf99