Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1960 E. 2025/5552 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1960
Karar No
2025/5552
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2101 E., 2025/546 K. DAVA TARİHİ : 31.10.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan)Ankara 13. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/192 E., 2024/344 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin eşinin davalıya ait otelde konaklarken 07.09.2016 tarihinde denizde boğulduğunu, 04.12.2016 tarihinde yoğun bakımda vefat ettiğini, otopsi raporunda boğulma sonucunda vefat ettiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin, can kurtarma bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle davalı aleyhine Ankara 7.Tüketici Mahkemesi'nde 2017/2 31... /274 Karar sayılı dosyasıyla tazminat davasını açtığını, yapılan yargılama sonucunda davalının %80 kusurlu olduğu belirlenerek 217.210,61 TL maddi tazminata karar verildiğini, kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğini, ancak bu davada maddi tazminat hesabının aktüerya raporunun düzenlendiği 2019 yılı verilerine göre yapıldığını kararın 2023 yılında kesinleştiğini aradaki zamanda paranın alım gücünün düştüğünü, asgari ücrette önemli değişiklikler olduğunu, davalının tehiri icra kararı alması nedeniyle müvekkilinin hak kaybına uğradığını, bu nedenle tekrar aktüerya hesap bilirkişisinden rapor alınarak bugünün verilerine göre tekrar maddi tazminatın hesaplanması ve aradaki farkın ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'lik maddi tazminatın olay tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, Ankara 7. Tüketici mahkemesinin 2017/231 E. 2020/274 K. sayılı kararı kesin hüküm teşkil etmekte olup davacının yeniden tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, tehiri icra süresince faiz işlemiş olması nedeniyle davacının hakkının korunduğunu, müvekkilinin olayın gerçekleşmesinde kusurunun olmadığını olayın halk plajında gerçekleştiğini, can kurtaran ve doktor bulunduğunu ve doktorun müdahale ettiğini, maktulün alkollü olması nedeniyle boğulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2024 tarihli kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin ilk kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2024 tarihli kararıyla önceki davanın kesin hüküm teşkil etmediği gerekçesiyle kaldırılmasına, dosyanın yargılama yapılmak üzere iadesine karar verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın hukuki sebebinin asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan zararın tahsiline yönelik olduğu, önceki davada, davanın açıldığı tarihteki koşullara ve o tarihteki asgari ücret tutarının dikkate alınarak tazminat tutarının hesaplandığı bu hususun yargıtay onamasından da geçtiği, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, yasa hükmü ile (3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun) geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların, TBK'nun 122. maddesinde öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak belirtilip, bunların doğurduğu olumsuzluklar gerçek zarar olarak gösterilemeyeceği, uğranılan zararın yasa hükmü ile belirlenen zarardan fazla olduğu iddia edilerek TBK'nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık yasa koyucunun zararın oranını belirlemek için kullandığı ,dikkate aldığı, değerlendirdiği ölçülere ve bunların "maruf ve meşruh" oldukları olgusuna değil, davaya özgü, somut vakıalara dayanılması ve bunların da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanması gerektiği, öte yandan, sadece ilk yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle davalı tarafa kusur yüklenmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesinde düzenlenen aşkın (munzam) zarar istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere göre mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, taleplerinin munzam zarara ilişkin olmadığı artan zarara ilişkin ek tazminat talebi olduğunu, müvekkilinin hakkettiği tazminatı geç almış olması nedeniyle ekonomik dalgalanmalar ve asgari ücretteki değişimler nedeniyle hakkettiği tazminat miktarının arttığını, müvekkilinin bugün dava açmış olsaydı güncel asgari ücret üzerinden destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanacağını, bu durumunun müvekkilinin bilemeyeceği ve bilmesi mümkün olayan ekonomik süreçler nedeniyle hakkını erken araması nedeniyle cezalandırılmış duruma düşürdüğünü belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, destekten yoksun kalma tazminatının, daha önce açılmış tazminat davasında tazminatın hesaplanma tarihinden, hükmün kesinleşip tazminatın tahsil edilmesine kadarki geçen sürede paranın alım gücündeki düşüş ve asgari ücretteki değişiklik nedeniyle yeniden hesaplanarak aradaki fark kadar oluştuğu iddia edilen zararın tazminine karar verilmesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye, destekten yoksun kalma tazminatının ileride doğacak zararları da kapsayan peşin sermaye değeri olması nedeniyle hükümden sonra meydana gelen paranın alım gücündeki azalma ve asgari ücretteki farkın yeniden hesaplamayı gerektirmeyecek olmasına, ekonomik şartlardaki değişimin artan zarar olarak kabul edilmemesine, ilk açılan tazminat davasında bu değerin hesaplanarak tahsiline karar verilmiş ve hükmün Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmiş bulunmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11. 2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1960, K. 2025/5552, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1960-e-2025-5552-k-4f8e877488cb